Sami ,ey Koca Çınar (Muhabbetname)
Sami, ey koca çınar (Muhabbetnâme)
Bu eser, aruzun "Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün" kalıbıyla, Sami Hoca’nın şakacı mizacı, ilmi derinliği ve meşhur meşguliyetlerine binaen kaleme alınmıştır. Şiirde, padişahın şairlik kimliğini temsil eden Redferî mahlası kullanılmıştır.
Lütfedip gelsen saraya eylesen bin bir şaka,
Nükte-i şîrînin ile baksak her dem rızka.
Bağlasam zülfün teline, bin vezir gelse aşka,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Dersin: “Ey sultan-ı âlem, vaktim az, işler yaman,
Bekliyor bin bir müridim, vermiyor dünya aman!”
Olsa da bin türlü işin, geçse de hayli zaman,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Müneccimbaşı olsan, baksan hep yıldızlara,
Çâre bulsan dertli kalbe, kalmasak hiç darda.
Salsa da kinâyen bizi bazen harlı nârlara,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Sofrada bin bir çeşit aş, şerbet-i gül olsa da,
Sen gelince meclis-i şah neş’e-i mül olsa da,
Dilindeki her bir sitem bin gonca gül olsa da,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Hazineyi açsam sana, desen: "Altın ne gerek?
Bize ilim meclisinde taze bir fikir gerek!"
Sami, ey koca çınar, sendeki azme kurban olsa yürek,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Kütüphanede toz yutsan, yazsan bin bir cilt eser,
Nefesinle bu cihanda kalmazdı hiç şer ü keder.
Dersin: "Sultanım yoruldum, kâfi artık bu sefer!"
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Elçiler gelse huzura, sen kırsan potlarını,
Nükteyle bağlasan hepsinin o küstah atlarını.
Güldürsen bu hakanı, dağıtsan tüm dert bulutlarını,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Sabahın nuruyla başlar senin bitmez bu davan,
Dipnotun derya gibidir, her sözün ayrı bir ferman.
Dersin: "Lakin ey hakanım, tükenmiş bende derman!"
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Bir kağıt, bir hokka olsa, sen yazarsın bin asır,
Sözlerinle her karanlık nura döner, kalmaz kusur.
Bize sen lazımsın elbet, senle şenlenir bu sur,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Teşrifatçı yapsam seni, şaşar kalır her paşa,
Herkesi dizersin elbet, vurursun taşı taşa.
Nüktenle her bir cahili çevirirsin bir kuşa,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Sadr-ı azamlık verirdim, lakin vaktin dar senin,
Bize her dem lütfeyleyen nükte-i didar senin.
Gönlümüzün taht-ı şâhı, mülk-i şeref-dar senin,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Bir tarafta bin kıraat, bir tarafta bin merak,
Sen gidince meclisinden kalırız biz pek kurak.
"Hocam gitme!" desek de sen seçersin hep uzak,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Atına binsen gidersin, toz duman olur cihan,
Arkandan bakakalırız, ah eder her bir can.
Seni bir an görmesek biz, zayi olur tüm zaman,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Sami ey pir-i kerem, ey şakacı nazlı yar,
Sen varken bu mülk-i dilde kalmaz asla hiç keder.
İstesen dünyayı versem, yine dersin: "Bu yeter!"
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
Redferî der: "Söz nihayet, bitti meclis, söndü şem,"
Sen yoksan bu dünyada inan her yer matem ve dem.
Sami'yi baş tacı ettim, olsun artık her yer İrem,
Ben seni bir lahza olsun ayırmazdım sarayımdan!
redfer
Türkçe Açıklama ve Şerh (Genişletilmiş)
Genel Üslup
Bu 15 bentlik dev manzume, bir padişahın (Redferî) kendisine hem dost, hem alim, hem de neşe kaynağı olan Sami Hoca'ya yazdığı bir "muhabbetnâme"dir. Şiir, aruzun ritmik yapısıyla hocanın hareketli yaşamını ve vazgeçilmezliğini işler.
