Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Moda Merkezi

Moda Merkezi

Moda Merkezi


23 Eylül 2026

Edremit 


Müzenin içine girdik, biletlerimizi aldık. Bize yardımcı olan memur hanım, müzenin tanıtımına yetişebileceğimizi söyledi. Kameralara baktım; kör noktada olsalar da görünmeseler bile tahmini doğruydu hanımefendinin. Yetiştik.


Gençlerden oluşan bir grup vardı. Tahminim lise öğrencileriydi. Başlarında da onlardan sorumlu bir erkek öğretmen bulunuyordu. Selamlaştık, kibarca birbirimize yer açtık.


Henüz ne anlatılacağını tam olarak bilmiyorduk. Biz üç kardeş, kendi aramızda birkaç günlük zaman çalmak için çıktığımız bu yolculukta, birazdan Edremit'in geçmişine doğru bambaşka bir kapıdan gireceğimizden habersizdik.


İkinci kata çıktığımızda gözüm o gelinliğe takıldı.


Cam fanusun içinde, yılların içinden bugüne kadar gelmiş, ince işlemeleriyle hâlâ zarafetini koruyan muhteşem bir gelinlik duruyordu. Birkaç gün önce, İzmir'den döner dönmez beyaz gelinliğin tarihini merak etmiş, oturup araştırmıştım. Kraliçe Victoria'dan başlamış, Osmanlı sarayına kadar gelmiş, Naime Sultan'ın 1898'de giydiği beyaz gelinliğe kadar uzanmıştım.


Şimdi ise Edremit'te, kız kardeşlerimle birlikte, tam karşısında duruyordum.


Bir an durup kendi kendime güldüm.


“Yok artık Çiğdem,” dedim içimden. “Sen gerçekten ermiş olmaya başladın galiba!”


Daha birkaç gün önce tarihini araştırdığım beyaz gelinlik, kalkıp karşıma Edremit'te çıkmıştı.


Üstelik hikâyesi henüz bitmemişti. Birazdan genç görevlinin anlatacaklarıyla, bu gelinliğin yalnızca bir gelinlik olmadığını öğrenecektim. İstanbul'da sarayda dolaşan bir modanın, zeytin ağaçlarının gölgesindeki Edremit'e kadar nasıl ulaştığını dinleyecektim.


Meğer insan bazen bir şeyi merak edip araştırırken, farkında olmadan onunla karşılaşmaya hazırlanıyormuş.


Genç görevli anlatmaya başladığında dikkatimi yeniden gelinliğe çevirdim. Birkaç gün önce beyaz gelinliğin tarihini araştırmış biri olarak, anlatılanları artık başka bir merakla dinliyordum.


Bize, sarayda giyilmeye başlayan beyaz gelinlik modasının zamanla İstanbul'un dışına da yayıldığını anlattı. İşte o anda Edremit'in hikâyesi de bu gelinliğin hikâyesine karıştı.


Edremit'in zeytin ve zeytinyağı sayesinde yalnızca tarımsal değil, ticari ve ekonomik açıdan da oldukça zenginleştiğini söyledi. Bu zenginlik, şehrin insanlarının yaşam biçimine de yansıyordu. Özellikle tüccarların İstanbul'la kurdukları ticari ilişkiler sayesinde oradaki yenilikleri ve modayı takip ettiklerini, Edremitli hanımefendilerin de İstanbul'daki giyim kuşamdan haberdar olduklarını anlattı.


Bir anda önümde duran gelinlik başka bir anlam kazandı. Az önce yalnızca zarif bir gelinlik olarak baktığım şey, şimdi Edremit'in geçmişteki ekonomik gücünün, İstanbul'la kurduğu bağların ve değişen hayat tarzının küçük ama çok güzel bir kanıtı gibi görünmeye başlamıştı.


Kız kardeşlerime baktım. Üçümüz de aynı dikkatle dinliyorduk. Yıllardır gelip geçtiğimiz Edremit'in, meğer bizim hiç bilmediğimiz başka bir hikâyesi varmış.


Ben ise içimden yine aynı şeyi geçiriyordum: İyi ki bu kez buraya gelmişiz.


H. Çiğdem Deniz 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Moda Merkezi

Moda Merkezi

çitlembik çitlembik