Yaranın Simyası Bilgeliğe Giden Yol
Geçtiğimiz günlerde bir dost sohbetinde kulağıma çalınan bir cümle, modern iletişimin en garip savunma mekanizmalarından birini önüme serdi: "Sana mobing yapmıyorum, böyle düşünme!"
İş hayatının o meşhur, sistematik yıldırma politikası olan "mobing", nasıl oldu da iki dostun kahve içtiği bir masaya kadar sızdı? Aslında mesele terimin kendisi değil, o cümlenin altına gizlenen "ön alma" telaşıydı. Belli ki konuşmacı, birazdan kuracağı baskıcı cümlelerin farkındalığındaydı ve peşinen bir dokunulmazlık zırhı kuşanıyordu.
Ancak asıl hikaye, bu "mobing" uyarısının ardından gelen o tuhaf itirafla başladı:
"Ben bazen senden korkuyorum."
Neden korkar bir insan dostundan? Sebebi sarsıcıydı: "Sen, bir ilişkiyi veya duygusal bir süreci bittiği an, hiçbir şey olmamış gibi kapatıp ilerleyebiliyorsun. Oysa kadınlar intikam yemini eder, dağılır, saçını başını yolar..."
İşte tam burada, toplumsal cinsiyet rollerinin ve "acıdan beslenme" kültürünün o karanlık duvarına tosluyoruz. Karşıdaki zihin, 70 yıllık bir hayat tecrübesine ve eğitime sahip olsa da, "kurban" rolüne girmeyen bir kadını "korkutucu" buluyordu. Çünkü intikam alan insan tahmin edilebilirdi; öfkesiyle yönetilebilir, acısıyla kontrol edilebilirdi. Ama kitabını kapatıp, güzel anıları rafa kaldıran ve yoluna devam eden insan, her türlü manipülasyonun ötesinde, tam anlamıyla
özgürdür.
Sohbetin en can alıcı noktası ise "üretim" üzerineydi.
Dostum bana bir "şair" olarak acımı şiirle, yani o duygusal girdabın içinde kalarak anlatmamı salık veriyordu.
Şiiri bir "kaçış ve acıyı çoğaltma" yeri olarak gören dostuma göre, aforizma yazmak riskli bir savaştı. "Seni yererler," diyordu, "neden seni büyütecekleri (alkışlayacakları) şiir dururken, seni eleştirecekleri aforizmayı seçiyorsun?"
Verdiğim cevap, bir yaşam felsefesinin manifestosu gibiydi:
Ben bir yara aldıysam, o yarayı öylece bırakıp gitmiyorum.
Kendi açık yaramdan, başkalarının yarasına merhem olacak bir şifa damıtıyorum.
Bu yüzden aforizma yazıyorum.
Bu bakış açısı, acıyı bir "zindan" gibi değil, bir "kütüphane"gibi kullanma sanatıdır.
Çoğu insan geçmişini sırtında ağır bir küfe gibi taşırken; kimileri o geçmişi tasnif eder, raflara dizer ve başkaları da faydalansın diye kapısını herkese açık bir bilgi hazinesine dönüştürür.
Sevginin de bir yaşam süresi olduğunu kabul etmek, biten bir mevsimin ardından toprağa küsmemek demektir.
Eğer bir yara bizi öldürmüyorsa, bizi bir simyacıya dönüştürmelidir.
Kendi acısından başkasına şifa çıkaran bir kalem, ne "mobing" uyarılarıyla sarsılır ne de "korkuyorum" diyenlerin ördüğü duvarlara çarpar.
AFORİZMALAR
Kütüphanesini kendi yaralarıyla kuranlar, çağırmaya gerek duymayanlardır.
Kütüphane "ben buradayım" demez; ışıklarını görenler içeri girer ve okur.
Hamiye GÜL
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.