Anlatın Kendinizi Siz Kimsiniz
İrdelemek istediğim çok şey yok artık
çünkü hiç olmadığım kadar vakıfım o birincil gerçeğe.
Şunu da ifade etmeliyim ki: sizler ve
yazın dünyası hele ki uğruna yaprak olup döktüğümüz çiçek olup açıp da
solduğumuz edebiyat deryası neler katmadı ki bana…
Çok şeyi de benden çaldığına inanmış
olsam da bir süre nasıl hakkını yerim ben, siz kalem/gönül dostlarımın?
Geçenlerde hayli kırılmıştım yaptığım
bir yoruma gelen cevap neticesi aslında arkadaşım görmediğim bir gerçeği nasıl
da sunmuş bana altın tepside:
Sevilme umudu ve gayreti üstelik
herkesin nezdinde…
Diye de beyan etmiş bana dair
düşüncesini satırlara dökerken.
Biraz kızdım biraz kırıldım ve şu
geçen son birkaç seneme baktım da derken çok geriye gittim ve işte şimşek
çaktı:
Aslında ben hep sevilmişim tek kişi
haricinde.
Sonuç itibari ile aynı çatı altında
büyüyen aynı sofrayı paylaşan aynı kandan biri diğerinin gözünde neye tekabül
edebilir ki?
İnsan hele ki aile fertleri için
sevginin haricinde ne düşünebilir ne kondurabilir ki?
Konu kapsamlı ama özet geçeceğim:
Ve evet, sevgi birincil duygum oldu
kendimi bildim bileli hep sevilen bir çocuk bir öğrenci oldum ama…
Ben ne kadar sevgi dolu korumacı bir
abla olsam da…
Yok sayıldığıma hatta tamamen yok
olmamın istendiğine çok geç tanıklık ettim öyle ki zaten konu yargıya taşındı
ki…
İnsan sevdiklerine sevildiğine hele
ki aile fertlerine toz konduramazken ve gün gelip de tek kişi için ‘’nefret
öğesi’’ olduğunu fark etmesi hele ki çok geç fark edip işin içine yabancılar da
girdi mi sudan çıkmış balık misali…
Ama bir şeyler ansızın değişiverdi
bende ve ben ne kadar güçlü bir insan olduğumu fark ediverdim.
Ve evet:
Aşka sevgiye ve bilgiye ve eğitime ve
gelişime odaklı bir birey yani ben ve ailesine sevdalı öyle ki ailesi için bir
şeylerden feragat edip çocuk kalmayı seçmiş hatta bilinçaltında büyüttüğü bir
ağaç gibi ve işte dökülen yapraklar ve işte siz o ağacı budadıkça aslında
kırılgan varlığınızı törpüleyen.
Bir şeyler ansızın değişiverdi
hayatımda ve işte sonunda tüm taşlar yerine oturdu.
Öğrenci ruhumu ebediyen saklı tutan
ben ve muallime kimliğimi tepemde taşıyan yetmezmiş gibi bilgiye aşık ve
gelişim odaklı ve psikolojinin farklı evrelerinde nüanslarında hem kendini
ölçüp biçen hem de insanları betimlemek amacıyla sahip olduğum empati duygusuna
da merkeze koyup merkez-kaç duygularla içli dışlı…
Aile denen mefhum çok detaya
girmeyeceğim çünkü benim için kutsal.
Aile denen mefhum farkına varmadan
ailem için bir şeylerden ödün verdiğim…
Misal 15 sene ayrı yaşadım ailemden
sırf aile birliğimiz daim olsun diye pek çok nedeni vardı bende kalsın ama en
başta yeniden üniversiteye döndüğüm o ikinci eğitim hayatında kendime yüksek
hedefler koymuştum ve eğer ki ailemle yaşamaya devam etsem belki de evden ölüm
çıkacaktı hayır, kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum ama aile içi şiddeti
yaşadığım bir dönemdi ve ayrı geçen 15 sene zarfında yeni keşiflerde bulundum.
Öğretmenlik yaptığım o dönem ve
yüksek lisans derken kalemim ile olan tanışıklığım ve işte yazın dünyasında
epey emek harcadığım:
Belki de kiminin gözünde şair/yazar
bozuntusu ki hiç de umurumda değil.
