Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Köken Türk Dili Ve Kültürü Serisi 5 Aile İçi Aidiyet Dili

Köken Türk Dili Ve Kültürü Serisi 5 Aile İçi Aidiyet Dili


KÖKEN

Kardeşlik ,  Karındaşlık  Öz Üvey ve süt kardeşlik  Aile İçindeki Aidiyet Dili

Klasik etimoloji çoğu zaman kelimelerin hangi dilden geldiğini araştırır.

köklerini bulur zaman içinde nasıl değişime uğradığını işler.
KÖKEN ise başka bir soru sorar:

İnsan neden böyle bir kelime üretmiştir?

Çünkü bazı kelimeler yalnızca ağızdan değil, yaşamın içinden doğar.
Özellikle aileyle ilgili kelimeler, eski toplumların hayatta kalma biçimini taşır.

Türk ailesi uzun süre:

  • geniş aile düzeni,
  • göçebe yaşam,
  • tarım,
  • hayvancılık,
  • savaş,
  • ölüm
  • ve yeniden birleşmeler

içinde şekillendi.

Bu yüzden kardeşlik yalnızca kan bağı değil, yaşam ortaklığı anlamı da taşıyordu.

Bugün aynı anlamda kullanılan “kardeş” ve “karındaş” kelimeleri, belki de geçmişte ciddi  bir fark içeriyordu.

“Karındaş” açık biçimde:

karın + daş

yani:

“aynı karından gelen”

fikrini taşırdı

Bu nedenle karındaşlık, önce anne ortaklığını anlatır
Aynı anadan doğan fakat her zaman aynı babadan olmayan çocuklar için bu kullanılan bir terimdir

KARDAŞ “Kardeş” ise zamanla: ana baba bir kardeşler için 

  • aynı anne,
  • aynı baba,
  • aynı soy

birliğini anlatan daha genel bir kelimedir

Eski toplumlarda:

  • savaşlar,
  • ölüm,
  • yeniden evlilikler,
  • oba düzeni

çok yaygın olduğu için, anne bağı çoğu zaman en belirgin aidiyet biçimiydi.

Bu yüzden Türk halkı akrabalığı yalnızca baba soyuyla değil, doğuran beden üzerinden de tanımlamıştır.

Burada “öz” kavramı da önem kazanır.

Bugün bile birçok Türk topluluğunda:

  • “özüm”
  • “men özüm”
  • “öz kardaşım ve öz vatanım ”

gibi kullanımlar yaşar.

Buradaki “öz” yalnızca “gerçek” anlamı taşımaz.
Daha derinde: kişininin çekirdeği özü anlamındadır

  • kendim,
  • bana ait,
  • benden olan,
  • kendi parçam

duygusu taşır.

Bu yüzden:

öz çocuk
= benim kendi çocuğum

öz kardeş
= benim kendi kanımdan olan kardeşim

anlamına gelir.

işte  bu nedenle “özlemek” kelimesi de aynı kökten beslenir.

İnsan yabancıyı değil, özünü özler.

Anne çocuğunu, çocuk anasını, insan yurdunu özler.
Çünkü özlemek, kişinin kendi parçasından uzak düşmesidir.

ÖZÜNDEN AYRI DÜŞEN ARKASINDA BİR PARÇA BIRAKIR ONADA İZ DENİR ,ZAMANLA AYRILIĞA DAYANAMAZ ÖZÜNE DÖNMEK İÇİN İZİNE GİDER...

VE ÖZÜNE DÖNMÜŞ OLUR...

Türk halkı için aidiyet yalnızca kanda değil, beslenmede de oluşur.

“Süt kardeş” kavramı bunun en güçlü örneklerinden biridir.

  • Anne ayrı olabilir,
  • baba ayrı olabilir,
  • soy tamamen farklı olabilir.

Ama aynı kadının sütünü emmek çocukları kardeş yapmıştır.

Üstelik bu yalnızca duygusal değil, toplumsal ve hukuksal sonuç doğurmuştur.
Süt kardeşlerin evlenmesi yasak görülmüştür.

