Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
30.05.2026 · 84 · 1 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Konuşan Duvarlar” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Konuşan Duvarlar

Yakıcı bir sıcağın üzerine geçirdiğim ağır bir iş günü… Beni kendime getirecek tek bir şey vardı: Soğuk bir duş. Kapıyı açıp eve girdim. Direkt banyoya yöneldim. Fakat evin içinde bir tuhaflık vardı. Ne olduğunu düşünmek bile istemedim. Duşun altına girdim. Kafamdan aşağıya akan soğuk su, beni hayata döndürüyordu. Her damla, vücudumdan değil sadece, ruhumdan da yorgunluğu alıp götürüyordu.


Ama eve girerken hissettiğim o garip sessizlik aklıma takıldı. Neden öyle hissetmiştim? Neydi farklı olan?


Duşu bitirdim, bir kahve demlemeyi düşünüyordum. Ama yatağın yanına gelince… onun cazibesi beni içine çekti. Kahve hevesim yalan oldu. Yatağa geçip sırtımı duvara dayadım. O sessizlik ve odanın karanlığı içime çökmeye başladı. İşte o an fark ettim: Eve girerken hissettiğim şey yalnızlığımdı. Ve bu yalnızlık, şimdi yüzüme tokat gibi çarpıyordu.


“Sadık.”


Bir ses geldi.


Bir an kalbim sıkıştı. Evde yalnızdım. Bu ses nereden gelmişti?


Yine: “Sadık… Korkma, biziz.”


Evin duvarları konuşuyordu sanki. Gerçekten delirmeye mi başlamıştım? Ses devam etti:


“Her evin bir ruhu vardır. Biz de o ruhun sesiyiz. Seni merak ettik. Ne oldu sana? Eve döneli bir ay oldu. Ne yüzün gülüyor, ne bir şeyden keyif alabiliyorsun. Her gün biraz daha tükeniyorsun.”


“Taşıyamayacağım yükler yüklendi sırtıma. Sorun bu mu? Yoksa… özlüyor musun?” diye devam etti ses. “Biz de özledik. Gülüşüyle, dokunuşuyla sana her şeyi unutturan o kadını… Ne oldu ona? Beraber gittiniz, yalnız döndün.”


Farkında olmadan sesimi yükselttim: “Sorma onu!”


“Üzgünüz Sadık, ama sormak zorundayız. Bizim de neşemiz kalmadı. Çözüm arıyoruz.”


“Kimsiniz siz?!”


Bu kez cevap yandaki masadan geldi:

“Her akşam yemeği paylaştığınız, sohbet ettiğiniz ben…”


Bir başka yerden daha ses:

“Uzun kavgalarınıza ve muhabbetinize tanıklık eden koltuk benim…”


Sıra sıra eşyalar konuşmaya başladı. Hepsi isyan ediyordu.


En sonunda yataktan bir ses geldi:


“Sadece vücudunu değil, ruhunu da ısıtmıştım. En huzurlu uykularını onun kollarında geçirmiştin. Şimdi ne huzurun kaldı, ne sabahların…”


Ve sonra hepsi bir ağızdan aynı soruyu sordular:

“Sadık… ne oldu sana?”


Ağzımdan zar zor çıkan kelimeyi ben bile zor duydum:

“Sadakatsizlik…”


O an her şey sustu. O tanıdık, içimi saran sessizlik geri döndü.

“Arkadaşlar… Neden susuyorsunuz? Size soruyorum!”

Ama yanıt yoktu. Gerçek, onlara bile ağır gelmişti belli ki.


Tüm eşyalarla yaşadığım anlar birer film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Kahkahalar, gözyaşları, geceler, sabahlar… Kaybeden kimdi? O mu, ben mi?


Cevabı biliyordum: Ben.


Ben güveni kaybettim. O ise sevgisini…


Uykuya nasıl daldığımı hatırlamıyorum. Sabah olduğunda aklımda tek bir soru vardı:


Dün gece yaşadıklarım gerçek miydi? Yoksa sadece bir rüya mı?


Keşke… keşke her şey sadece bir kabus olsaydı.

Ama değildi.

Kabullenilmesi gereken acı gerçekler vardı.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Konuşan Duvarlar

gasan-guseinov gasan-guseinov