Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Sen Ruhumda Sönmez Bir Ateş Yakıp da Gittin

Sen Ruhumda Sönmez Bir Ateş Yakıp da Gittin

Sen ruhumda sönmez bir ateş yakıp da gittin
(HASRET-NÂME)
Bu eser, klasik edebiyatın ritim kalıplarıyla yazılmış, her biri beşer mısradan oluşan (Muhammes) bir şiirdir. Şiirin tamamında "ayrılık" teması, insanın dünyasını başına yıkan, ruhunu yaralayan sarsıcı bir olay olarak işlenmiştir.
Vezin: Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
*
Koptuysa kopar hablü’l-emeller o mahalden 
Düştü dil-i bî-çâre bu râh-ı infisâlden 
Aşkın öte veçhi midir cüdâ visâlden? 
İnceldiği yerden kopuvermiş bu nihâyet 
Sen rûhumu bî-kes bırakıp ansızın gittin

Meş’ûm o sâat kıldı bütün ömrü muattal 
Seyl-i sirişkim eyleyemez neş’eyi muhtal 
Aşkın yarısı nâr-ı firâkmış meğer ey dâl! 
Lâl oldu bu dil, ruhda o mahşer-i âvâz 
Sen kalbe müebbet kederi hıfzedip gittin

Yorgun düşerse mürg-i gönül, nutku tutulur 
Gûyâ dilsiz kalıp ateş-i hicrân yutulur 
Zikrettiğim esmâ-yı cemâlin de unutulur 
Bî-çâre gidişin ki bana bir dertli masaldır 
Sen bağrıma bin dâğ-ı firâk ekleyip gittin

Bend-i derûnum, adın artık dile memnû’ 
Rü’yâda hayâlin, bütün ümmîdler mektû’ 
Cenk eylesem hicrânla, bu mağlûb-ı rücû’ 
Giderken ardına bakma, bu veda şânına lâyık 
Sen ömrümü bir hiçe fedâ eyleyip gittin

Nân-ı visâle sürdün o gün zehr-i firâkı 
Aşkınla doyan rûhun olur mu hiç felâkı? 
Tahrîr ederim hûn ile bu sûz u iştiyâkı 
Lutfunla cihân cennet iken şimdi cehennem 
Sen sarsılan bu cânı mahrûm eyleyip gittin

Bezm-i mahabbet, el-vedâ ile mi münkati? 
Şâd olan gönül, yâr elinden mi mürteci? 
Vîrâne bu ömrün yeniden var mı mürtefi? 
Mecmûa-i aşk bitti ey mâh, izle nisyânı 
Sen gönül bezminden el-çekip sessizce gittin

Mevte müsâviymiş bu firâk, şimdi ayân oldu 
Cânı sakınırken, tenim nârlara doldu 
Senden gayrı ne varsa hayât benden de soldu 
Kâtil değilsin belki, bir taze gülü pâ-mâl edensin 
Sen nev-res tomurcuğu hebâ eyleyip gittin

Keşke o demler dâim fânûs-ı hayâlde mahfûz olaydı 
Sûz-ı sînem sönüp, bu kul vuslatı bulaydı 
Hükm-i kazâ rûha her dem neşe dolaydı 
Feryâd-ı hazînim duymaz oldu bu cihân 
Sen mâziye bin dâğ-ı keder ekleyip gittin

Lutfun kesildi, bezm-i adâvet de kalmadı 
Ağyâr olduk birbirimize, kimse sormadı 
Gönül dergâhında yerin bir türlü dolmadı 
Zelîl bir tenhâlık bakî kaldı, sen gittin o kaldı 
Sen ömrümü bir meçhûle râm eyleyip gittin

Derdin devâsı gayrı değil, mültecâm sendin 
Şeb-i yeldâda parlayan şem-i ziyâm sendin 
Gönül dâğında açılan yara, tâc u kâm sendin 
Sen gitsen de ey dost, ben o maktelde kaldım 
Sen bende kalıp, benden uzağa öylece gittin

Redferî bu dert ile rûhun pây-mâl eyledi 
Hicrânını her mısrâda bin âh ile söyledi 
Aşkın sonu gelmez harâbe, felek neyledi? 
Pây-ı râhına bakmak kaderimmiş nihâyet 
Sen rûhumda sönmez bir ateş yakıp da gittin

Bir bî-gâne misâli geçtin bu cihândan 
Vazgeçmişim artık vefâsız olan her cândan 
Sıyrıldı hayâlin süzülüp çeşm-i giryândan 
Zahm-ı derûnumun izini her gece sayarım 
Sen her şeyi yıkıp da benden ezerek gittin.

redfer

*

BÖLÜM BÖLÜM GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE AÇIKLAMASI

I. Bent: Yolun Sonu ve Kopuş
Sadeleştirme: Umutların bağlandığı o bağ koptu; zavallı gönül kendini bir anda ayrılık yolunda buldu. Şair, "Acaba aşkın diğer yüzü ayrılık mıdır?" diye sorar. Her şeyin bittiği o an, inceldiği yerden kopmuştur; sevgili, şairi kimsesiz bırakıp gitmiştir.

