Küçükpazar'dan Çıkan Yokuş
Alibeyköy Cep Otogarı-Eminönü tramvayından Küçükpazar istasyonunda inince Süleymaniye'ye çıkan benim bildiğim üç tane yokuş vardır. Bir zamanlar hurma bahçeli konakların yükseldiği, şimdilerde ise yorgun arkadaşlar gibi yüklerini diğerinin omuzuna vermiş, biri yıkılırsa diğerleri de onu takip edecek gibi duran soba bacalı evleriyle Haliç’in kıyısında olmasına rağmen İstanbul’un bir semti demeye bin şahidin lazım olduğu hale gelmiş olan Küçükpazar’dan çıkan üç yokuş. Üç yokuş da tepede bir noktada birleşir. Küçükpazar, İstanbul'un tarihi semtlerinden birisi. Tarihi İstanbul'un fethine kadar dayanıyor. Yakın geçmişte özellikle Eminönü’nde bulunan sebze-meyve hali ile birlikte ticaret açısından şehrin en işlek bölgeleri arasında yer alırmış. Sebze meyve hali buradan taşınınca semt eski işlek özelliğini kaybetmiş. Eski İstanbul nahif beyefendileriyle ve namlı kabadayılarıyla da anılan bu semt, özellikle yokuş dediğim bölgeler, bugün yolu ilk defa buraya düşenlerin korkarak geçtikleri bir yer haline gelmiş. Küçükpazar istasyonunda tramvaydan inince on on beş dakika kadar yürürüm. Farklı yolları denemek unutkanlık hastalığına iyi gelirmiş. Ben de her seferinde farklı bir yokuştan çıkarım işe gelirken. Bugün kendi tabirimle "İkinci Yokuş" dediğim yokuştan çıktım. Meskun evlerin yanından geçerken içinden eskiyen ahşabın gıcırtılarının dışarı taştığını duyarsınız. Daha önce birçok konağa arsa olmuş arazilerin çoğu şimdi otopark olduğunu görürsünüz. Bir arsayı yabani otlar bağlamış, milletin eski eşyalarını attığı yer haline gelmiş. İlerledikçe yol daralır. Yol daraldıkça yokuş artar. Biraz ileride yol hafif düzlenir. Düzlüğe gelmeden bir merdiven çıkarsınız. Bu merdivenlerin başında hava sıcaksa genelde bir çift oturur. Konuşurlar. Bugün de merdivenleri çıkıyordum, çift konuşuyordu. Sözleri tam olarak anlaşılmıyordu. İşe geç kalmamak için kulak misafiri de olmadım. Merdivenin orta yerinde nefeslenmek için bir an durdum. Birden ayağımın hemen dibinde bir ıslaklık sesi duydum. "Şılap." diye yükseldi taştan yankılanarak. Kafamı kaldırıp çifte baktım. Erkek olanı boğazını temizliyordu. Aklıma gelen şey olmasın diye bakışlarımı ayağımın dibine çevirdim. Ayakuçlarıma çok yakın bir yerde güneşte parlayan sarı-yeşil karışımı el ayası kadar renk gözlerimi alıp midemi de yerinden oynattı. Nahif beyefendilerden ve namlı kabadayılardan (eminim ki onlar yere tükürmemişlerdir. Tükürdülerse de pisliklerinin üzerini kapatmışlardır.) milletin ortak kullandığı yolun ortasına balgam atan adamlara (!). Küçükpazar'ın eski itibarını kaybetmesini sadece sebze-meyve halinin taşınmasına bağlamamak gerek.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.