Yola Revan Olmak
Doğu medeniyetinde zaman, dervişlerin ifadesiyle *“vakit”tir ve insan “ibnü’l-vakt” yani vaktin oğlu olmalıdır. Vaktin oğlu olmak; ana sahip çıkmayı, pazarı pazar yerinde, canı cananın yanında, kelamı tam da sırasındayken tüketmeyi gerektirir.
*
Hayat, çoğunlukla ıskaladığımız anların, geciktiğimiz durakların ve vaktinde dönemediğimiz köşelerin toplamından ibarettir. Ne kadar plan yaparsak yapalım, zaman kendi ritminde akar ve bizler sadece o akışı izlemek ya da akışın gerisinde kalmak düşer. Anadolu’nun bağrından kopup gelen, dilden dile aktarılarak adeta bir yaşam felsefesine dönüşen o meşhur kelam, bu hakikati yüzümüze bir tokat gibi çarpar: “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye.” İlk duyulduğunda mizahi bir sitem, gündelik bir hayıflanma gibi gelen bu söz, aslında derin bir kabullenişin ve kaçırılan fırsatların felsefi bir vesikasıdır.
*
Bor’un pazarı kurulmuş, tezgahlar açılmış, kumaşlar sergilenmiş ve alıcılar heybelerini doldurmuştur. Siz ise menzile vardığınızda sadece kalkan toz bulutunu ve bomboş bir meydanı bulursunuz. İşte o an, pişmanlığın en koyu rengiyle boyanır insan. Ticaret bitmiş, kısmet kapanmıştır.
Ancak hayat, Bor’un pazarından ibaret değildir. Hikayenin asıl can alıcı noktası, sözün ikinci yarısında gizlidir: “Sür eşeği Niğde’ye.”
*
"Geçmiş günü beyhude yere yad etme,
Bir gelmemiş an için de feryad etme,
Geçmiş de gelecek de faniymiş madem,
Derd etme de şu anını berbad etme."
*
Bu deyiş, sadece bir "kaçırılmışlık" hissi barındırmaz; aynı zamanda muazzam bir teslimiyet ve umut barındırır. "Bor’da nasibin yoksa, kısmetini Niğde’de arayacaksın" der. Dünyanın sonu gelmemiştir. Pazar dağılmış olabilir, sermaye tükenmiş gibi görünebilir, yaş kemale ermiş ve o çok istenen tren kaçmış olabilir. Fakat önümüzde hâlâ yürünecek bir Niğde yolu, altımızda bizi taşıyan bir binek ve göğsümüzde çarpan bir kalp vardır.
*
İnsanın en büyük yanılgısı,
kaçırdığı fırsatların yasını tutarken
önündeki yeni yolları görememesidir.
Bor’un pazarını kaçıran yolcu,
eğer yol kenarına oturup dövünmeye başlasaydı,
Niğde’deki yeni nasiplerinden de mahrum kalacaktı.
Hayat bizi bazen geciktirir;
çünkü bizim şer gördüğümüz o gecikmede,
belki de daha hayırlı
bir menzilin kapısı aralanmaktadır.
*
Hayatın pazar yerinde
bazen kalbimizi,
bazen gençliğimizi,
bazen de en güzel şiirlerimizi bırakırız.
Geriye dönüp baktığımızda
meydanda sadece anıların gölgesi kalmıştır.
Şairin dediği gibi,
“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç” diyerek
köşemize çekilmek de bir tercihtir;
"Nerede kalmıştık?" diyerek yola revan olmak da...
*
Nihayetinde kendimize sormamız gereken soru şudur: Arkada kalan pazar yerinin yasını mı tutacağız? Yoksa elimizdeki kalan son sermayeyle, yeni bir menzile doğru adımlarımızı hızlandıracak mıyız?
*
Unutmamalı ki Bor’un pazarı geçmiş olsa da, Niğde’nin yolları hâlâ yürünmek için bizi beklemektedir. Yolcuya düşen, heybesindeki umudu kaybetmeden, menzile doğru yürümeye devam etmektir.
*
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.