II. Bent: Hayatın Durma Noktası
Sadeleştirme: O uğursuz ayrılık saati geldiğinde bütün hayat durdu. Gözyaşları artık durdurulamaz bir sel gibidir ve insanın içindeki tüm neşeyi silip süpürür. Ayrılığın aşkın yarısı olduğu, dillerin tutulup ruhun sessiz çığlıklar attığı bu anda, şair kederi kalbine bir ömürlük mahkûm etmiştir.

III. Bent: Çaresizlik ve Unutuş
Sadeleştirme: Gönül kuşu bu yükten yorulunca insanın konuşacak dermanı kalmaz; sanki ayrılık ateşini kendi içinde yutar da dili tutulur. Sevgilinin o eşsiz güzelliğini anlatan isimler bile hafızadan silinir. Bu gidiş, ucu gelmeyen dertli bir masal gibidir ve şairin kalbine binlerce yeni yara açmıştır.

IV. Bent: Yasaklı İsim
Sadeleştirme: Kalp kapıları artık kapalıdır ve sevgilinin adını anmak dile yasaktır. Geleceğe dair bütün umutlar kesilmiş, hayaller yarım kalmıştır. Ayrılık acısıyla ne kadar mücadele edilirse edilsin, sonuç hep yenilgidir. Şair, "Giderken arkana bakma, bu veda sana yakışır" diyerek sitemini dile getirir.

V. Bent: Acılaşan Anılar
Sadeleştirme: Bir zamanlar huzur veren o kavuşma günlerine sevgili şimdi ayrılık zehri katmıştır. Artık bu aşkın özlemini mürekkeple değil, kanlı gözyaşlarıyla kağıda döker. Sevgili yanındayken dünya cennet gibiyken, gidişiyle her yer cehenneme dönmüştür.

VI. Bent: Aşk Defterinin Kapanışı
Sadeleştirme: O büyük sevgi meclisi bir veda ile son bulmuştur. Eskiden mutlu olan gönül, şimdi sevgiliden bir merhamet bekleyemez. Aşk kitabı kapanmıştır; sevgili artık bir ay gibi parlayan yabancı bir hayaldir. Meclisten sessizce çekilip gitmiştir.

VII. Bent: Yaşarken Ölmek
Sadeleştirme: Ayrılmanın aslında ölmekle aynı şey olduğu şimdi anlaşılmıştır. Şair sevgilisini canı gibi korumaya çalışırken kendi bedeni ateşler içinde kalmıştır. Giden kişi belki fiziksel bir kâtil değildir ama açmamış bir çiçeği (umudu) ezip geçen vicdansız bir yolcudur.

VIII. Bent: Keşke Zaman Dursa
Sadeleştirme: Şair, "Keşke o güzel günler bir cam fanus içinde saklı kalsaydı da hiç bozulmasaydı" diye iç geçirir. Eğer kader izin verseydi de vuslat (kavuşma) gerçekleşseydi bu acılar çekilmezdi. Fakat dünya bu feryadı duymaz; geride sadece geçmişe eklenen ağır bir keder kalır.

IX. Bent: İki Yabancı
Sadeleştirme: Bu ayrılık ne dostça olmuştur ne de bir düşmanlık kalmıştır. Birbirini tanımayan iki yabancıya (ağyâr) dönüşülmüştür. Kalpteki boşluk asla dolmaz. Herkes gitmiştir, sevgili de gitmiştir ama "yalnızlık" şairi terk etmeyip onunla kalmaya devam etmiştir.

X. Bent: Karanlıktaki Mum
Sadeleştirme: Dertlerin devası başkası değil, yine sevgiliydi. En uzun ve karanlık gecelerde şaire ışık veren mum oydu. Şimdi ise aşkın kurban edildiği o yerde şair tek başına kalmıştır. Sevgili uzaklara gitmiştir ama hayali şairin içinden bir türlü çıkmamıştır.

XI. Bent: Şairin Vedası (Redferî)
Sadeleştirme: Şair Redferî, bu aşk derdiyle mahvolduğunu, her mısrasında bir "ah" çektiğini söyler. Aşk bir harabeye dönüşmüştür. Şairin kaderi, giden sevgilinin yollarda bıraktığı ayak izlerine bakıp ağlamaktır.

XII. Bent: Yaraları Saymak
Sadeleştirme: Sevgili bu dünyadan ve şairin hayatından bir yabancı gibi geçip gitmiştir. Şair artık vefasız olan her kimseden umudunu kesmiştir. Gözyaşları arasından sevgilinin hayali süzülürken, şair her gece kapanmış gibi görünen ama aslında hep sızlayan içindeki yaraları saymaktadır.


*
GENEL KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ VE ŞERH

I. Bent: Kopuşun Başlangıcı
Hablü’l-emeller: Umut ipleri.
Râh-ı infisâl: Ayrılık yolu.
Şerh: Umut iplerinin koptuğu o an, ruhun ayrılık yoluna düştüğü andır. Şair, ayrılığın aslında vuslatın (kavuşmanın) diğer yüzü olup olmadığını sorgulayarak derin bir tezat oluşturur.

