Kışın Aristokrasisi Yazın Liberalliği
Zihinsel Bir Format Rehberi
Günümüzde kime sorsanız benzer bir nakarat duyarsınız: “Ben tam bir yaz insanıyım!”
Bu cümlenin altını kazıdığınızda, genellikle kişisel bir tercihten ziyade kolektif bir illüzyonun ve ekonomik bir dayatmanın izlerini görürsünüz. İnsanlar, yazın sunduğu o “ucuz erişilebilirliği” özgürlük sanırken, kışın yalnızca seçkinlere ve imkân sahiplerine ait bir lüks olduğu gerçeğini çoğu zaman ıskalıyorlar.
Oysa kış, doğası gereği bir maliyet duvarıdır.
Isınma faturasıyla, kat kat giyinme zorunluluğuyla ve dış dünyadan korunma ihtiyacıyla kış; insanın hem cüzdanına hem de iradesine meydan okur. Yaz ise tam bir “Laissez-faire” (Bırakınız yapsınlar) mevsimidir. Çünkü yaz; demokrasi ve liberalizm mevsimidir. Bir şort, ince bir gömlek ve ortak bir deniz; statü farklarını güneş altında silikleştirir. Yaz herkesi eşitler; kış ise turnusol kâğıdı gibi sınıfları ortaya çıkarır.
Peki, bu sınıfsal kapana sıkışmadan “gerçek zenginliği” yaşamak mümkün mü?
Mümkün. Ancak bunun yolu banka hesaplarından değil, kitapları bir yaşam felsefesine dönüştürmekten geçiyor. Bugünün jenerasyonu, bilgiyi sentezleyemediği için kendi iç dünyasının kapısını bulmakta zorlanıyor. Ne istediğini bilmeyen zihin, sistemin ona sunduğu “her yıl aynı vasat yaz tatili” paketine razı oluyor. Oysa farkındalığı yüksek bir birey için çözüm daha farklıdır: Her yıl sıradan kalabalıklara karışmak yerine, üç yılda bir ama tam istediği gibi bir kış dağında, insandan uzak bir inzivayı seçmek…
Gerçek tatil; şehirden kaçıp başka bir kalabalığa sığınmak değildir. Asıl tatil, telefonun yalnızca zaruret için açıldığı, ekranlardaki sahte yarıştan çekilindiği ve zihne adeta format atıldığı o kutsal süredir.
Dağın sessizliğinde; elinde bir kitap, oltanın ucunda bir bekleyiş ve dilinde birkaç mısra şiirle kalmak… İşte o an, zihinsel bir envanter başlar:
Gereksiz hırslar ve “el âlem ne der” çöpleri boşaltılır.
Okunanlar ve hissedilenler zihnin raflarına özenle yerleştirilir.
Ve en önemlisi; yeni fikirler için zihinde boş çekmeceler bırakılır.
İnsanlar tatile yorgun gidip daha yorgun dönerler. Çünkü onlar tatilin kendisine değil, tatilin “fotoğrafına” dalarlar. Oysa sessizliği ve kışı bilinçli bir tercih olarak seçen ruhlar; dağdan aşağıya daha dinç, daha hafiflemiş ve yeniliğe hazır bir kalple inerler.
Unutmayın; güneş herkesi bedava ısıtır. Ama ruhun asıl ışığı, insanın kendi içindeki o kış sessizliğinden, okuduğu satırlardan ve sentezlediği düşüncelerden doğar. Yazın o sahte liberalliğinde kaybolmaktansa, kışın aristokratik yalnızlığında kendini bulmak; modern dünyanın içinde kalabilmiş en asil direnişlerden biridir.
AFORİZMALAR
Kış zengin mevsimidir;
(Evi, kar tatili, yakacağıyla.)
Yaz olunca herkes eşitlenir;
(Ortak deniz, atlet, şort, domatesi, biberiyle.)
Çünkü yaz; demokrasi ve liberalizm mevsimidir.
Hamiye GÜL
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.