Altın Bilezik
Yine bir kış sezonuydu, eniştelerde kalıyordum. Tanıdıkların yardımıyla yevmiyeli bir iş bulduk; yeni açılmış olan temizlik şirketinde.Site içerisinde bulunan dairelerin ince temizliğini yapıyorduk. Soğuk, yağmur, toz duman demeden her yeri siliyor, süpürüyor; geniş alanları bol köpüklü suyla yıkayıp kuruluyorduk. Odaların içinde elimizin değmediği yer kalmıyordu adeta. Yoruluyorduk ama yevmiyemizi de günün sonunda alıyorduk,o zamanlar otuz liraydı,sonra zam yapıp otuz beş lira olmuştu.
Cam jiletlerini aldık elimize- küçük bir pet şişede de tiner vardı-pencere ya da duvar diplerine dökülen boya ve alçı damlalarını kazıyorduk. Belimize, boynumuza, omuzlarımıza, ayaklarımıza kramplar giriyordu. Başımızı kaldırsak şef bize bakıyordu. “Elin işi de bitmez, aşı da bitmez,” derdi babam; doğru söylermiş, zamanla anladım.
Soğuk bir gündü, kazak giymiştim. Kazağımın yeni devamlı parmaklarıma dolanıyor, çalışmama engel oluyordu. Onu yukarı doğru sıyırayım derken, bir anda cam jileti tam bileğimin üzerinden geçti ve üç dört dikişlik kesik oluşturdu. Kimse görmeden küçük bez parçasıyla sarıp işime devam ettim. Allah'tan ki ne fazla ağrıdı ne de çok kanadı.
Söyleseydim, “Sen bir daha gelme!” diyeceklerdi. Hastaneye gitsem, “Nerede oldu?” diye araştıracaklardı. İş kazasıydı ama o an sigorta yapmamışlardı,neyse ki ucuz atlattım sayılır…
Yıllar geçse de o kesiğin izi hâlâ bileğimde duruyor, çok şükrediyorum: “Artık benim de bileğimde altın bir bilezik var.”
(
Altın Bilezik başlıklı yazı
berberce tarafından
30.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.