II. Bent: 
Seyl-i sirişk: Gözyaşı seli.
Neş’eyi muhtal eylemek: Neşeyi bozmak, sakatlamak.
Şerh: Sevgilinin gidişiyle zaman işlevini yitirmiş (muattal), neşe yerini gözyaşı seline bırakmıştır. Şair, sevgilinin boyunu "dâl" harfine benzeterek acıyla büküldüğünü telmih eder.

III. Bent: 
Mürg-ı gönül: Gönül kuşu.
Ateş-i hicrân: Ayrılık ateşi.
Şerh: Gönül kuşu yorgun düşünce diller susar (nutku tutulur). Sevgilinin güzelliğinin isimleri (esmâ-yı cemâli) bile unutulacak kadar ağır bir travma yaşanmaktadır.

IV. Bent: 
Bend-i derûn: İçsel bağ, gönül kilidi.
Ümmîdler mektû’: Kesilmiş, kopmuş umutlar.
Şerh: Sevgilinin adı artık dilde yasaklı bir kilittir. Rüya ve gerçek arasındaki bağ kopmuş, şair bu ayrılık savaşında mutlak bir mağlubiyet yaşamıştır.

V. Bent: 
Nân-ı visâl: Kavuşma ekmeği.
Tahrîr etmek: Yazmak, kaydetmek.
Şerh: Eskiden rızık gibi aziz olan kavuşma anlarına sevgili ayrılık zehri sürmüştür. Şair bu acıyı mürekkeple değil, kanla (hûn) yazdığını ifade ederek mübalağa sanatı yapar.

VI. Bent: 
Mecmûa-i aşk: Aşk kitabı/dergisi.
Münkati / Mürteci: Kesilen / Geri dönen.
Şerh: Muhabbet meclisi dağılmış, aşkın defteri dürülmüştür. Sevgili, artık bu bezmden (meclisten) elini çekmiş ve bir yabancıya dönüşmüştür.

VII. Bent: 
Mevte müsâvi: Ölüme eşdeğer.
Pâ-mâl: Ayaklar altında ezilmiş.
Şerh: Ayrılık ile ölümün bir olduğu gerçeği tecrübe edilmiştir. Şair, sevgilinin bir katil olmadığını ama nev-res (yeni yetişen) bir tomurcuğu ezip geçen merhametsiz bir yolcu olduğunu söyler.

VIII. Bent: 
Fânûs-ı hayâl: Hayal fanusu.
Hükm-i kazâ: Alın yazısı, kader.
Şerh: Geçmişteki mutlu anların bir fanusta saklanması arzusu dile getirilir. Kaderin hükmü neşeden yana değil, kederden yana tecelli etmiştir.

IX. Bent: 
Ağyâr: Yabancılar, başkaları.
Zelîl bir tenhâlık: Hor görülmüş, aşağılanmış yalnızlık.
Şerh: Artık ne dostluk ne düşmanlık kalmıştır; sadece birbirini tanımayan iki yabancı (ağyâr) vardır. Yalnızlık, sevgiliden daha sadık çıkmış, gitmeyip şairle kalmıştır.

X. Bent: 
Şem-i ziyâ: Işık veren mum.
Maktel: Öldürülen yer.
Şerh: Sevgili, en karanlık gecede yol gösteren bir mumdur. Ancak şimdi şair, o aşkın öldürüldüğü yerde (maktel) tek başına kalmıştır.

XI. Bent: 
Redferî: Şairin mahlası.
Pây-ı râh: Yolun ayağı, sevgilinin geçtiği izler.
Şerh: Şair Redferî, bu dertle ruhunun perişan olduğunu ve kaderinin artık sadece giden sevgilinin yol izlerine bakmak olduğunu itiraf eder.

XII. Bent:
Bî-gâne: İlgisiz, yabancı.
Zahm-ı derûn: İçsel yara.
Şerh: Sevgili bu dünyadan bir yabancı gibi geçmiş, şair ise vefası olmayan herkesten elini çekmiştir. Kapanmış gibi görünen yaraların izlerini sayarak hüzünlü bir sona ulaşılır.

Eserde Teşbih (gönlün mürga benzetilmesi), Tezat (cennet-cehennem, vuslat-firak), İstiare (nân-ı visâl) ve Nidâ (ey mâh, ey dâl) sanatları yoğun olarak kullanılarak Divan edebiyatı estetiği zirveye taşınmıştır.

Şiirde sevgilinin güzelliği, gidişinin yarattığı yıkım ve şairin bu durum karşısındaki çaresizliği son derece güçlü benzetmelerle (çiçeğin ezilmesi, mumun sönmesi, kitabın kapanması) anlatılmıştır.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Sen Ruhumda Sönmez Bir Ateş Yakıp da Gittin

Sen Ruhumda Sönmez Bir Ateş Yakıp da Gittin

redfer redfer