Yıldız Yalnızlığı
Yıldız Yalnızlığı
I- Yıldız Yükü
Usulca kırılır gökyüzünde aynalar
Işıltılı bir semazen
Flu boşluklarla savrulur.
Geceye söz,
orada susar...
Asılır ışıkları hemen
Ağır bir kisvedir aşk...
Aşkın omzuna devrilir
Omuz vurulur en sarı-mavi
Hayal ışıkların
serseri nidasına yankısız
göz temasları...
Yeşili özleyerek karışır
geceye
Tereklerde lambaların feri
Soğuk duvar yansımaları
Gölgeler titrek
Kitaplar sırt sırta vermiş
sevgilisiz,
gülüyorlar sanma
kapağı açılana kadar...
Titrer bir ateşböceği
gölgesinde
Ateşi saçan yorulur
o sandığın gülüşlerde...
Teslim olan serinler
Azmaklar akar
Dağ diplerinden
yoldaşlık edenlere,
Ruhta temizlik gerek,
İçeri giremez her yürek
diğerinin yokluğunu bilmeden.
Bazısı set olur ışıkların,
bazısı ışığın yükünü taşır
Usulca dökülür
gökyüzünün kapıları;
Yol vardır yolcuya hasret,
adım saymadan yürüyenlerden.
Sermaye eksilmez burada; yürüyen değil
yol bilir sevdiğini!
Yükü bırakan, varır;
yük gördüğünü!
Gecenin soğuğunda
Hayalin kör ateşinden
sağ çıkarken
anlaşılır sır
Korunur adı yeniden aşkın
Söz dilde kayıp
Sevda yürekte dem olur
Sen, sen olursun bana
Sensiz...
II- Küskün Renk
Gecenin rengi, küskünlük sanılır;
Siyah bir matem
Oysa her renk aynı göğe bakmaz,
fırça derine inse...
Her ateşin yakmadığı gibi
ya da yanmayı bilmeyen
gridir zaten,
ama gride
bir beyaz sevdasına;
kendinden karıştırır,
Saf fıtratı gibi.
Gülüşün altında cenaze merasimi kuranlar çoktur,
Alev ise
sessiz yakar
seven bir gönlün her halini.
Söndü mü ki
En son rüyanın közü?
Düşlesem rüyam el verir mi bana
Susmayan dilleri bülbül aşkla giryan...
Tuz bu mu?
tuz söndürmez
yakar
ama başka bir kırık beyaz,
Alev rengini saklar
Tuzun gölgesinde
-Kalbi boşluğa çekmek ne zor-
Akılsız adımlarla
Aklım yanar yine
Sade gül’ün pembe kokusunu
dağ rüzgârına katalım.
Uçurumdan uçmak...
Bir ardıcın gri puslu dalından,
kurduğum salıncak
yedi renk,
Ardıç kuşu da sevdiğine seslenirken.
III- Yalnız Adımlar
Bir boşluksa yandığım
Sokak kaldırımlarını
kaldıralım bu yollardan
Paris caddesi'nin üstünde kuğular var minik baharlarıyla
hepimizi seven,
Onlar da ben gibi suskun.
Altı üstü dünyanın
birbirinden farklı
Bahar bahçe şahitliği,
Kaç çiçek tomurcukken öldü?
Toprağına
seslenirken...
Ellerim baharsız kaldı,
Seğmenler de sevişmek
ellerinin suskun sıcaklığında
Hep bir anı sevdiğim.
Sen gidince yine yeniden
Bir bahar ağladı
Dar sokakları Ankara'nın
Küpeşte fazlası
Cumba balkon yarımlarında
Nisan yağmurları
Hamamönü'nden
Hisarın yalnızlığına yağdı...
Anıttepe'ye karşı
iki yalnız
Biri memleket
biri sen sevdalısı
İki büyük aşık ölüsü ölmeyen,
bu Ankara' da
Çok sevdalılar
yağmurlara sarıldı
Penceremde
cam güzeli ve arkadaşı küpeli kaldı.
Adımız,
Afrika'dan yağmurlar gidince
bozuldu.
Hüznümün mührü;
Kalbin derin iç çekişlerine vuruldu
Zaman, Mısır çöllerinde sanki...
Sonrası vardı ömrümüzün...
Sonra bir kere daha
Dilim dönmedi
"Gitme" denen
o kelimeden başka
Hiçbir şeye
Kitaplar Mualla'nın elinde
kevgir
Senden kalan bir
anıdan daha fazla...
Görsen şuan bir çul,
Sayfalarından kelimeleri
düşen
donmuş mürekkep...
İzlek bir ağma, çukur hokkam.
Parmaklarımın yokladığı
yoksunluğun dibi
acı desen acı değil!
Özlemek,
özlemi yazan
bu kitaplarda
bir kelimeden daha öte...
Bu Ankara sevmelerin en zor mekanı
Ben de sevimsiz bir adam oldum.
Adı bilinmemiş ayrılıklar
Siyonist,
beni senden koparan derbeder,
adı vakur zamanların
sessiz sokaklarında
Alnı Güneşe ve Hüseyin Gazi'nin ağırladığı Ay'a düşer...
Geceleriyle meşhur
soğuk ayazın temennası...
Boş ver!
Sarılırsa terennümle
ki iki yürek birbirine ısınır mı her yer?
Isınsa da,
bu Ankara sensiz ısınmaz.
Bu Ankara sevmelerin en zor mekânı
Sermaye eksilmez burada;
yürüyen değil,
yük bırakan varır.
ve
Bazısı set olur ışığa,
bazısı ışığın yükünü taşır
kelimelere.
Yüküm seni çok sevmek
Bırakamıyorum tereklere...
Yıldız yalnızlığıyla sırt sırta vermiş kitaplar gibi...
Ama okunmamışlığımla ben satırlarımda çok mutsuzum.
Tcpassenger _ierdoğan
13.01.2026/ Ankara Kuğulu
Yıldız Yalnızlığı başlıklı yazı Tcpassenger tarafından
15.08.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.