İki Mum
İKİ MUM
Yeşil kubbeli bir derviş mezarında,
tunç topuzlu korkulukların ardında,
yanan iki mumduk biz,
mermer pencere kenarında.
Biri sendin, yanan ama hiç erimeyen;
biri ben, yandıkça boynu bükülen.
Ve bu sevdaya tanık,
heybetli sırma örtülü sandukalar.
Birkaç ibrik köşede bir yerde,
birkaç tespih asılmış duvarlarda.
Ve beli bükülmüş yaşlı bir türbedar,
ıssız gecelerde bin bir gece misali anlattığı masallar...
Yanarak aydınlattığımız gölgelerin dans ettiği efsunlu mısralar.
Hangi bilinmez hikâyelerin esrarı
sarıp büyüledi bizi?
Hangi başroller teklif edildi de hayalimizde?
Hayata geç kalmışlığın acelesiyle
kaç çıkmaz sokağa fütursuzca daldık.
Sanki her hikâyede ve her rolde
kendi kaderimizi yeniden yazdık.
Üşürken ruhlarımız zemheride, yabancı bedenleri hasretle sardık.
Uslanmaz yalnızlığımızı uslanır sandık.
Bir derviş mezarında iki mumduk biz;
dokunmadık birbirimize,
sadece yandık.
Gözü yaşlı gelen ziyaretçiler,
adaklarını adayıp giden teyzeler,
her desenden, her renkten günahkârlar,
tövbesini bin kere bozmuş tövbekârlar,
mum alevinden sigarasını yakan sarhoşlar,
ve onların bin bir yemini...
Gözyaşlarıyla yıkadıkları mermer zemini,
el açıp ettikleri dualarla,
hastalara istedikleri şifalarla,
okuyup üfledikleri Fatiha'larla...
Yan yana dikildik, okunduk, adandık.
İki mumduk biz, usulsüzce,
hükümsüzce sevdalandık.
Ve hâlâ değmedik birbirimize,
sadece yandık.
Yılmaz Tizgöl
26.07.2026 / Nijni Novgorod
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.