Sen Ruhumda Sönmez Bir Ateş Yakıp da Gittin
Sen ruhumda sönmez bir ateş yakıp da gittin
(HASRET-NÂME)
Bu eser, klasik edebiyatın ritim kalıplarıyla yazılmış, her biri beşer mısradan oluşan (Muhammes) bir şiirdir. Şiirin tamamında "ayrılık" teması, insanın dünyasını başına yıkan, ruhunu yaralayan sarsıcı bir olay olarak işlenmiştir.
Vezin: Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
*
Koptuysa kopar hablü’l-emeller o mahalden
Düştü dil-i bî-çâre bu râh-ı infisâlden
Aşkın öte veçhi midir cüdâ visâlden?
İnceldiği yerden kopuvermiş bu nihâyet
Sen rûhumu bî-kes bırakıp ansızın gittin
Meş’ûm o sâat kıldı bütün ömrü muattal
Seyl-i sirişkim eyleyemez neş’eyi muhtal
Aşkın yarısı nâr-ı firâkmış meğer ey dâl!
Lâl oldu bu dil, ruhda o mahşer-i âvâz
Sen kalbe müebbet kederi hıfzedip gittin
Yorgun düşerse mürg-i gönül, nutku tutulur
Gûyâ dilsiz kalıp ateş-i hicrân yutulur
Zikrettiğim esmâ-yı cemâlin de unutulur
Bî-çâre gidişin ki bana bir dertli masaldır
Sen bağrıma bin dâğ-ı firâk ekleyip gittin
Bend-i derûnum, adın artık dile memnû’
Rü’yâda hayâlin, bütün ümmîdler mektû’
Cenk eylesem hicrânla, bu mağlûb-ı rücû’
Giderken ardına bakma, bu veda şânına lâyık
Sen ömrümü bir hiçe fedâ eyleyip gittin
Nân-ı visâle sürdün o gün zehr-i firâkı
Aşkınla doyan rûhun olur mu hiç felâkı?
Tahrîr ederim hûn ile bu sûz u iştiyâkı
Lutfunla cihân cennet iken şimdi cehennem
Sen sarsılan bu cânı mahrûm eyleyip gittin
Bezm-i mahabbet, el-vedâ ile mi münkati?
Şâd olan gönül, yâr elinden mi mürteci?
Vîrâne bu ömrün yeniden var mı mürtefi?
Mecmûa-i aşk bitti ey mâh, izle nisyânı
Sen gönül bezminden el-çekip sessizce gittin
Mevte müsâviymiş bu firâk, şimdi ayân oldu
Cânı sakınırken, tenim nârlara doldu
Senden gayrı ne varsa hayât benden de soldu
Kâtil değilsin belki, bir taze gülü pâ-mâl edensin
Sen nev-res tomurcuğu hebâ eyleyip gittin
Keşke o demler dâim fânûs-ı hayâlde mahfûz olaydı
Sûz-ı sînem sönüp, bu kul vuslatı bulaydı
Hükm-i kazâ rûha her dem neşe dolaydı
Feryâd-ı hazînim duymaz oldu bu cihân
Sen mâziye bin dâğ-ı keder ekleyip gittin
Lutfun kesildi, bezm-i adâvet de kalmadı
Ağyâr olduk birbirimize, kimse sormadı
Gönül dergâhında yerin bir türlü dolmadı
Zelîl bir tenhâlık bakî kaldı, sen gittin o kaldı
Sen ömrümü bir meçhûle râm eyleyip gittin
Derdin devâsı gayrı değil, mültecâm sendin
Şeb-i yeldâda parlayan şem-i ziyâm sendin
Gönül dâğında açılan yara, tâc u kâm sendin
Sen gitsen de ey dost, ben o maktelde kaldım
Sen bende kalıp, benden uzağa öylece gittin
Redferî bu dert ile rûhun pây-mâl eyledi
Hicrânını her mısrâda bin âh ile söyledi
Aşkın sonu gelmez harâbe, felek neyledi?
Pây-ı râhına bakmak kaderimmiş nihâyet
Sen rûhumda sönmez bir ateş yakıp da gittin
Bir bî-gâne misâli geçtin bu cihândan
Vazgeçmişim artık vefâsız olan her cândan
Sıyrıldı hayâlin süzülüp çeşm-i giryândan
Zahm-ı derûnumun izini her gece sayarım
Sen her şeyi yıkıp da benden ezerek gittin.
redfer
*
BÖLÜM BÖLÜM GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE AÇIKLAMASI
I. Bent: Yolun Sonu ve Kopuş
Sadeleştirme: Umutların bağlandığı o bağ koptu; zavallı gönül kendini bir anda ayrılık yolunda buldu. Şair, "Acaba aşkın diğer yüzü ayrılık mıdır?" diye sorar. Her şeyin bittiği o an, inceldiği yerden kopmuştur; sevgili, şairi kimsesiz bırakıp gitmiştir.
