Sükutun gizeminde ilerleyen
Buzdağı misali eriyordum her gün.
Ama insandım, görmüyordum şimdi.

Arabesk müziğinin katlandığı o gün,
Vesvese kırbacımın altında aklım dönüyordu.

Hüznümün döngüsüyle uçan uçurtmam
Yolcu olurdu harikalar diyarına.

Felç olan aklım bulut olmuş, uçuyordu.
Yakın, uzak fark etmez; görmüyorsan eğer.

Derinliğine, derinliğine görmek!
Görmek bu değil miydi zaten?

Eriyen buzdağımdı okyanusu taşıran.
Mevlevi semasıyla ummanında dönen ben,
Girdabımdı derinliğine koşan, 
Yakın, uzak fark etmez; görmüyorsan eğer.

Derinliğine, derinliğine görmek!
Görmek bu değil miydi zaten?

Güneş doğsa da, ama gözün karanlığı kör etmişti bizi.
Gecenin karanlığını gündüzden silen Rabbim,
Gören gözler görsün artık.

Buzdağları erisin;
Yeni doğan gün açsın,
Rengarenk çiçeklerinle…
Bahar gelsin.

( Eriyen Buzdağı başlıklı yazı Mehmet Tevfik ELTAS tarafından 10.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu