Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Anlatın Kendinizi Siz Kimsiniz





İrdelemek istediğim çok şey yok artık çünkü hiç olmadığım kadar vakıfım o birincil gerçeğe.

Şunu da ifade etmeliyim ki: sizler ve yazın dünyası hele ki uğruna yaprak olup döktüğümüz çiçek olup açıp da solduğumuz edebiyat deryası neler katmadı ki bana…

Çok şeyi de benden çaldığına inanmış olsam da bir süre nasıl hakkını yerim ben, siz kalem/gönül dostlarımın?

Geçenlerde hayli kırılmıştım yaptığım bir yoruma gelen cevap neticesi aslında arkadaşım görmediğim bir gerçeği nasıl da sunmuş bana altın tepside:

Sevilme umudu ve gayreti üstelik herkesin nezdinde…

Diye de beyan etmiş bana dair düşüncesini satırlara dökerken.

Biraz kızdım biraz kırıldım ve şu geçen son birkaç seneme baktım da derken çok geriye gittim ve işte şimşek çaktı:

Aslında ben hep sevilmişim tek kişi haricinde.

Sonuç itibari ile aynı çatı altında büyüyen aynı sofrayı paylaşan aynı kandan biri diğerinin gözünde neye tekabül edebilir ki?

İnsan hele ki aile fertleri için sevginin haricinde ne düşünebilir ne kondurabilir ki?

Konu kapsamlı ama özet geçeceğim:

Ve evet, sevgi birincil duygum oldu kendimi bildim bileli hep sevilen bir çocuk bir öğrenci oldum ama…

Ben ne kadar sevgi dolu korumacı bir abla olsam da…

Yok sayıldığıma hatta tamamen yok olmamın istendiğine çok geç tanıklık ettim öyle ki zaten konu yargıya taşındı ki…

İnsan sevdiklerine sevildiğine hele ki aile fertlerine toz konduramazken ve gün gelip de tek kişi için ‘’nefret öğesi’’ olduğunu fark etmesi hele ki çok geç fark edip işin içine yabancılar da girdi mi sudan çıkmış balık misali…

Ama bir şeyler ansızın değişiverdi bende ve ben ne kadar güçlü bir insan olduğumu fark ediverdim.

Ve evet:

Aşka sevgiye ve bilgiye ve eğitime ve gelişime odaklı bir birey yani ben ve ailesine sevdalı öyle ki ailesi için bir şeylerden feragat edip çocuk kalmayı seçmiş hatta bilinçaltında büyüttüğü bir ağaç gibi ve işte dökülen yapraklar ve işte siz o ağacı budadıkça aslında kırılgan varlığınızı törpüleyen.

Bir şeyler ansızın değişiverdi hayatımda ve işte sonunda tüm taşlar yerine oturdu.

Öğrenci ruhumu ebediyen saklı tutan ben ve muallime kimliğimi tepemde taşıyan yetmezmiş gibi bilgiye aşık ve gelişim odaklı ve psikolojinin farklı evrelerinde nüanslarında hem kendini ölçüp biçen hem de insanları betimlemek amacıyla sahip olduğum empati duygusuna da merkeze koyup merkez-kaç duygularla içli dışlı…

Aile denen mefhum çok detaya girmeyeceğim çünkü benim için kutsal.

Aile denen mefhum farkına varmadan ailem için bir şeylerden ödün verdiğim…

Misal 15 sene ayrı yaşadım ailemden sırf aile birliğimiz daim olsun diye pek çok nedeni vardı bende kalsın ama en başta yeniden üniversiteye döndüğüm o ikinci eğitim hayatında kendime yüksek hedefler koymuştum ve eğer ki ailemle yaşamaya devam etsem belki de evden ölüm çıkacaktı hayır, kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum ama aile içi şiddeti yaşadığım bir dönemdi ve ayrı geçen 15 sene zarfında yeni keşiflerde bulundum.

Öğretmenlik yaptığım o dönem ve yüksek lisans derken kalemim ile olan tanışıklığım ve işte yazın dünyasında epey emek harcadığım:

Belki de kiminin gözünde şair/yazar bozuntusu ki hiç de umurumda değil.

Ama kendimi keşfettiğim bir süreç…

Derken annemin baş gösteren rahatsızlıkları sebebiyle baba evine geri döndüğüm her ne kadar bazıları tarafından istenmesem de.

Ve işte annemin yaklaşık dört ay evvel hayata gözlerini kapadığı günden bu yana içimdeki çocuğun yeniden ayağa kalkıp koskoca bir birey olduğu.

Beni asıl sevmeyen tek kişinin gerçek yüzünü ise çok geç gördüğüm.

Ama kendimi kucaklamayı başarmak ve potansiyel gücümü kinetik enerjiye döndürmem inanılmaz.

Eğer ki evlenmiş olsaydım ve eşim bana şiddet gösterseydi bir dakika durmazdım ya da yüzüme savursaydı misal bana verdiği üç beş kuruş parayı.

Ama aileden oldu mu size en başta psikolojik şiddet gösteren ve onun nefretini görmezden gelip de kendinizi suçlu gördüğünüz berbat bir duygu ve ben bunu hele ki şu son on gün içinde öylesine aştım ki hele ki altta yatan nedenlerin maddi kaynaklı olması daha da yaralayıcı.

İyi bir öğrenci ve iyi bir evlat iyi bir öğretmen derken psikolog olmaya karar verip ter döktüğüm o saçma teoremler.

Akabinde bankacılık kariyerindeki tüm girişimlerin fiyasko ile sonuçlandığı sonra küsüp de iş hayatına derken kendimi yazarken bulduğum elbet ailemdeki temel sorumluluğu annemden devralıp onun küçük annesi olmam sonra öksüz kalmam ya da evlatsız.

Hiç mi hiç büyümeyi istemediğimi düşünürdüm ama annemden sonra öyle bir boy attım ki.

Gelelim sevgiye, sevgili dostlar…

Yok yok dünyada sevgiye yer yok:

Maskeler yapmacık sevgiler ve unvanlar havada uçuşurken ne sevgisi?

Geçenlerde bana sorulan soruya verdiğim cevap:

Sevgi doluyum, deyip de mal gibi kaldığım.

Somurtuk yüzlerdeki maskelere inanıp:

Aman da aman nasıl sevdiler beni nasıl da mutluyum, deme gafletinde filan da bulunmayacağım artık.

Ve içimdeki potansiyel gücü fark edeli çok yeni ama ben bu keşfi çok sevdim.

Gelelim edebiyat aşkıma:

O da başıma dert oldu:

Savlar öyle ki ve bana yöneltilen sorular:

‘’Ne kadar para kazanıyorsun yazarak?’’

Hayda.

Hiç mi de işe yaramıyor hani:

‘’Ama ben yazmayı çok seviyorum çiçeği böceği…’’

Lakin deseydim ki:

‘’Bir kurum müdürü olarak ayda 300 bini geçen bir gelirim var ayrıca repo yaparak ve banka faizlerinden de şu kadar giriyor cebime.’’

Kalıcı olan şeyler çekti benim ilgimi: bilgi gibi maneviyat gibi duygular gibi umut gibi hayaller gibi en çok da hayalleri gerçek kılmak adına verdiğim mücadele…

Ve nerede ise on yaşımdan beri sorar insanlar:

‘’Anlat kendini. Sen kimsin?’’

Peki, ben soruyor muyum?

‘’Siz kimsiniz? Anlatın kendinizi diye.’’

Hepsi zırvalık.

Aslında çok ulvi çok derin.

Ama anlayana.

Anlamak isteyene elbet niyet de çok önemli ve dürüstlük…

Anlatın o halde…

Kahvenizi nasıl içerdiniz?

Hayat çok kısa üstelik hayata kazık kakacaklarını ve daha da çok şeye sahip olmak adına sağa sola saldıracağına birileri önlerine baksalar ve şükretseler keşke ki…

Geçenlerde son kez şansımı denedim ve karşımda bir duvar.

Meğerse o tek kişi cehenneme çevirmiş hayatımı tek kişi…


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Anlatın Kendinizi Siz Kimsiniz

GÜLÜM ÇAMLISOY GÜLÜM ÇAMLISOY