Köken Kültürel Dna Sarmalı 3 Soyağacı
KÖKEN KÜLTÜREL DNA SARMALI 3 SOY AĞACI
BUD, BUDUN, BEDEN, BÜTÜN, BUDAK, BUDAMAK, BUDA VE BUDİN
Bu kelimelerin Türk kültüründeki yeri ve hikayelerini ele aldık bugün ...
Bir önceki bölümde "put" ve "tapmak" kelimelerinin peşine düşmüş, insanın hakikati ararken nasıl yollar, işaretler ve rehberler oluşturduğunu konuşmuştuk.
Bu bölümde ise başka bir kelime ailesinin izini süreceğiz.
Bud.
Bugün çoğumuz bu kelimeyi tek başına kullanmıyoruz.
Ama kelimenin torunları hâlâ dilimizin içinde yaşamaya devam ediyor.
Budun...
Budak...
Budamak...
But...
Güdük...
Buda...
Budin...
Belki de bunların hepsi aynı büyük hikâyenin parçalarıdır.
Önce en eski ve en basit noktadan başlayalım.
Bud Nedir?
Binlerce yıl geçmesine rağmen bu kelime aslında hâlâ yaşamaktadır.
Bugün bile:
İnsan budu,
Tavuk budu,
Hindi budu,
Kuzu budu
deriz.
Yani bud ya da bugünkü söylenişiyle but;
gövdeye bağlı olan,
gövdeyi taşıyan,
gövdeden ayrılan büyük uzuvdur.
Bu yüzden bud yalnızca bir et parçası değildir.
Bir bütünün devamını sağlayan taşıyıcı parçadır.
Budun Nedir?
Sözlükler budunu:
halk,
millet,
kavim,
topluluk
olarak açıklar.
Benim dikkatimi çeken ise başka bir noktadır.
Neden millet?
Neden halk?
Çünkü millet ve halk kelimeleri arapçadan din paketiyle birlikte gelip günlük hayatımız girmiş güncel olmuş ve asıl kelimelerin yerini almıştır, kökenin yani benim amacım bu kazıyı yapıp en eski haline gidip kökleri bulmaktır çünkü bu dilde yani türkçede anlamı olmayan bir kök olamaz sebebi yapı itibarı ile sondan eklemeli bir dil olduğu için .Türk dilinde her ek kendi anlamı olan köke eklenir ve yeni anlamları olan kelimeleri türetir ,o yüzden aslının yerine geçen bu kelimelerle aslında bu kelimenin aslı buydu anlatımı çok zor bir şeydir ...ben buna talibim ve bu açıdan bakmak isteyen herkese bunu gösterme taraftarıyım.
Neden başka bir kelime değil de budun?
Türklerin en eski dünya tasavvurları Gök tengri Gök Ata ve Yer Ana (TOPRAK ANA) Kavranı vardır.
Hayat onların birleşmesinden doğar.
İnsanlar da bu büyük bütünün çocuklarıdır.
Bu açıdan bakıldığında budun bu evrenin bir bütünün parçası bir kolu dur
Büyük gövdeden ayrılan budların, yani uzuvların bütünü gibi gibidir aslında bütün kelimesi budun kelimesi beden kelimesi bile aynı anlamdan türer ler örneğin beden kelimesi arapça kökenli derler... konu kapanır ,kolu bacağı olmayan bütün anlamındadır bu açıklama bile beden ile bütün ile budunun aynı kelimenin farklı versiyonları olduğunu gösterir... bud ise o bütünden türemiş bir parçadır un eki çoğul eki olup budu büyütür çoğaltır budun yapar
Bud büyümüş,
çoğalmış,
topluluk olmuş,
budun olmuştur.
Yani tek bud değil,
budların bütünü...
Budundur arttık
Budak Nedir?
Budun fikrini anladıktan sonra budak çok daha anlaşılır hale gelir.
Budak da gövdeden çıkan yeni bir uzantıdır.
Yeni bir yöneliştir.
Yeni bir büyümedir.
Ana gövdeden ayrılır.
Kendi yoluna gider.
Büyürse dala dönüşür.
Dal büyürse kola dönüşür.
Kol yeni budaklar verir.
Tıpkı ailelerin,
soyların,
boyların,
ve toplulukların çoğalması gibi.
Budamak Nedir?
İşte burada ilginç bir kırılma ortaya çıkar.
Çünkü her budak büyümez.
Bazıları kesilir.
Bazıları engellenir.
Bazıları budanır.
Bugün hâlâ kullandığımız budamak kelimesi tam olarak bunu anlatır.
Bir dalın büyümesini durdurmak.
Onu kesmek.
Onun gelişmesini engellemek.
Budak büyürse dal olur.
Büyümezse budak olarak kalır.
