
Yağmur geliyor,
Gökyüzünde kapkara bulutlar,
Suya hasret kupkuru topraklar.
Ağaçlar, dallar, yapraklar,
Türlü türlü çiçekler, envaiçeşit otlar,
Havada ve karada sayısız canlılar,
Kediler, sincaplar, ceylanlar, kuşlar,
Rahmet umuduyla semaya uzanan dualar,
Tutuşanlar ve yananlar,
Yanılanlar,
Rahmet ve insan arasında yalanlar,
Kul hakkına dadanlar,
Haram yeme yarışında sahtekârlar,
Kendini uyanık sanan ahmaklar,
Kibirlerine kapılmış budalalar,
Zalimler, namertler ve hilekârlar.
Kim bilir?
Belki yağar,
Belki de reddedilir tüm dualar,
Rahmet beklerken afetle yıkılır umutlar.
Yağmur geliyor,
Sessiz bir mahkeme kuruluyor göklerde,
Bulutlar şahit, rüzgâr mübaşir,
Her damla bir hüküm gibi düşecek yere.
Kimine şifa, kimine azap,
Kimine serinlik, kimine harap,
Toprak affeder belki,
Ama gökyüzü unutmaz hiçbir günahı
Ve insan yine başını kaldırır semaya,
Islanırken bile anlamaz neden ıslandığını,
Zanneder rahmettir her damla,
Oysa bazı yağmurlar hesap sorar usulca.
Yağmur geliyor
Ve tüm ettiklerini biliyor,
Bilse de umursamıyor,
Yirmi birinci asrında dünyanın.
Sonunda,
Yağmur yağıyor
Ve dünya,
Kendi kirini yıkadığını sanırken
Biraz daha kirleniyor insanla…
Mesut ÇİFTCİ
Yazarın
Önceki Yazısı