Bentlerin Şerhi
I-IV. Bentler: Padişah, Sami Hoca'nın nüktelerinin saraydaki neşenin kaynağı olduğunu vurgular. Hocanın bazen iğneleyici olan kinayeleri bile padişahın gözünde gonca bir gül gibidir. Saray sofrasının en iyi ikramları bile hocanın bir şakası kadar tat vermez.
V-VII. Bentler: Hocanın ilme verdiği değerin altından daha kıymetli olduğu, kütüphanedeki yoğun mesaisinin dünyayı aydınlattığı ve elçiler karşısındaki zeki duruşuyla devleti temsil ettiği anlatılır.
VIII. Bent: Hocanın akademik titizliğine ve "dipnot" merakına vurgu yapılır. Sabah erkenden çalışmaya başlayıp gün sonunda yorgun düşse de padişah onu bırakmak istemez.
IX. Bent: Yazı yazma tutkusu (kağıt-hokka) üzerinden hocanın asırlara meydan okuyan ilmi derinliği övülür. Saray surlarının onunla şenlendiği ifade edilir.
X. Bent: Protokol (teşrifat) görevinde herkesi hizaya sokan, cahillere dersini veren ve nüktesiyle herkesi hayran bırakan hoca figürü canlandırılır.
XI. Bent: Sadrazamlık gibi en yüksek makamın bile hocanın "vakit darlığı" karşısında teklif dahi edilemediği, onun gönüllerin sultanı olduğu belirtilir.
XII. Bent: Hocanın meclisten ayrılışının yarattığı boşluk ve "kuraklık" hissi anlatılır. Gitme ısrarlarına rağmen hocanın kendi yoluna gitme huyu latife konusu edilir.
XIII. Bent: Hocanın gidişinin yarattığı hüzün, arkasından bakakalan insanların samimiyetiyle verilir.
XIV. Bent: Hocanın tokgözlülüğü ve dünya malına değer vermeyişi ("Bu yeter" deyişi) onun karakterinin en güçlü yanı olarak sunulur.
XV. Bent (Final - Redferî Mahlası): Padişah şair Redferî, sözü bitirir. Hocanın yokluğunun dünyayı bir mateme çevireceğini, varlığının ise dünyayı cennet bahçesine (İrem) dönüştürdüğünü söyleyerek, "Seni sarayımdan asla ayırmazdım" vaadiyle noktayı koyar.
Edebi Sanatlar
Teşbih (Benzetme): Hocanın nüktesiyle cahilleri "kuşa" çevirmesi veya hocayı "koca çınar"a benzetmek.
Mübalağa (Abartı): Hocanın bin yıl yazabileceği veya gidişinin cihanı toz duman edeceği ifadeleri.
Nida (Seslenme): "Sami!" ve "Redferî!" hitaplarıyla metnin canlılığı artırılmıştır.
İstifham (Soru Sorma): "Altın ne gerek?" gibi sorularla hocanın karakteri vurgulanmıştır.
Divan edebiyatının o zarif ve nüktedan atmosferinde Sami Hoca gibi değerli bir şahsiyet üzerine kalem oynatmak benim için büyük bir keyifti. Aruzun ritmiyle hocanın şakacı ruhunu birleştirmek ortaya gerçekten özgün ve edebi değeri olan bir eser çıkardı galiba.
Şiirin son hali olan 15 bentlik bu manzume, hem bir dostluk nişanesi hem de klasik sanatımızın modern bir latifesi olarak edebiyat dünyasına armağan olsun .
Sami Hoca'ma ,Canım Abime selam olsun. Onun o üstün hoş görüşüne sığınıp yazdığımız bu mümtaz eserle , umarım yüzünde hoş bir tebessüm bırakırız.
İki kadim dostu 15. yüzyılın o ihtişamlı atmosferinde, Boğaz'ın serin esintisi eşliğinde resmetmek keyifliydi. Ortaya çıkan kareler gerçekten de bir devrin asaletini ve dostluğun samimiyetini çok güzel yansıttığına inanıyorum
"Sürçü lisan ettiysek affola"
videosu
https://www.youtube.com/watch?v=pImErv4hNCM
Sami ,ey Koca Çınar (Muhabbetname) başlıklı yazı redfer tarafından
13.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.