Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Kutsalı Aşağılayan Kahkaha

Kutsalı Aşağılayan Kahkaha


Bazı olaylar, toplumların gerçek yüzünü gösteren bir turnusol kâğıdı gibidir. Son günlerde bir stand-up gösterisinde dinî kutsallarımıza yönelik, "mizah" etiketiyle sergilenen, saygısızlık da bunlardan biri oldu. Asıl şaşırtıcı olan ise hadsizliğin kendisinden çok, onu normalleştirmeye ve savunmaya çalışanların sergilediği tavırdı.


Orada sadece Kur'an üzerinden değil, İslam coğrafyasında katledilen çocuklar üzerinden bile mizah üretildiğine şahit olduk. Daha acısı, o masumların acısını malzeme eden esprilere kahkahalarla eşlik edenlere de. Buna da "mizahın gücü" dediler. Peki o çocukların anne babalarının yüreklerini de stand-up kahkahalarının hafiflettiğini mi sanıyor bu insanlıktan nasibini alamamışlar? Hayır. Onlar, vicdanlarının sustuğu yere "mizah" tabelasını asıp yollarına devam ediyorlar. Çünkü merhametin bittiği yerde kahkaha yükseliyorsa, orada mizah değil, vicdanın çöküşü vardır.


Mizah kimi zaman toplumsal aksaklıkları zekâ süzgecinden geçirerek eleştiren bir anlatım biçimidir. Fakat hiçbir anlatım, hakareti meşrulaştırmaz. Bir eylemin adını değiştirmek, mahiyetini değiştirmez. Hakaret karikatürle çizilince saygıya, aşağılamak "şaka" denilince özgürlüğe dönüşmez. Zehir, altın bir kadehten sunulunca şifa olmaz.


Halâ olayı çılgınca savunanların anlamazdan geldiği şey; ifade özgürlüğünün, başkasının kutsalına hoyratça saldırma özgürlüğü olmadığıdır. Gerçek çoğulculuk, yalnızca kendi hassasiyetlerine saygı beklemek değil, başkalarının kutsallarına da aynı özeni gösterebilmektir. Aksi hâlde savunulan şey özgürlük değil, yalnızca çifte standarttır.


İşin daha düşündürücü tarafı ise, yıllardır dilinden "saygı", "çoğulculuk", "hoşgörü" ve "ifade özgürlüğü" kavramlarını düşürmeyen bazı çevrelerin, konu İslam'ın mukaddesatına geldiğinde bambaşka bir dile bürünmesidir. Başkalarının kutsallarına yönelik en küçük bir imayı bile nefret söylemi olarak değerlendirenler-ki çokça şahit olduk ve bizler de kınadık- Müslümanların kutsallarına yönelen açık hakaretleri "mizah" diyerek alkışlayabiliyor. Demek ki savundukları ilke evrensel değil, muhatabına göre şekil değiştiren bir anlayıştan ibaret.


Belki de bu hadisenin en önemli tarafı budur. Çünkü insanlar en çok kriz anlarında kendilerini ele verirler. Maskeler düşer, kavramların arkasına gizlenen gerçek zihniyet görünür hâle gelir. Bu olay da kimlerin gerçekten ilke sahibi olduğunu, kimlerin ise ilkeleri sadece kendi mahallesi için savunduğunu gösteren bir turnusol kâğıdı oldu.


Hiç kimse "mizah" sözcüğünü bir dokunulmazlık zırhına dönüştüremez. Özgürlük, başkasının en kıymet verdiği değerlere hoyratça saldırma hakkı değildir. Gerçek özgürlük, farklı olana tahammül edebilmek, gerçek medeniyet ise gücün yettiğine değil, herkesin inancına ve kutsalına aynı ölçüyle yaklaşabilmektir.


Çünkü mizah, gerçeği güldürerek söyleme sanatıdır ve zekânın ürünüdür, hakaret ise seviyenin. Kutsalları aşağılamayı mizah diye pazarlamak, ne sanattır ne cesaret ne de özgürlük. Sadece insanın kendi vicdanını, gerçek karakterini ve gerçek seviyesini ele veren bir aynadır. Kur’an ahlakının getirdiği ruh derinliğinden yoksun olan insanların espri anlayışları basit ve yüzeyseldir. 


