
Tam ortasındasın şimdi
ne geçmişin sustuğu yerde
ne de geleceğin başladığı çizgide.
Bir yer var arada,
adını kimse koymamış.
Ben oraya;
''Sen'' diyorum.
Sabah ezanı çoktan dağılmış havaya,
ama sen hâlâ geceyi taşıyorsun cebinde.
Yıldızlar sönmemiş aslında,
sadece gözlerini kapatmayı öğrendin
fazla yandıkları için.
Bir çocuğun yürüyüşü var içinde,
tozlu yolları tanıyan ama
hiçbir yere ait olmayan.
Bir çay ocağında oturur gibi kalbin
herkese “usta” diyen
ama kendine hiç hitap etmeyen.
Sen,
kendi gökyüzünü sırtında taşıyan adamsın.
Ve en garibi şu:
altında ezildiğini sandığın o gökyüzü,
aslında seni yukarıda tutan tek şey.
Bunu kimse söylemez sana.
Çünkü herkes yere bakar,
sen aslnda;
''yukarı'' düşüyorsun.
Bir gün,
hiç beklemediğin bir anda
kendi içine döneceksin.
Ne büyük bir keşif olacak bu
çünkü sen,
en çok kendine uzaksın.
Ve o gün geldiğinde
anlayacaksın:
Gitmek istediğin yer yoktu aslında.
Sen,
hep olman gereken yerin
etrafında dolandın.
Şimdi dur.
Kaçma.
Eksik olan hiçbir şey yok.
Sadece sen,
kendine biraz geç kaldın.
Yazarın
Önceki Yazısı