Kapı Eşiğinde Karşılaşan Nağmeler
Kapı Eşiğinde Karşılaşan Nağmeler
11 Mayıs
Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nin açılıp kapanan kapısı bir anlığına yalnız insanları değil, eski cümleleri de içeri alıyordu sanki. Türk Müziği Gençlik Topluluğu’nun özel konserini izlemek için gitmiştim. Konuk sanatçılar Göksel Baktagir ve Yurdal Tokcan’dı. “Aşkın Mızrabı” adı bile insanın içine ince bir tel gibi dokunuyordu. Daha salona tam yerleşmeden havada udun ve kanunun gölgesi dolaşıyordu sanki.
Tam o eşikte tanıdık bir simayla göz göze geldim. Çok samimi değildik; hayatlarımız birbirinin içine geçmiş değildi belki ama ortak bir yerimiz vardı: müzik. Bazı insanlar birbirini yıllarca tanımadan da aynı makamın içinde bekleyebiliyormuş meğer.
Birbirimize baktık. İnsan o birkaç saniyenin içine neler sığdırıyor kim bilir… Geçmiş karşılaşmalar, duyulmuş cümleler, sessiz düşünceler… Sonra sarılıp öpüştük. Ne fazlasıyla sıcak ne de soğuk. Mesafesini koruyan ama samimiyetini inkâr etmeyen bir sarılmaydı bu.
Ardından herkesin ezbere bildiği o küçük tören başladı:
“Nasıl gidiyor?”
“İyi misin?”
“Çocuklar nasıl?”
Fakat sonra sesi değişti. Kelimeleri, taşlara çarpa çarpa akan bir şelale gibi gürül gürül dökülmeye başladı.
“Öğrenmeye devam ediyorum ablacığım…” dedi.
Bir an durdum. İnsan bazen yazdıklarının sessiz odalarda kaybolduğunu sanıyor. Oysa meğer hiç bilmediği hayatların içine usulca oturuyormuş cümleleri. Beni okuyanların hiç de azımsanmayacak kadar çok olduğunu düşündüm o an. Ve bir kadının anlattıklarıyla başka ruhlara rehber olabileceğini…
Bir yanda sahneden yükselen makamlar, diğer yanda bir insanın içten gelen cümleleri… O gece konser yalnız salonda değildi sanki. İnsanların içinde de ayrı ayrı çalıyordu.
H. Çiğdem Deniz
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.