Benim Tek Gözüm Vardı O da Kalp Gözü
Önce düşler biriktirdim ama düşmeden
ne de olsa tam düşecekken beni tutan birileri vardı.
Bense sadece gülüm/sedim sevdim de
çok.
Sözcükler biriktirdim içimde
konuşmadan.
Lal idi dünya bense bebek.
Bebeksi idi gülüşlerim ve masumiyetim
önceleri hıçkırmadı ben de.
Ağlamak nedir bilmedim:
Yaşımı silenler vardı yaş gözümden
düşmeden.
İnsanlar da…
Yas mı?
Neydi ki?
Aşk ve de?
Hicretim.
Bilemedim bir gün gelip de aşkın,
yenilgim ve yanılgım olabileceğini.
Cennetimdi yuvam aslında cennet
bendim ve içimde deryalar.
Diyarlar gezmedim fellek fellek asla
da imrenmedim gezenlere çünkü Tanrı bana kıskanmayı öğretmedi.
Tanrı dilinde notaları söktüm bu
sefer ve işte ilk servetim:
Duvar piyanom.
İlk aşkımın yani babaannemin torun
sevgisi elbet ihya edendi Huda ve kavuşturan beni en başta kendime.
Çocuktum:
Yalnız bir çocuk mu?
Yaşıtlarım yoktu çevremde ama
arkadaşlarım vardı beni yüreğinde taşıyan hem de her biri nerede ise yüz
yaşında.
Din ayrımı denen şeyi de öğretmemişti
bana Tanrı:
Müslüman.
Rum.
Ermeni.
Ortak dilimiz vardı bizim ve bizler
idik birbirimizin serveti.
Ganimet ne miydi?
Ya da mal, mülk ve miras?
Adını da anlamını da merak etmediğim
çünkü en başta biz bir aile idik birbirine tapan birbirini tepesinde taşıyan…
Sonra birileri katıldı aileme:
Aynı kandan aynı soydan aynı anne
babanın evladı.
Melek bildiğim ama içindeki
potansiyel cinnet ve cehennemi asla fark etmediğim fark ettiğimde dahi inkâr
ettiğim.
Bebek.
Çocuk.
Genç kız.
Aslında insan.
Anne değildim ama bildiğim bir içgüdü
idi Rabbin bahşettiği.
Bense kardeşimin minik annesi
olmuştum.
Durum bundan ibaret olsa keşke.
Sene geçti.
Devran döndü.
Yaş aldık.
Yas aldık.
Şiddeti ve hiddeti bahşeden idi bu
sefer kader.
Kederi itekledim kaderi kucakladım
ailemi de kardeşimi de.
Bir adı vardı ya da yok.
Çünkü adı önemsiz kimliği önemsiz
makamı önemsiz:
Çok sevmiştim kendimden de çok.
Kuram dışı sevdalar vardı evrende
aslında var/mış.
Kuram dışı da değil aslında dünyanın
merkezinde olan paraymış.
Nemalanmadığım hariçten gazel
okumadığım çünkü el bebek gül bebek büyümüştüm ben:
Hınç.
Nefret.
İsyan.
Şiddet bilmeden.
İnsanlar vardı haberimin olmadığı dış
mihraklar:
Hele ki bir de el’ e karıştı mı
insan.
El ki elden üstün.
Kendimi üstün görmedim çünkü
merkez-kaç kuvvetini bana öğretmen olan babam öğretmişti yaptığı deneylerle.
Ben hep çocuk kaldım.
Kadın dediler.
Reddettim.
Evlenmeyen bir insanı kadın olarak
lanse etmek neydi?
Hor gördüler.
Haz etmedikleri neydi?
Ya da yan baktıkları?
Benim tek gözüm vardı: o da kalp
gözü.
Gözlerime vuruldular sandım.
Ama kalbimdi onları çeken.
Yüz vermediğim…
Çünkü çocuk kalmak ve masum kalmaktı
tüm uğraşım:
Bunu başardım.
Ama başaramadığım başka şeyler vardı
ve de fark etmekten aciz olduğum…
Koynumda beslediğim yılan.
Ve de koynumda beslediğim yılanın
koynundaki yılan…
Peki, ben kimim toplumun normları
açısından ve de toplumun gözünde?
Ve işte ünlü filozofun günümüze
uyarladığı:
Evli.
Mutlu.
Çocuklu.
Kural dışı idim.
Ama mutlu.
Kural dışı idim.
Çünkü çocuk kaldım.
Derken annem benim çocuğum oldu bense
onun minik annesi ve annem yatağa bağımlı ve de oksijen makinesi ile yaşadığı o
dört yıl boyunca her şeye rağmen mutlu idim çünkü hem çocuktum hem de bir
çocuğum vardı.
Bir de koynumdaki yılan.
Annem kapadı gözlerini.
Yılansa büyüdü de büyüdü ve büyüttü
servetini ve ihtirasını:
Ne için mi?
Bu gün global perspektifte süregelen
savaşlar ne için yapılıyorsa aynı sebeple…
Daha çok daha çoğuna sahip olmak
adına ve bu uğurda masum insanlara göz kırpmadan kıyılırken…
Rahmetli babaannemin de hep dediği
üzere ve ben çocukken aklımın da ermediği:
‘’Tok evin aç kedisi!’’
Tok dünyanın aç ülkeleri üstelik
kendileri süper güç olarak tanımlayan bir o kadar emin kendinden…
Allah tüm masumları tüm mazlumları ve
de biricik ülkemi, devletimi, milletimi ve de beni korusun…
Seviyorum ama artık sadece iyi
insanları ve bana iyi gelenleri.
Kalanların canı cehenneme kanımdan
soyumdan olsa bile…
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.