Eylül Geliyor
Elin de kahve, yanında suyun..
Bir anda çıkagelip oturduğumu düşünsene yanına
Eskilerden kalma bir pırıltı gözlerimde,
Heyecanını sindirmeye çalışan midemin gurultuları
Geçmişle geleceğin çekiştirmesi arasında
titreyen ayaklarım.
Sen?
Sanki bu ana doğmuş kadar sakin
bir kahve söylüyorsun;
yılların diyetini teslim edermişcesine bana..
İçimde ağacının inine doğru giden bir yolcu var.
Girilmedik hiçbir oda
sahip çıkılmadık bir duygu bırakmayacak gibi
tutuyorum ellerinden.
Aldattığın koordinatları,
terk ettiğin şehirlerde dolaşırken şimdi
En çok kendini bıraktığını gören gözlerine
Selam olsun!
İliklerine işlediğim nefeslerimden
koşar adım uzaklaşırken
yolda nefesin yetmediyse hatırla;
Çakmağının ucunda yakmakla tehdit ettiğinin
içinde nereye isabet ettiğini..
Adı toprak olan bebeklerin elime doğmuşluğu var.
Adı eylül olan çocukların serpilişini izlediğim günler var.
İkisinin oyununa şahit olmuşluğum var.
Birbirlerine bakarken güldüklerine
Birinin canı yandı diye diğerinin
acıyan yerinden öptüğünü gördüğüm anlar.
Benim çok anım var.
Senin büyütmeye sabretmediğini
Allah'ın elinden tuttuğu çok hayalim..
Bana anlat diyorsun ya
Anlatamam..
Kurduğum hayallerin içinde
rüzgarda bile uçuşan çiçeklerim var
ve bilirim senin toprağın gelgitlidir hep
Senin dümene geçtim diye oturduğun koltuklar
yarın tüm gemiyi alabora edecek bile olsa
bırakılabilir.
Bana anlat diyorsun ya
Anlatamam..
Çünkü büyütmek istemediğin tek çiçek benim.
Dümenine geçmekten korktuğun tek gemi, benim.
Anlatamam..
Sadece bekliyorum;
"Mevsiminden geçtim" diyeceğin günü
Eylüle sığmayan bir tohum bıraktım diyeceğim günü..
Bende biliyorum,
nasipten öte ruhlar doğurduğumu;
sol yumurtalığımdan.
Ben de biliyorum artık;
kaderine yazılmasıyla, hayatına yazılması arasındaki kilometre farkını
En garip olanı da bu sanırım;
bana çocukken anlatılan matematik sorularında
hangi yoldan gidersen git
aynı sonuçla karşılacağımı söylerdi dedem
Bir şeyleri tersten anlamış olmam gerekiyor ki
aynı yoldan gitmeyi marifet saymışım.
Şimdi
sabrımın selametini gördüğün yağmurlardan sonra soruyorsun ya sevgilim
İnadımın umudum kadar büyük olup olmadığını
Umudumun bittiği yerden inadıyla devam etmiş kızın hırçınlığı var içimde
Yedi rengi olmasını Allahtan istediğim bir istikamette
Otlarını yolacak kadar inadım var,
var olmasına da
Otlarını yolayım diye bekleyen bir adama mecalim yok artık.
Çocukluğunu dinlemek isterdim seninle..
Annenin kucağında olmadığın her ay için saklamak isterdim seni içimde.
Varlığını hissetmek için tutunduğun her hikayen niyetine
kedi gibi sokulmak isterdim sessizce yanına
Doyurulmak için hala bekleyen midenin küskünlüğünden öpmek isterdim.
Ve çocukluğunu yaşamak senin ellerinle..
aynı tarlada saatlerce konuştuğumuz yıldızların altında
aynı sokakta bilyelerini yuvarladığın her akşam güneşinin altında
aynı mahallede bisikletimin arkasını senin bırakacağın kadar güvenmek isterdim sana..
Bazen kızıyorum ikimize.
Ödeyeceğimiz bedelleri
aşılması gereken engelleri dağ gibi yıkıp önümüze
Bi kendimize dağ olamamışızlığımıza
Güven diye karın aça aça doldurduğumuz evde
Bi kendimize ev olamadığımız için
Kızıyorum.
En çok kendini
En çok kendimi terk etmenin kolay olduğu
bu coğrafyada
Feda edeceğimiz en kolay kişinin de
bizi en çok evde hissettiren olduğuna.
Şimdi
Eylül'e az kaldı.
Hazır mısın?
Tüm duyguları tenimizde getirirken
beraber bir düş görmeye.
Hazır mısın?
Bir günlüğüne bir rüyanın içinde
En savunmasız halinle kalmaya.
Eylül geliyor sevgilim..
Gerçekten hazır mısın?
İlk kez sahiden uyuyup
son kez uyanıyor olmaya..
Ağustos 2026
Toprak'a
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.