Alaycılık, çoğu zaman zekânın değil, büyüklenmenin sesidir. Çünkü insan, değer verdiği şeye saygıyla yaklaşır, küçümsediği şeye ise gülerek hükmetmeye çalışır. O kahkaha, çoğu zaman özgüvenin değil, kibrin yankısıdır. Kutsalla alay eden dil, çoğu zaman kibri ele verir. Kibir, insanın sadece başkalarını küçük görmesi değil; Allah'ın gösterdiği ölçüyü kendi ölçüsünden aşağıda görmesidir. Bu yüzden kutsalla alay etmek, çoğu zaman sadece bir üslup sorunu değil, insanın kendini hakikatin üzerinde konumlandırmasının dışavurumudur.


Gözlerinin önüne serilmiş hakikatler karşısında alaycı bir tutum sergileyenler, Allah'ı ve Kuran'ı inkâr etmenin kendilerine üstünlük kazandıracağını, insanların gözünde büyüyeceklerini düşünürler. Halbûki kendileri de çevrelerindeki insanlar da Allah'a muhtaç, ahirette sorgulanacak aciz varlıklardır. Ne büyük akılsızlık.


Söz ettiğim kişiler farklı farklı yollar izlerler. Mesela birkaç marjinalin eylemleri üzerinden tüm Müslümanları kötüleyerek, olumsuz eleştirerek kalbi ısındırılacak olanları dinden soğutmaya çalışırlar. Bu kişilerin Müslümanlara yönelttiği öfkenin ve harcadığı eforun zerresini bile vahşi Siyonistlerin açık saldırıları karşısında gösterdiklerine şahit olmadık. 


Ya da bu kişiler Allah’ın ayetlerini -haşa- alay konusu edinerek insanları kendilerince eğlendirir hatta kendileri de eğlenirler. Samimi inanan insan asla bu tarz espriler yapmaz, bu esprilere gülmez, çok rahatsız olur, kutsallarını koruma duygusu kabarır.


Ayrıca müminleri güvenilmez, ahlakî yönden zayıf göstererek aşağılama, ya da İslam’ın tüm dünyadaki yükselişini görmezden gelerek ve gerçekleri örterek Müslümanların ümitlerini kırma çabasında olanlar da vardır. Ancak bu kişiler, Müslümanlara asla zarar veremez, onları küçük düşüremez. Çünkü hayatın en ciddi konusu olan imanında samimi insanlar, bu davranışlara şahit olduklarında daha da coşkuyla Rablerinin hoşnutluğunu ararlar.


 “Kur’an benim de kitabım” diyen insanın, Allah’ın her an kendisiyle birlikte olduğunu bildiği halde dini alaya alacak espriler yapması mümkün müdür? Bu kişi ölüm anında, Rabbi huzurunda sorgulanırken, cehennemin kenarında onun “gazaplı öfkesini ve uğultusunu” işitirken bu esprileri yapabilecek midir?..


Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, Biz de bugün onları unutacağız. (Araf Suresi, 51)


Son söz olarak; kutsallarımız siyasetin üzerindedir. Rabbimiz, Peygamberimiz ve Kur’an her şeyden öndedir. Farklı düşünceler bu ülkede bir arada yaşayabilir, fakat ortak kutsallara saygı, birlikte yaşamamızın olmazsa olmazıdır.


“Mizah; dünyevi hırsları ve kibri hedef aldığında bir erdemdir. Ancak insanın kutsal ve yüce olanla kurduğu bağı alaya aldığında, ruhsal bir suç haline gelir. Kutsalı aşağılayan bir gülüş ise ruhun çoraklaştığının kesin kanıtıdır.” (Simone Weil)


Elif Emel Bayraktar


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Kutsalı Aşağılayan Kahkaha

Kutsalı Aşağılayan Kahkaha

E Bayraktar E Bayraktar