Kara Etekler
Çocukluğumuzda ninelerimizin etekleri korkulu rüyamızdı.. Köy yerlerindeki kadınların hepsi etek giyerdi; çünkü etek, onlar için bir kıyafetten çok daha fazlasıydı. Ellerini, yüzlerini yıkadıklarında havlu; bahçeden meyve, sebze topladıklarında sepet; dağa bayıra gidip çalı çırpı topladıklarında çuval; çocuklar şımarıklık yapıp bir şeyi döktüklerinde silme bezi; hasat mevsiminde tarlalarda sofra bezi; bebeğini uyuturken battaniye, cam kırıldığında ise pencereye örtü gibi birçok amaç için kullanılırdı.
Bazı kadınlar öyle bol, koyu renkli ve büyük desenli etekler giyerlerdi ki, yüz metre ileriden hangi abla, hangi teyze veya hangi nine olduğunu fark edebilirdiniz. Hanımlar arasında tatlı bir çekişme yaşanır; eteğin nereden, kaça alındığı sorulur, hatta çok beğenilen bir etek, akrabaların düğününde giymek için ödünç istenirdi. Yani eskiden insanlar sadece dertlerini değil, kıyafetlerini de paylaşırlardı. Ne kibri bilirlerdi ne de tiksinmeyi.
Etekleri eskiyince veya yırtılınca hemen çöpe atmazlar; ya tutmaç yapar, ya başka giysilere yama olarak kullanır ya da minderlere kılıf dikerlerdi. (Çok eskiden ise bebekleri kundaklamak için kullanılırmış.)
Neden korkulu rüyamız olduğuna gelince... Kara etekli kadınları gördüğümüzde ya oradan kaçar ya da köşe diplerine saklanırdık. Hiç unutmuyorum, bir nine vardı, Allah rahmet eylesin, nerede bir çocuk görse eteğini göstererek:
"Seni buraya sokarım," derdi. "Aksilik yapma! İçindeki öcülere yediririm seni!"
Şimdi büyüdük ne renklerden korkuyoruz ne de kıyafetlerden. Tek korkumuz ise nefsimizden...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.