Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Yüreğin Kılavuzu Mademki Bülbüldü

Yüreğin Kılavuzu Mademki Bülbüldü




Renkler ektim yüreğin dergâhına ve nüksetti zaman.

Ne öfke barındı ne yalan ne de sıradan gülüşler ve sevişler.

Sözcüklerdi mağduriyetimi dile getiren takriben bin yaşında bir seyyah oysaki yeni doğmuştu ve de ışımıştı gece.

Üşüyendi toprak.

Üşüyendi altında yatan toprağın:

Kaç metre idi o kefen bezi kaç dergâh yıkmıştı zalim kaç bin masumunsa kanına girmişti?

Tok sesli idi kader.

Ve vakur.

İsyankâr olansa zaman dünde kalan bir takvim yaprağına sarılıymışçasına dünde kalsa da ihanet güne taşımıştı o gizemli rivayet.

Ve çöreklenen rehavet:

Ederi neydi sahi şairin?

Kimliği ayan beyan saf tuttuğu kadar yüreğin ve iyiliğin…

Ah, coşkusuna nifak sokanlar.

Dermanı Allah’ta olan neyse kendilerini tanrı sayanlar.

Haşa, Rabbim, haşa…

Dese de şair ve kılı kırk yarsa da bir deli taşı atmıştı ya o kör kuyuya…

Endamlı yalanlar.

Şuh sesinde şehvetin.

Doğru olan neyse taban tepen kalem ve yırtık duvağı çocuk gelinin…

Soytarı hevesler ve cahil gülüşler ve kahkahalar gel gör ki biri ölürken acısından bu muydu insanların reva gördüğü?

Açlığın illet değil bir rahmet olduğu gerçeği ve Ramazanı hakkıyla yaşamak Hakkın yolunda selamete çıkmak iken olması gereken ve olmaması muhtemel ne varsa ederi ve oluru onay görse de zalimin elinde tokmak oysaki kapıyı çalandı Ramazan davulcusunun emek dolu tokmağı ile kalplere seslendiği…

Renkler cebbar.

Karanlıksa haset dolu.

Ve yeryüzü merhamete ve sevgiye hasret…

Acısı yüzüne vurmuş iken aç çocuğun…

Bedel ödeyen insanlar durduk yere…

Elbet vardı bir hikmeti ve gelecekti zamanı…

Sağ salim kavuşmaksa mutlu sona ve huzurun adı ve huzurun tadı…

Bilenler söylemezken.

Söyleyenler ise bilmezden gelirken…

Aşkın kursağına takılı o tek kırıntı ve işte nasiplendiği kadar insan o tek kırıntıdan ve anbean büyüyen bir rahmet bir umut ve sevgi ki…

Teselli babında tecelli edecek iken illa ki.

Aşkın evreleri.

İnsanların telaşı.

Oysaki sakince yaşamalı ve geçirmeliydi zamanı.

Vuku bulmadan ecel.

Azat edilmese de yürek.

Azap kuşları firarda.

Afaki aşklarsa günümüzde nasıl da revaçta.

Boyun eğmekse kadere elbet aklı verendi Rahman ve çabaladığı kadar sabrına delalet o canhıraş mücadele ile de çıkacaktı elbet ve de Allah’ın izni ile feraha…

Göğün müridi kuşlar.

Yerkürenin müridi iken toprak.

Ve toprağın altında yatan bedenler.

Ruhlarına kavuşmakla ruh bedenden ayrılırken de yaşanan o rivayet…

Ölmeden ölenler bir miydi sahi, kırmızı gözleri ile öfke saçan şeytana denk miydi seven yürekler?

İnancın gücü ve umudun sesi.

Şevki huzurun ve İlahi Aşkın neferi ve ezeli ebedi ibadeti mümkün müydü bir tutmak yalanla semiren bedenlerle?

Bedenine tapan kılavuzu ise karga iken cehaletin ve bilginin doruğunda Rabbin rahmetine duyduğu özlem ile yollar arşınlayan dervişin yırtık cübbesi ve aşkın da asası:

Devasa bir asa iken yüreğin kılavuzu mademki bülbül idi…

O halde Hakkın yolunda Hakkına kavuşmak adına hakkıyla yaşamak kadar da insan olabilmenin rahmeti ve hakkaniyeti nasıl da saklıydı Rabbin İlahi Makamında…

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Yüreğin Kılavuzu Mademki Bülbüldü

Yüreğin Kılavuzu Mademki Bülbüldü

GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK...