Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Derya Deniz Dinç Kardeşimin Şu Cümlesi


Derya Deniz Dinç Kardeşimin Şu Cümlesi…

 Yokluk ile ilgili söylenmiş güzel sözler – starfikir

Derya Deniz Dinç kardeşimin şu cümlesi, insanın varoluşsal boşluğunu ve hayatın anlamını neye bağladığını acı bir netlikle ortaya koyuyor: “Yani paramız yoksa para, evladımız yoksa çocuk, hayat arkadaşımız yoksa eş, sağlığımız yoksa sağlık hayatın anlamı oluveriyor.”

Bu ifade, ilk bakışta basit bir döngü gibi görünüyor: Eksik olan şey, aynı anda hem yokluğuyla acı veren hem de varlığıyla anlam katan tek şey haline geliyor. Para yoksa para her şey oluyor; çocuk yoksa çocuk her şey oluyor; eş yoksa eş her şey oluyor; sağlık yoksa sağlık her şey oluyor. Yani hayatın anlamı, sahip olunamayanla özdeşleşiyor. Bu, modern insanın trajedisini özetleyen keskin bir tespit: Sahip olduklarımızla yetinmeyi beceremiyoruz, sahip olmadıklarımızla tanımlanıyoruz.

Benim yorumun da tam bu noktaya değiniyor ve cümleyi daha da derinleştiriyor: “Bunlar olmazsa boşlukta tek başına yaşamak zaten sağlıksız bir hayat olmuyor mu?” Evet, oluyor. Hatta bundan daha sağlıksız, daha acımasız bir hal bile düşünülemez. Çünkü insan, doğası gereği ilişkisel bir varlık. Yalnız başına, bağsız, desteksiz, amaçsız bir varlık olarak tasarlanmamış. Para, evlat, eş, sağlık… Bunlar birer araç değil, birer ayna. Kendimizi onlarda görüyoruz, onlarla tamamlanıyoruz, onlarla anlam buluyoruz. Eksiklikleri bizi tanımladığında, aslında o eksikliğin kendisi bir tür hastalık haline geliyor. Sağlıksız hayat dediğimiz şey tam da bu: İçinde bir şeylerin sürekli eksik olduğu, o eksiğin gölgesinde geçen bir varoluş.

Düşünsene, para yoksa para her şeyse, ama para yoksa zaten o “her şey” de yok demektir. Çocuk yoksa çocuk her şeyse, ama çocuk yoksa o “her şey” de boş bir haykırışa dönüşür. Eş yoksa eş her şeyse, yalnızlık o kadar ağır basar ki insan kendi sesini bile duymaz olur. Sağlık yoksa sağlık her şeyse, geriye kalan her gün bir tür yavaş ölüm olur(gerçi ölüm bizim için kaçınılmaz olurken, yeni hayatta sonsuz yaşamanın döngüsü oluyor, var olduklarımızla sınanırken karşılığını gördüğümüz yeni sonsuz bir dünya oluyor). Bu döngüde insan, hep bir “yokluk”la yüzleşir ve o yokluk, varlığını yutar.

Ama asıl mesele şu: Bu yokluklar gerçekten hayatı anlamsız mı kılar, yoksa biz mi anlamı sadece bunlara hapsetmişizdir? Belki de asıl sağlıksızlık, anlamı dışsal şeylere bağlamakta yatıyor. Para bitse de, çocuk uzaklaşsa da, eş gelse de gitse de, sağlık yerini hastalığa bıraksa da, insanın içinde bir yerlerde hâlâ bir anlam kırıntısı kalabilir mi? Kalıyor aslında. Ama o kırıntıyı görebilmek için önce bu büyük “olmazsa”ların gölgesinden çıkmak gerekiyor.

