Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 4/13/2026
İnsanın seçtiği yol kadar, seçtiği yol
arkadaşı da önemlidir. Çünkü birlikte her yürüyüş bir iz bırakır; o iz, sonunda
insanı bir safın içine yazar. Dolayısıyla yoldaşlık bir akıbet meselesidir.
İnsan zannettiği kadar bağımsız bir varlık
değildir. Yoldaşlık, zamanla benliğe sirayet eder. Aynı sofraya oturduğun, aynı
dili konuştuğun, aynı şakaya güldüğün insanlar; fark ettirmeden bakışını,
ölçünü, hatta vicdan terazini değiştirir.
Başlangıçta taviz küçüktür: Bir susuş, bir
görmezden geliş, “Şimdi sırası değil”
denilen bir itiraz… Sonra o susuşlar alışkanlık olur. İtiraz etmek ağır gelmeye
başlar. Yanlış normalleşir, çarpık olan makul görünür. İşte tam burada yol
kaybolur. Çünkü yol, yalnızca gidilen istikamet değil; hangi değerlerle
gidildiğidir.
İlkesizliğin en sinsi tarafı, insanı bir
anda değil, adım adım kaybetmesidir. Kendi doğrularını savunmak “uyumsuzluk”,
hakkı dile getirmek “fazlalık”, adaleti hatırlatmak “rahatsızlık” sayılmaya
başlandığında kişi önce susmayı seçer. Sonra suskunluğu savunur. En sonunda da
suskunluğunu doğru zanneder. Böylece insan kendini kaybeder; çünkü kendini
ayakta tutan ahlâki omurga kırılmıştır.
Dünya yolculuğunda kaybolmak telafi
edilebilir sanılır. “Sonra toparlarım”
denir. Oysa ahiret bilinciyle bakıldığında mesele çok daha ciddidir. Zira
insan, kiminle yürüdüyse onunla haşrolur. Kimin izini takip ettiyse onun
safında yazılır. Bu yüzden yanlış yoldaşlık, sadece dünyada yön kaybı değil ahirette
hesap kaybı riskidir.
Bir zamanlar farklı şehirlerde ve farklı
çevrelerde yaşayan ama telefonda uzun sohbetler ettiğimiz, kendimce uyardığımda
ibadetlerini yerine getirmek için emekliliğini bekleyen çocukluk arkadaşım
geldi hatırıma. Hayatın henüz önünde olduğunu sanıyordu; planları yarına
yazılmıştı. Ama bir gün sadece baş ağrısı şikâyetiyle hastaneye gitti… Ve üç ay
sonra, aynı hastaneden bir veda ile çıktı. İşte hayat, bu kadar ince bir çizgi
üzerinde yürüyor, Allah rahmet etsin… Tutunduğumuz her şey bir anda yarım
kalabiliyor. O yüzden hayatı, önemli bazı şeyleri erteleyecek ve yarına
bırakacak kadar uzun sanmayalım. Çünkü bazen bir ömür üç aya sığar, bazen de
bir vedaya…
Hakikatle bağı zayıf, adaletle mesafeli,
menfaati ölçü edinenlerle kurulan yakınlık kalbi ağırlaştırır, vicdanı
köreltir. İnsan bir süre sonra yanlışta rahatsızlık hissetmemeye başlar. En
tehlikelisi de budur: Günahın değil, günaha alışmanın verdiği kayıp. Çünkü
kalbin alarmı sustuğunda, insan hâlâ yürüyor gibi görünür ama artık hakikate
değil, kalabalığa doğru yürüyordur.
Hakikatin değeri ise onu kaç kişinin
savunduğuyla değil; ne kadar doğru olduğuyla ölçülür. İnsan bazen çoğunluğun
gittiği yoldan ayrılıp yalnız kalabilir; fakat doğru, kalabalığa göre yön
değiştirmez. Bu yüzden azınlıkta kalmak bir kayıp değil, çoğu zaman bir
imtihandır. Allah kulundan kusursuzluk değil, samimiyet ve istikamet ister.
Hata yapabiliriz, eksik kalabiliriz; ama önemli olan her seferinde doğruya
yönelmek ve onun yanında durmaktır. Çünkü değerli olan, kusursuz olmak değil;
kalbini doğruda tutabilmektir.
Bu yüzden yol arkadaşlığı bir tercih
değil, bir sorumluluktur. Her birlikte yürüyüş, insanın ahiretine atılmış bir
adımdır. Yanlış yoldaşla yürüyen, doğru yolda bile olsa sapar. Ve ahirette en
ağır pişmanlık, “Ben böyle değildim”
cümlesinin artık hiçbir şeyi değiştirmediği andır.
İnsan sevdiğiyle, yürüdüğüyle, saf
tuttuğuyla beraber anılacaktır. Dünya hayatında “uyum” adına susulan ya da yüz
çevrilen her hakikat, ahirette insanın karşısına bir yük olarak çıkar.
Yol uzun, kalabalık çok; ama hakikat
yalnızdır. Onunla yürümeyi göze alamayan, sonunda kalabalıklar içinde hesabını
tek başına verir.
Kısacası; değerleri ve ilkeleri seninle
aynı olmayanlarla yürümek, başta yalnızca “idare etmek” gibi görünürken,
zamanla idrak kaybına dönüşür.
Değerlerinle yürümediğin bir yol, seni
hedefe ulaştırmaz; yalnızca daha uzağa sürükler. Ve insan en çok da, fark
etmeden kaybettiklerinden hesaba çekilir.
O gün hiç kimse, değerleri olmayan birinin
gölgesinde kaybolmuş kimliğini geri alamaz.
Değer mi?
Elif
E. Bayraktar
Yeni
Dünya/Hanımefendi Dergisi, Nisan
Yazarın
Önceki Yazısı