Kul Mehmetin Sazı Kırılmış
Kul Mehmet’in Sazı Kırılmış
Birden bire duruverir ya dünya
senin adın geçince dilimde.
Deniz bile susar,
dalgalar diz çöker kıyıya,
rüzgâr geri geri yürür
ve ay, utangaç bir çocuk gibi
bulutların arkasına saklanır.
Ben senin yokluğunda
kendi gölgeme bile yabancı oldum.
Ellerim boşlukta arıyor seni hâlâ,
parmaklarım senin saçlarının hayalini tarıyor,
dudaklarım havada senin adını öpüyor.
Gece geliyor,
gece senin kokunu taşıyor.
Yastığıma eğiliyorum,
yastık ıslak,
gözlerimden mi aktı
yoksa deniz mi sızdı içeri bilmiyorum.
Aşk dedikleri bu mu?
Bir insanın,
bir başka insanın yokluğunda
kendi nefesini bile suçlu hissetmesi…
Her sabah uyanınca
“hâlâ buradayım” diyememesi
özür dileyememesi…
Sen uzaktasın.
Ben ise
senin uzakta oluşunun
tam ortasındayım.
Ve bu orta yer,
ne karada ne denizde,
sadece
gönlümün
zincirlenmiş
en derin
kuyusunda…
Kul Mehmet susmuş,
kalem kırılmış,
kâğıt ıslanmış.
Geriye sadece
senin adın kalmış
ve
o adın
göğsüme
vurduğu
sessiz
ama
ölümcül
darbe ise hala sancılar içinde bırakıyor.
Ah o senin o büyülü adın
dilimin ucuna değdiği anda
bütün damarlarım birden
ters yöne akmaya başlıyor.
Kanım geri geri akıyor sanki
kalbime değil,
o ilk gördüğüm güne dönüyor.
Ve o gün
hâlâ bitmemiş gibi
içimde duruyor.
Ben senin yokluğunu
bir eksiklik olarak değil,
bir organ kaybı gibi taşıyorum.
Her sabah aynaya baktığımda
yüzümün yarısı eksik,
sesimin yarısı boğuk,
nefesimin yarısı
senin ciğerlerinde kalmış gibi.
Gece olunca
yastığa değil,
senin yokluğuna yaslanıyorum.
Yastık çok sert geliyor artık.
Senin göğsünün hatırası
daha yumuşak,
daha sıcak değil ki,
daha ölümcül.
Bazen ellerime bakıyorum:
Hâlâ senin belini kavramaya hazır gibi.
Hayallerimin ise yok dibi
Parmaklarım hâlâ
senin saçlarının arasına girme refleks’ini
kaybetmemiş.
Vücudum seni unutmamış,
sadece ben unutmaya çalışıyorum
ve başaramıyorum.
Aşk buymuş meğer:
Bir insanın,
bir başka insanın yokluğunda
kendi varlığını
suç gibi hissetmesi.
Her nefeste
“özür dilerim hâlâ sensiz hala yaşıyorum”
demesi.
Sen uzaktasın.
Ama uzaklık
artık bir mesafe değil,
bir yara.
Ve o yara
her gece
yeniden kanıyor.
Kul Mehmet’in sazı kırılmış,
telleri paslanmış,
sesi kısılmış.
Geriye sadece
senin adının
göğsümün en derin yerine
o sessiz,
o amansız,
o asla iyileşmeyecek
darbe kalmış.
Ve ben
o darbenin altında
hâlâ
nefes almaya
çalışıyorum buna nefes almak deniliyorsa.
Mehmet Aluç
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.