Ezelden giyilen nazlı bir hilal,
Seçersin aşığın, yıldızın Bilal,
Kâbe’nin içinde varılan bu hâl,
Tarifsiz şüheda, konmayan helâl.
Toprağa sinmiştir, kan mı ararsın?
Uğruna verilen can mı sorarsın?
Dünyanı yırtacak an mı yorarsın?
Vuslatın doğarken Hakk’a koşarsın…
Ey şehit, ey âşık, ey şanlı hüzzam,
Ruhunda yankıdan kutlu bir kelam,
Seçilmiş bedenin, çağrın intizam,
Seninle sürer; bu dava, bu nizam.
Asırlar zamana bastığın yerde,
Sana yok esaret, dalgalan gökte,
İncinmez bülbülün, yangının tende,
Alnında hilalin, yıldızın bende.
Secdede alınlar öperken seni,
Bu dava sürer hep, çağırır beni,
Terk eder karanlık afakım yeni,
Ay yıldız el ele, tek vatan geni.
Mehmet’in kanını giyinen sancak,
Ezelden ebede sarsılmaz ancak,
Sen şehit oğlusun, unutma dayan,
Bırakma vatanı — sahip çık, uyan!
Yazarın
Önceki Yazısı