Bu yüzden budamak kelimesinin içinde doğal olarak bir eksiltme vardır.
Bir sınırlandırma vardır.
Bir büyümeyi durdurma fikri vardır.
Güdük
Belki de bu yüzden dilimizde güdük kavramı vardır.
Güdük;
tam büyüyememiş,
eksik kalmış,
yarım kalmış
şeyleri anlatır.
Budanan dal nasıl tam büyüyemezse,
güdük de tamamlanamamış büyümenin sonucudur.
Buda...(budha budizmin kurucusu)
Şimdi ilginç bir noktaya geliyoruz.
Budha ya da Buda tarihî bir kişidir.
Bir insandır.
Bir öğretmendir.
Bir yol göstericidir.
Fakat benim dikkatimi çeken şey ismin kendisidir.
Bir önceki bölümde putların çoğu zaman insanları hakikate götüren işaretler olarak ortaya çıktığını anlatmıştım.
Burada da benzer bir durum görüyorum hatta put bud ve buda ilişkisini anlatıyorum
Buda bana göre büyük gövdeden ayrılan başka bir daldır.
Başka bir yöneliştir.
Başka bir arayıştır.
Gök Ata'nın,
Yer Ana'nın,
evrenin ve yaratılışın büyük gövdesinden ayrılan yollardan biridir.
Bazı Türk boyları bu yolu benimsemiştir,örneğin uygurlar
Budist olmuştur.
ama genel türk dünyasında pek kabul görmeyen bu inanış budanmış bir budak olarak kalmıştır
Bazıları ise başka yollara gitmiştir.
Yani burada da karşımıza yine bir budak çıkmaktadır.
Gözünü Budaktan Sakın
Bu noktada aklıma eski bir söz gelir.
"Gözünü budaktan sakın."
Çoğu insan bunu sıradan bir öğüt olarak okur.
Oysa dikkatli düşününce ilginç bir ayrıntı ortaya çıkar.
Dal insanı kör etmez.
Dal esner.
Çekilir.
Kırılır.
Ama budak serttir.
Budak çıkıntıdır.
Budak göze gelirse zarar verir.
Bu yüzden bu söz yalnızca fiziksel bir uyarı değildir.
İnsan bazen gözünü budanmış düşüncelerden de korumalıdır.
Kendi büyümesini tamamlayamamış budanmış güdük kalmış fikirlerden de korumalıdır.kendini ki topluma ayak uydursun genelin fikirlerine ve inançlarına uyma ve sürüden ayrılanı kurt kapar öğretisinin içinde o aidiyetin içinde kalabilsin.
Budin
Ve sonunda Budin karşımıza çıkar.
Bugünkü Budapeşte'nin tarihi yarısını oluşturan Buda şehri.
Orta Çağ kaynaklarında bu ismin Attila'nın kardeşi Bleda'nın, yani Macarca söylenişiyle Buda'nın adından geldiği anlatılır.
Başka teoriler ise bölgedeki su kaynaklarına ve Slav dillerindeki voda kelimesine işaret eder.
Ben burada kesin hükümler vermiyorum.
Fakat dikkat çekici olan şudur:
Orta Asya'dan binlerce kilometre uzağa gittiğimizde bile aynı ses ailesiyle karşılaşmaya devam ediyoruz.
Bud.
Buda.
Budin.
Voda.
Boda.
Bunların hepsinin aynı şey olduğunu söylemiyorum
Ama aynı kültürel dairenin içinde dolaştıklarını görüyorum.
Türkçede:
varmak – barmak,
vermek – bermek,
var – bar,
ver – ber
örneklerinde gördüğümüz ses değişimleri düşünüldüğünde bu benzerlikler dikkat çekici görünmektedir. burada da buda peştenin budası yada rusların boda yazıp vada diye okudukları su bie bir bütünün parçası o bütünden doğan büyüyen bud kökünden budundan bütünden bedenden geliyor
Sonuç
Bu yazıda herhangi bir şeyi ispat etmeye çalışmadım.
Sadece gördüğüm bir örüntüyü anlattım.
Bud,
Budun,
Budak,
Budamak,
Güdük,
Buda,
Boda
beden
bütün
Budin...
Bu kadar kelimenin aynı anlam alanında dolaşmasını tesadüf olarak göremiyorum.
Çünkü hepsinin merkezinde aynı fikir duruyor gibi görünüyor:
Bir gövde.
O gövdeden ayrılan uzuvlar.
O uzuvlardan çıkan yeni dallar.
Büyüyenler.
Budananlar.
Ve kendi yoluna gidenler.
Belki de insanlık tarihi biraz da büyük bir gövdeden ayrılan sayısız budağın hikâyesidir.
Yılmaz Tizgöl
04.06.2024/Nijninovgrad
KÖKEN & Kültürel DNA Sarmalı
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.