Adım Gazzeli İdris
Hiç kimseden hiç bir şey bekledikleri yok.
Kara zeytin ve arpa tanesi yerler bu çocuklar
Ve kuru ot.
Ve çürük hurma.
Bu çocuklar yoğuracaklar kendi hamurlarını
bir gün kendileri.
Bu talihsiz coğrafyanın özgürlüğünü
Benim adım İdris
Gazzeliyim
Sekiz çocuğum var.
Dokuzuncusu yolda.
Yazdan sonra burada.
Kayıtlı bir kütüğüm olmasa da
Bir işim var, çalışıyorum.
Vatan savunması işimiz gücümüz.
Arkadaşlarım var, acı çeken.
Taştan çıkarıyoruz ekmeğimizi,
üstlerini başlarını, defterlerini taştan çıkarıyorum.
Dilenmiyorum kapı kapı,
olmuyorum iki büklüm eşiğinde siyonistlerin.
Öfkeyle kaynayan topraklara salmışım köklerimi.
Çağlardan çok uzaklara bağlı babam benim,
yüzyılların doğuşundan çok uzaklara,
selvilerden, zeytinlerden çok uzaklara
bütün bitkilerden çok uzaklara
Kahpelerden değil,
kara saban sürenlerden.
Büyük babam da köylüydü.
Başımızı sokacak bir kulübem var
Yıkık betonların arasında ,
Kapısı, penceresi olmasa da.
Burası benim ana yurdum.
Alnında bir çatkı.
El ayası deniz kabuğunun içi gibi kırmızı.
Ekmeğini taştan çıkarır bu eller.
Ayrıca zeytin yağını, bir de portakalı severim çok.
Arayan bulsun beni bir yitik köyde,
adsız yollarda unutulmuş.
Harabeler arasında var olmaya çalışan insanları,
Yıkılmış evlerde üşüyen sekiz çocuğumu
Ben ve karım fatıma
Özlüyoruz şöyle insanca yaşamayı.
Atalarımın üzüm bağlarını sen aldın elimden,
çocuklarımla ektiğim toprağı sen aldın.
Bıraktın bu taşları ,bu moloz yığınlarını bize,
çocuklarımıza.
Bunları da mı alacaksınız elimizden
Bir daha diyorum!
Bir daha ey katil sürüsü.
Ben merhametli birisiyim
Adım Gazzeli İdris
saldırmam hiç kimseye.
Ama aç korlarsa beni,
Dokunurlarsa karıma, çocuklarıma ,vatanıma
Dökerim kanını bulunduğunuz her coğrafyanın
hem de damla damla,
hemde oluk oluk …
Öfkemin ,intikamımın bir sınırı yok
Şah damarına basarım dünyanın
Tahta atını çaldılarsa ne çıkar sanki,
yıldızlar sana kaldı, yıldızlar, yavrum.
Ey yanardağ çiçeği,
ey damarlarımdaki yürek,
gözlerinde görürüm doğuşunu güneşin
Bir kapı araladılar sana rüzgâr vermek için,
bir yara açtılar sana bir sabah vermek için,
Yüz bin ev yıktılar
bir ulus kurman için.
Yüreğinin ortasında bir karanfil buldular,
Ey ay ışığı.
Sokak ortasında, taşların üstünde,
ölü gibi bırakılmış…
Cebinde bir kibrit kutusu buldular,
bir yolculuk izni,
ve sımsıcak ellerinde birkaç resim.
Annen ve ben ,
Senden önce giden yedi kardeşinin.
Hangi mezardan çıkmış gelirsin bana doğru,
ey büyük babamın varisi?
vurmuşsun sırtına zeytin tanelerini
ve perişan rüzgârlar taşıyan Kudüsü
Hangi mezardan çıkmış gelirsin bana doğru,
içimdeki intikamı alevlendirmeye
ben uyanığım,
yağmur uyanık,
Davutun oğluyum ben,
kuzeyden haber bekleyen,
bir gemici çağırdı beni, gitmedim,
bağladım gemileri kalın halatlarla,
çıktım tepesine bir dağın.
Ey Muntar tepesi,
babamın, üstünde dua ettiği toprak
satmam seni altınlar dökseler önüme,
bağrında hep böyle sakla başkaldıranı,
Ayrılmam buradan, ayrılmam.
Bizimkilerin sesi yaracak rüzgârı,
kuşatacak sesler dört bir yanı
Döneceğiz bir gün,
Bekle bizi
Ey ata yadigarı Muntar tepesi
Döneceğiz diyorum da
Evlerimiz yağma ettiler,
un torbalarını yağma ettiler
Ot topla bize kırlardan, karnımız aç.
Uğuldar mideleri sabilerin kayalar gibi
Ben uyanığım,
yağmur uyanık.
Umutla gözler dururum ufku.
Muntar Tepesinin üstünde
Hep orada bekleyeceğim.
Sarsılmadan, dimdik, sabırla
O toprağın üstünde.
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.