II. Bent: Hayatın Durma Noktası
Sadeleştirme: O uğursuz ayrılık saati geldiğinde bütün hayat durdu. Gözyaşları artık durdurulamaz bir sel gibidir ve insanın içindeki tüm neşeyi silip süpürür. Ayrılığın aşkın yarısı olduğu, dillerin tutulup ruhun sessiz çığlıklar attığı bu anda, şair kederi kalbine bir ömürlük mahkûm etmiştir.
III. Bent: Çaresizlik ve Unutuş
Sadeleştirme: Gönül kuşu bu yükten yorulunca insanın konuşacak dermanı kalmaz; sanki ayrılık ateşini kendi içinde yutar da dili tutulur. Sevgilinin o eşsiz güzelliğini anlatan isimler bile hafızadan silinir. Bu gidiş, ucu gelmeyen dertli bir masal gibidir ve şairin kalbine binlerce yeni yara açmıştır.
IV. Bent: Yasaklı İsim
Sadeleştirme: Kalp kapıları artık kapalıdır ve sevgilinin adını anmak dile yasaktır. Geleceğe dair bütün umutlar kesilmiş, hayaller yarım kalmıştır. Ayrılık acısıyla ne kadar mücadele edilirse edilsin, sonuç hep yenilgidir. Şair, "Giderken arkana bakma, bu veda sana yakışır" diyerek sitemini dile getirir.
V. Bent: Acılaşan Anılar
Sadeleştirme: Bir zamanlar huzur veren o kavuşma günlerine sevgili şimdi ayrılık zehri katmıştır. Artık bu aşkın özlemini mürekkeple değil, kanlı gözyaşlarıyla kağıda döker. Sevgili yanındayken dünya cennet gibiyken, gidişiyle her yer cehenneme dönmüştür.
VI. Bent: Aşk Defterinin Kapanışı
Sadeleştirme: O büyük sevgi meclisi bir veda ile son bulmuştur. Eskiden mutlu olan gönül, şimdi sevgiliden bir merhamet bekleyemez. Aşk kitabı kapanmıştır; sevgili artık bir ay gibi parlayan yabancı bir hayaldir. Meclisten sessizce çekilip gitmiştir.
VII. Bent: Yaşarken Ölmek
Sadeleştirme: Ayrılmanın aslında ölmekle aynı şey olduğu şimdi anlaşılmıştır. Şair sevgilisini canı gibi korumaya çalışırken kendi bedeni ateşler içinde kalmıştır. Giden kişi belki fiziksel bir kâtil değildir ama açmamış bir çiçeği (umudu) ezip geçen vicdansız bir yolcudur.
VIII. Bent: Keşke Zaman Dursa
Sadeleştirme: Şair, "Keşke o güzel günler bir cam fanus içinde saklı kalsaydı da hiç bozulmasaydı" diye iç geçirir. Eğer kader izin verseydi de vuslat (kavuşma) gerçekleşseydi bu acılar çekilmezdi. Fakat dünya bu feryadı duymaz; geride sadece geçmişe eklenen ağır bir keder kalır.
IX. Bent: İki Yabancı
Sadeleştirme: Bu ayrılık ne dostça olmuştur ne de bir düşmanlık kalmıştır. Birbirini tanımayan iki yabancıya (ağyâr) dönüşülmüştür. Kalpteki boşluk asla dolmaz. Herkes gitmiştir, sevgili de gitmiştir ama "yalnızlık" şairi terk etmeyip onunla kalmaya devam etmiştir.
X. Bent: Karanlıktaki Mum
Sadeleştirme: Dertlerin devası başkası değil, yine sevgiliydi. En uzun ve karanlık gecelerde şaire ışık veren mum oydu. Şimdi ise aşkın kurban edildiği o yerde şair tek başına kalmıştır. Sevgili uzaklara gitmiştir ama hayali şairin içinden bir türlü çıkmamıştır.
XI. Bent: Şairin Vedası (Redferî)
Sadeleştirme: Şair Redferî, bu aşk derdiyle mahvolduğunu, her mısrasında bir "ah" çektiğini söyler. Aşk bir harabeye dönüşmüştür. Şairin kaderi, giden sevgilinin yollarda bıraktığı ayak izlerine bakıp ağlamaktır.
XII. Bent: Yaraları Saymak
Sadeleştirme: Sevgili bu dünyadan ve şairin hayatından bir yabancı gibi geçip gitmiştir. Şair artık vefasız olan her kimseden umudunu kesmiştir. Gözyaşları arasından sevgilinin hayali süzülürken, şair her gece kapanmış gibi görünen ama aslında hep sızlayan içindeki yaraları saymaktadır.
*
GENEL KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ VE ŞERH
I. Bent: Kopuşun Başlangıcı
Hablü’l-emeller: Umut ipleri.
Râh-ı infisâl: Ayrılık yolu.
