Leğenle Yapılan Düğünlerden Organizasyon Şirketlerine
Eskiden düğün denince aklımıza organizasyon şirketi gelmezdi. Zaten organizasyon diye bir kelimeyi bu kadar sık kullanacağımızı da kimse tahmin etmiyordu. Düğün vardı, bir de düğünü yapacak insanlar vardı. Hepsi buydu.
Mahallede bir düğün olacaksa evin önüne birkaç masa atılır, plastik sandalyeler eş dosttan toplanır, mutfakta kazanlar kaynamaya başlardı. Bir yerden leğen bulunur, başka bir yerden tepsi gelirdi. O leğen de öyle boş boş durmazdı. İçine çerez doldurulur, başına biri geçer, fındığı fıstığı leğende güzelce karıştırırdı. Sonra küçük poşetlere konulur dağıtılırdı.
Gelin hazırlanırken evin içinde en az yirmi kişi olurdu. Bir teyze saçla ilgilenir, biri gelinin duvağını düzeltir, biri mutfaktan bağırır:
“Pilavın altını kıstınız mı?”
Çünkü düğün dediğin sadece gelin ve damattan ibaret değildi. Mahallenin tamamı düğünün doğal kadrosuydu. Düğün salonu zaten başlı başına başka bir meseleydi. Sandalyelerin üzerinde beyaz örtü varsa düğün zengin sayılırdı. Masada kolonya ve şeker varsa zaten medeniyet seviyesinin zirvesine ulaşılmıştı.
Müzik başladı mı herkes pistteydi. Kimsenin koreografisi yoktu. Kimse üç ay önceden dans kursuna gitmiyordu. Davul çalıyordu, insanlar oynuyordu. Bazen ne oynadığını kendisi de bilmiyordu ama önemli değildi. Bir yerden halaya giriyor, iki dakika sonra başka bir oyunun içinde buluyordu kendini. 😂
Fotoğraf meselesi de oldukça basitti.
Bir fotoğrafçı vardı. O kadar.
Bugünkü gibi düğün öncesi çekim, düğün hikâyesi, sinematik klip, drone çekimi, giriş videosu, çıkış videosu yoktu. Fotoğrafçı “Gelinle damat şöyle biraz yana dönsün” derdi, herkes dönerdi. Ve o fotoğraf yıllarca saklanırdı.
Şimdi ise düğün başlamadan önce düğünün fragmanı çekiliyor.
Gelin salona girecek. Ama öyle sıradan bir giriş değil. Işıklar kapanacak, müzik başlayacak, sis çıkacak, bir yerlerden volkanlar patlayacak. Gelin birkaç metre yürüdükten sonra muhtemelen ikinci bir gelinliğe geçecek. Damadın da ne zaman sahneye çıkacağı belli değil. Bir noktadan sonra gelinin salona girdiğini değil, ülkeye giriş yaptığını sanıyorsun.
Bir de düğün bittikten sonra başka bir tören başlıyor: Instagram.😂
Gelin hanım daha kapıdan çıkmadan düğünde çekilen 364663 fotoğraf arasından seçim yapmaya başlıyor. Gelinlikli bir fotoğraf, damatla bir fotoğraf, çiçekle bir fotoğraf, aynada bir fotoğraf, salona girişten bir fotoğraf, dans ederken bir fotoğraf... Sonra hepsini arkadaşlarına “şöyle küçük bir şey yaptık” havasıyla peş peşe story olarak yüklüyor.
Arkadaşları da sabaha kadar “Çok güzelsiniz 😍”, “Aşkım bayıldım”, “Prenses gibisin” diye cevap veriyor. 😂
Bir de gelinlik meselesi var. Eskiden gelinlik giyilirdi. Şimdi gelinlik değiştiriliyor. 😂
Birinci gelinlik salona giriş için, ikinci gelinlik dans için, üçüncü gelinlik fotoğraf için… “Gelinlikler o kadar çoğalıyor ki damat hangisiyle evlendiğini takip edemiyor.” 😂
Eski zamanda gelinlik bir taneymiş. O kadar kıymetliydi ki düğünden sonra bile yıllarca dolapta dururmuş. Şimdi gelinlikler neredeyse vardiyalı çalışıyor.
Ama bütün bunların içinde eski düğünlerin başka güzel bir tarafı varmış.
Kimsenin kusursuz görünmek gibi bir derdi yoktu. Gelinin duvağı yamulur, halayda üç kişi birbirinin ayağına basar, çocuklar pistte cirit atardı. Çay tepsisi düşmediyse organizasyon dört dörtlüktü. 😂
Kimse “Konsept bozuldu” demezdi.
Çünkü ortada bir konsept yoktu. İnsanlar vardı.
Şimdi düğünler daha gösterişli, daha profesyonel, daha fotojenik.
Eskiler daha sade ve en güzeliydi.
Belki de mesele hangisinin daha güzel olduğu değil. Eski düğünlerde bir leğen vardı. İçinde çerez karıştırılır, etrafında insanlar toplanırdı.
Şimdi leğenin yerini organizasyon şirketleri aldı.
Çerez hâlâ var. Ama artık çerezin bile bir konsepti var. 😂
Ve sanırım eski zamanda düğünün en büyük organizasyonu, leğeni kimin taşıyacağına karar vermekti. 😂
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.