Ama kendimi keşfettiğim bir süreç…
Derken annemin baş gösteren
rahatsızlıkları sebebiyle baba evine geri döndüğüm her ne kadar bazıları
tarafından istenmesem de.
Ve işte annemin yaklaşık dört ay
evvel hayata gözlerini kapadığı günden bu yana içimdeki çocuğun yeniden ayağa
kalkıp koskoca bir birey olduğu.
Beni asıl sevmeyen tek kişinin gerçek
yüzünü ise çok geç gördüğüm.
Ama kendimi kucaklamayı başarmak ve
potansiyel gücümü kinetik enerjiye döndürmem inanılmaz.
Eğer ki evlenmiş olsaydım ve eşim
bana şiddet gösterseydi bir dakika durmazdım ya da yüzüme savursaydı misal bana
verdiği üç beş kuruş parayı.
Ama aileden oldu mu size en başta
psikolojik şiddet gösteren ve onun nefretini görmezden gelip de kendinizi suçlu
gördüğünüz berbat bir duygu ve ben bunu hele ki şu son on gün içinde öylesine
aştım ki hele ki altta yatan nedenlerin maddi kaynaklı olması daha da
yaralayıcı.
İyi bir öğrenci ve iyi bir evlat iyi
bir öğretmen derken psikolog olmaya karar verip ter döktüğüm o saçma teoremler.
Akabinde bankacılık kariyerindeki tüm
girişimlerin fiyasko ile sonuçlandığı sonra küsüp de iş hayatına derken kendimi
yazarken bulduğum elbet ailemdeki temel sorumluluğu annemden devralıp onun
küçük annesi olmam sonra öksüz kalmam ya da evlatsız.
Hiç mi hiç büyümeyi istemediğimi
düşünürdüm ama annemden sonra öyle bir boy attım ki.
Gelelim sevgiye, sevgili dostlar…
Yok yok dünyada sevgiye yer yok:
Maskeler yapmacık sevgiler ve
unvanlar havada uçuşurken ne sevgisi?
Geçenlerde bana sorulan soruya
verdiğim cevap:
Sevgi doluyum, deyip de mal gibi
kaldığım.
Somurtuk yüzlerdeki maskelere inanıp:
Aman da aman nasıl sevdiler beni
nasıl da mutluyum, deme gafletinde filan da bulunmayacağım artık.
Ve içimdeki potansiyel gücü fark
edeli çok yeni ama ben bu keşfi çok sevdim.
Gelelim edebiyat aşkıma:
O da başıma dert oldu:
Savlar öyle ki ve bana yöneltilen
sorular:
‘’Ne kadar para kazanıyorsun
yazarak?’’
Hayda.
Hiç mi de işe yaramıyor hani:
‘’Ama ben yazmayı çok seviyorum
çiçeği böceği…’’
Lakin deseydim ki:
‘’Bir kurum müdürü olarak ayda 300
bini geçen bir gelirim var ayrıca repo yaparak ve banka faizlerinden de şu
kadar giriyor cebime.’’
Kalıcı olan şeyler çekti benim
ilgimi: bilgi gibi maneviyat gibi duygular gibi umut gibi hayaller gibi en çok
da hayalleri gerçek kılmak adına verdiğim mücadele…
Ve nerede ise on yaşımdan beri sorar
insanlar:
‘’Anlat kendini. Sen kimsin?’’
Peki, ben soruyor muyum?
‘’Siz kimsiniz? Anlatın kendinizi
diye.’’
Hepsi zırvalık.
Aslında çok ulvi çok derin.
Ama anlayana.
Anlamak isteyene elbet niyet de çok
önemli ve dürüstlük…
Anlatın o halde…
Kahvenizi nasıl içerdiniz?
Hayat çok kısa üstelik hayata kazık
kakacaklarını ve daha da çok şeye sahip olmak adına sağa sola saldıracağına
birileri önlerine baksalar ve şükretseler keşke ki…
Geçenlerde son kez şansımı denedim ve
karşımda bir duvar.
Meğerse o tek kişi cehenneme çevirmiş
hayatımı tek kişi…
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.