İşte tam burada benim sorduğun soru devreye giriyor: Bunlar olmazsa boşlukta tek başına yaşamak zaten sağlıksız değil mi? Evet, sağlıksız. Hem de en derin anlamda sağlıksız. Çünkü insan ruhu, yalnızlığa, mutlak yalnızlığa dayanamaz. Ama o yalnızlık illa fiziksel bir yalnızlık olmak zorunda değil. Ruhun yalnızlığı, asıl tehlike. Para olsa da, çocuk olsa da, eş olsa da, sağlık yerinde olsa da; eğer içimizde bir bağ, bir amaç, bir sevgi, bir inanç yoksa yine de o boşlukta tek başımıza kalırız. Ve o zaman sahip olduklarımız bile bizi kurtarmaz.

Derya Deniz Dinç kardeşimin, öğretmenimin cümlesi bize bir uyarı gibi. Hayatı anlamlı kılan şeyleri kaybedince geriye kalan boşluk, aslında hep oradaydı; biz sadece onu görmezden geliyorduk. Benim yorumum ise o uyarının en insani, en çıplak hali: Evet, bunlar olmazsa sağlıksız bir hayat sürüyoruz; çünkü insan, bağ kurmadan, bir şeylere tutunmadan, birileri için var olmadan tam anlamıyla “insan” olamıyor.

Belki de çözüm, ne paradır ne evlat ne eş ne sağlık… Çözüm, o şeyleri “her şey” olmaktan çıkarıp, onları birer parça haline getirebilmekte. O zaman eksiklik gelse bile boşluk o kadar derin olmaz; çünkü anlam, sadece dışsal olanlarda değil, içimizde de bir yerlerde saklıdır. Ama yine de… O içsel anlamı bulana kadar, evet, çoğu zaman sağlıksız bir hayatta debeleniriz. Tek başına, boşlukta, bir “olmazsa”nın peşinde. Derya kardeşim yorumuma cevapla yüreğime su serpti, aynı yolda bakış farklı ve derin açımızla bakışımızın perspektifinde buluşmuş olduk. "Kıymetli Büyüğüm; elbette sağlık, evlat ya da bir hayat arkadaşı, yaşamın kıymetli duraklarıdır; onların yokluğu büyük bir boşluktur, inkâr edilemez. Ancak vurgulamak istediğim; insanın, hayatın tüm anlamını sadece kendinde olmayana hapsetmesidir. Eğer anlamı sadece eksik parçaya odaklarsak, elimizde kalan hayatın geri kalan güzelliklerini göremez, boşluğun içinde kayboluruz. Mesele, boşlukta tek başına kalmak değil; boşluğa rağmen, kendi ışığımızı söndürmeden o yolda yürüyebilme onurudur. Yoksa dediğiniz gibi, sadece eksiklerle yaşamak ruhu yorar. Ben arayışın kendisinin bir anlam taşıdığını anlatmak istedim. Yani çocuğunuz yok ise hayatın tek anlamı bir çocuk sahibi olmaya çalışmak olmamalı, paranız yoksa hayatın tek anlamı paraya ulaşmak için her yol mubah olmamalı, felç olduksa neden felç oldum diye dövünmek olmamalı, demek istiyorum. Aşk ile eyvallah."

Belki de en dürüst cevap şudur: Hayatın anlamı, onu aramaktan vazgeçmediğimiz sürece vardır. Aradığımız sürece, sorduğumuz sürece, acıdığımız, sevdiğimiz, öfkelendiğimiz, umut ettiğimiz sürece… Anlam, tam da o hareketin kendisindedir. Durağan bir cevap değil; yaşayan, nefes alan, yaralanan bir süreçtir. Ve belki de insan olmanın en derin tanımı budur: Anlamı olmayan bir dünyada, yine de anlam arayan tek varlık olmak, sürçü lisan ettim ise af ola kardeşim,  can öğretmenim, sevgi ve selamlarımla.

Mehmet Aluç

 Kaynak: Hayatın ta kendisi...


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Derya Deniz Dinç Kardeşimin Şu Cümlesi

kul mehmet kul mehmet