Şerh: Umut iplerinin koptuğu o an, ruhun ayrılık yoluna düştüğü andır. Şair, ayrılığın aslında vuslatın (kavuşmanın) diğer yüzü olup olmadığını sorgulayarak derin bir tezat oluşturur.
II. Bent:
Seyl-i sirişk: Gözyaşı seli.
Neş’eyi muhtal eylemek: Neşeyi bozmak, sakatlamak.
Şerh: Sevgilinin gidişiyle zaman işlevini yitirmiş (muattal), neşe yerini gözyaşı seline bırakmıştır. Şair, sevgilinin boyunu "dâl" harfine benzeterek acıyla büküldüğünü telmih eder.
III. Bent:
Mürg-ı gönül: Gönül kuşu.
Ateş-i hicrân: Ayrılık ateşi.
Şerh: Gönül kuşu yorgun düşünce diller susar (nutku tutulur). Sevgilinin güzelliğinin isimleri (esmâ-yı cemâli) bile unutulacak kadar ağır bir travma yaşanmaktadır.
IV. Bent:
Bend-i derûn: İçsel bağ, gönül kilidi.
Ümmîdler mektû’: Kesilmiş, kopmuş umutlar.
Şerh: Sevgilinin adı artık dilde yasaklı bir kilittir. Rüya ve gerçek arasındaki bağ kopmuş, şair bu ayrılık savaşında mutlak bir mağlubiyet yaşamıştır.
V. Bent:
Nân-ı visâl: Kavuşma ekmeği.
Tahrîr etmek: Yazmak, kaydetmek.
Şerh: Eskiden rızık gibi aziz olan kavuşma anlarına sevgili ayrılık zehri sürmüştür. Şair bu acıyı mürekkeple değil, kanla (hûn) yazdığını ifade ederek mübalağa sanatı yapar.
VI. Bent:
Mecmûa-i aşk: Aşk kitabı/dergisi.
Münkati / Mürteci: Kesilen / Geri dönen.
Şerh: Muhabbet meclisi dağılmış, aşkın defteri dürülmüştür. Sevgili, artık bu bezmden (meclisten) elini çekmiş ve bir yabancıya dönüşmüştür.
VII. Bent:
Mevte müsâvi: Ölüme eşdeğer.
Pâ-mâl: Ayaklar altında ezilmiş.
Şerh: Ayrılık ile ölümün bir olduğu gerçeği tecrübe edilmiştir. Şair, sevgilinin bir katil olmadığını ama nev-res (yeni yetişen) bir tomurcuğu ezip geçen merhametsiz bir yolcu olduğunu söyler.
VIII. Bent:
Fânûs-ı hayâl: Hayal fanusu.
Hükm-i kazâ: Alın yazısı, kader.
Şerh: Geçmişteki mutlu anların bir fanusta saklanması arzusu dile getirilir. Kaderin hükmü neşeden yana değil, kederden yana tecelli etmiştir.
IX. Bent:
Ağyâr: Yabancılar, başkaları.
Zelîl bir tenhâlık: Hor görülmüş, aşağılanmış yalnızlık.
Şerh: Artık ne dostluk ne düşmanlık kalmıştır; sadece birbirini tanımayan iki yabancı (ağyâr) vardır. Yalnızlık, sevgiliden daha sadık çıkmış, gitmeyip şairle kalmıştır.
X. Bent:
Şem-i ziyâ: Işık veren mum.
Maktel: Öldürülen yer.
Şerh: Sevgili, en karanlık gecede yol gösteren bir mumdur. Ancak şimdi şair, o aşkın öldürüldüğü yerde (maktel) tek başına kalmıştır.
XI. Bent:
Redferî: Şairin mahlası.
Pây-ı râh: Yolun ayağı, sevgilinin geçtiği izler.
Şerh: Şair Redferî, bu dertle ruhunun perişan olduğunu ve kaderinin artık sadece giden sevgilinin yol izlerine bakmak olduğunu itiraf eder.
XII. Bent:
Bî-gâne: İlgisiz, yabancı.
Zahm-ı derûn: İçsel yara.
Şerh: Sevgili bu dünyadan bir yabancı gibi geçmiş, şair ise vefası olmayan herkesten elini çekmiştir. Kapanmış gibi görünen yaraların izlerini sayarak hüzünlü bir sona ulaşılır.
Eserde Teşbih (gönlün mürga benzetilmesi), Tezat (cennet-cehennem, vuslat-firak), İstiare (nân-ı visâl) ve Nidâ (ey mâh, ey dâl) sanatları yoğun olarak kullanılarak Divan edebiyatı estetiği zirveye taşınmıştır.
Şiirde sevgilinin güzelliği, gidişinin yarattığı yıkım ve şairin bu durum karşısındaki çaresizliği son derece güçlü benzetmelerle (çiçeğin ezilmesi, mumun sönmesi, kitabın kapanması) anlatılmıştır.
Sen Ruhumda Sönmez Bir Ateş Yakıp da Gittin başlıklı yazı redfer tarafından
26.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.