Bu da eski toplumlarda:

  • süt,
  • anne bedeni,
  • beslenme
  • ve büyütülmenin

kan kadar güçlü bir bağ sayıldığını gösterir

Bu nedenle süt anne de gerçek anneye yakın derecede kutsal kabul edilmiştir.

Çünkü annelik yalnızca doğurmak değil, yaşatmak olarak görülmüştür.

“Üvey” kavramı ise bu aidiyet sisteminin dışında değil, kenarında duran bir bağdır.

Eski biçimiyle:ögey → üvey

şeklinde yaşadığı düşünülür

 köken olarak Nişanyan etimolojik sözlükte böyle verilmiştir

Eski Türkçe
ögeyüvey, adoptif sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük
Eski Türkçe
öganne? sözcüğünden Eski Türkçe +(g)Ay ekiyle türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için öksüz maddesine bakınız.
Ek açıklama
Eski Türkçe sözcüğün yapısı açık değildir. Ancak karş. Moğolca +gAy “yoksunluk ve olumsuzluk eki, +sIz”.


bu tarz açıklamalar akademik olsada bağlam olarak bizleri tatmin etmez 

bizim bakış açımız da ög kelimesi anne demek diye kestirip atılmaz evet ög annedir çünkü ögedir aileyi bağlayan ögedir ve zamanla öğey övey ve üveye dönişmüş ,ögesiz  yani öksüz kalmış çocuğun yeni annesi anlamında kullanılmıştır.

Burada “öz” ile “üvey” arasında güçlü bir karşıtlık hissedilir:

öz
= kendi kökünden gelen

üvey
= sonradan bağlanan

Yani üvey kişi tam yabancı değildir.
Ama aynı özden çıkan kişi kadar içerden de sayılmaz.

“Öksüz” ve “yetim” ayrımı ise Türk halkının anne ve babaya farklı anlamlar yüklediğini gösterir.

Öksüzlük daha çok:

  • şefkat,
  • ana sıcaklığı,
  • korunma,
  • iç boşluğu

duygusu taşır.

Çünkü “öksüz” kelimesi 

ögsüz
= anasız

fikrine dayanır

Buradaki “ög/ök” hattı:

  • ana kaynak,
  • doğuran unsur,
  • yaşamın çıktığı yer

olarak hissedilmiştir  öksüz kalan çocuk anasız kalmış yaşam damarlarından en güçlüsü kesilmiş demektir

Yetimlik ise başka bir eksikliktir. arapaçadan geçtiği iddia edilen yetim sözcüğü türkçedeki yetmek kelimesinden gelir

Baba eski toplumda:

  • koruyucu,
  • geçim sağlayan,
  • soyun direği,
  • dış dünyanın bekçisi

olarak görülür

Bu yüzden babasını kaybeden çocuk için hiçbir şey tam anlamıyla “yetmez”.

işte de bu nedenle:

yetim
= hiçbir şeyin tam yetmediği çocuk

duygusunu taşır. her şeyi tam olsada bir çocuğun babası yoksa hep eksik kalacak yetim olacaktır


tabiki akademik araştırmalar değerlidir lakin KÖKEN gibi alternatif bakış açılarına gerek vardır  bu farklı bakış açıları türkçemizi anlamak sevmek ve doğru kulllanmak için kesinlikle gereklidir.

Kelimeleri yalnızca sözlükten değil, insanın yaşamından okumak.KÖKEN’in bakışı tam olarak budur:

Çünkü bazı kelimeler dil bilgisiyle değil, insan hafızasıyla oluşur.hayata bakış açısıyla okunur...

 

NOT :sıradaki yazı, ana, ata /toprak ana ,kök ata /tengri ilişkisi

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Köken Türk Dili Ve Kültürü Serisi 5 Aile İçi Aidiyet Dili

Köken Türk Dili Ve Kültürü Serisi 5 Aile İçi Aidiyet Dili

ylmztzgl ylmztzgl