Neyin ve kimin infazıydı gün gece ise
öğretiler durağı olması gerekirken karanlığın yasını taşıyan aydınlığa düşman.
Bir nefret ki odak noktası:
Kasım kasım kasılan nöbetçi;
Aşk iken yongası
Ölümün
Beti benzi atmış kâfirin
İnsan müsveddesi zalimin
Tükürüğüne dahi kıyamazdı insan
Şerrin lanetine duacı
O yabancı
Bilemezdi ki şair:
Kardeş, kardeşe düşman
Bir nüve
Bir de kayıp sair öğe
Aşkın aldatısı onca yalan yeminle:
İyi günde kötü günde yanında!
Söyle, ey gafil söyle:
Kim tutardı elini cebin hınca hınç
dolu olmasa?
Yetmedi senin nedametin nefretin
Dualar salman gerekirken kâinata
Beddua ettiğin
Yetmedi yerin dibine geçirdiğin:
O da yetmedi:
Hele ki yolcu edilmişken o sevgili:
Aşkın bası
Yalnızlığın hası
Sen ki:
Metruk hecelerde can verecekken
Yetmedi;
Damgaladığın o masumun o mazlumun
Hem ruhu hem yası
Hem namusu hem aklı
Yetim düşlerde
Sen ki:
Sen ki vermedin mi elini, yüreğini?
Bu da bir sahne gösterisi idi?
Bir maske de yetmedi
Bir de intişar
İkazını duymadığın Tanrın
Sen ki inkâr ettiğin ecdadın
Dolacak mıydı bakalım miadın?
Mevsim bahar…
Göğe uzanan dualar:
Gel gör ki nemalanmadığın kadar
Hakkını da helal etmeyen ana denen o
yaralı gamlı yar!
Bilindik ise aşkın yalanı
Paranın ölçüsü iken alacaksın sen de
boyunun devamını
Soyunu inkârın
Sürmanşet nefretin yalanın
İz bildiğin şu real dünyanın ve
paranın da
Öncüsü
Duyguların yalancı incisi
Kabuğu kırılan ar damarı
Çoktan çatlamış beynamaz inkârın
Eşrafınsa bak, nasıl da pervane sana
Sürünün başı
Sen ki
Kılavuzun nasıl ki karga
San sen yürüdüğün yol
San sen hemhal
Olduğun kadar yalanla
Varış noktan
İçin dışın izdiham
Gül çehresine dokunmaya dahi
kıyamazken atan anan
Dikenlerini dahi kendine batıran
Bir masalmış belli ki
Gözü açık uyuyan bir serveti
Sanma ki
Sana helal edecektir her kimse yadigâr
bırakan
Hakkı çoktan haram
Kimliksiz ruhun
Kanın ve soyun sopun
İfrata kaçtığından çok fazlası
Elbet geçemeyecektir boğazından…
Sana hakkımı helal etmiyorum…