Alnına dökülen saç tellerinden 

ruhunun kıvrımları dokunmuş. 

Dağınık, savrulgan 

asi. 

 

Seni daha tanımadan, 

gözlerim kutsal bir yemin etmiş. 

Kaçırsam da, sahibine 

sana düşüyorlar. 

 

Aynı şarkıya zincirlenmişiz. 

Başlığı ismin, 

ritmiisyankâr 

dili çoktan unutulmuş. 

 

Ayaklarım,  

bir balerinle bir çocuğu taşıyor— 

aynı anda. 

 

İzlemek, ezberlemek— 

anlamak. 

Yalnızca... 

Eşlik etmek. 

 

Gözlerini böyle kısınca sakladıklarına. 

Hatların keskinleştikçe yanışıma. 

Elmacık kemiğindeki 

o yara izinden 

fısıldanan geçmişine. 

 

Bu karanlık heykelin 

bir diğer sayfasında 

Zorlanmamış zarifliğin, 

burnunun ucundaki 

utangaç yuvarlaklık, 

kulaklarının o gereksiz tatlılığı. 

 

Yüzündeki her kıvrım 

başka bir kelime. 

Her harfinde, 

sana saplanıp kalıyorum. 

 

Anlamak mümkünse bile, 

çırpınmıyorum. 

 

Ne zaman sana baksam, 

yollar siliniyor. 

Ama kaybolmuyorum. 

Zaten... yönüm hep sendin. 

 

( Pusula başlıklı yazı irem-dogan tarafından 26.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu