Gözlerin
Dün öğleden önceydi. Kaldırım taşlarına yapışan sıcak ayaklarımı yakarak vücuduma ulaşıyor, ensemden kafamın için kızgın bir şiş batırılıyor gibi hissediyordum. Beş dakika önce yüzümü yıkarken üstümü ıslatan su damlaları kurumuş yerini ter damlaları çok almıştı. Yol boyunca sığınmaya çalıştığım birkaç ağacın gölgesi ve arada esen hafif rüzgar olmasa eriyeceğimi düşünerek yürüyordum. Yanımdan bir araba geçti. Kısa bir süre sonra araba yavaşladı. Arka camdan dışarı bir kol uzandı. Zannedersem kapı sıkışmıştı. İçeriden açılmıyordu. Önden kimse inip kapıyı açmadı. Sanki araba kendi başına gidiyordu, anlamadım. Sadece el ve bileklerini gördüğüm bu kolda tanıdığım bir zariflik fark ettim. Koldaki saatin duruşu, kapı kolunu dışarıdan açan elin hareketleri bir yerlerden tanıdık geldi. Kafamda bu tanıdıklığın sebebini arayarak arabanın yanından geçerken hafif esmer bir yüzün -benim farkımda olmadan- bana döndüğünü gördüm. Siyah bir başörtünün altında en son 12 yıl önce gördüğüm gözlerle karşılaşacağımdan oradan uzaklaştım.
"Aklımda kalan değil latifelerin, sözlerin
Benim aklımı alan gece karanlığı gözlerin
O gözler! Âh o gözler baktıkça yüreğimi ısıtan
Yürekteki sevgiyi gözlerim yansıtan
Gözlerin en karanlık günlerimin ışığı
Benden başkası olmasın o gözlerin aşığı
Mihribân’ım dertlerimin her dem şifâsı
Olayım gözlerinin sürûr u şeydâsı
Mihribân’ım gönlümün sultânı ve neşesi
Olayım bir ömür gözlerinin kölesi"
dediğim gözler. Bakamadım, bakamazdım.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.