El Ele Yürümenin Yaşı Yok
EL ELE YÜRÜMENİN YAŞI YOK
18 Eylül 2026
Nermin abla ve Muzaffer abiden ayrıldıktan sonra odamıza geçtik. Beş yıldızlı bir otel odası beklemiyordum elbette ama bu kadar vasat olacağını da düşünmemiştim. Neyse ki içimi rahatlatan bir şey vardı: temizlik. Bembeyaz çarşaflara bakınca bütün kusurlar biraz olsun görünmez oldu. O çarşaflar bir martı gibi beni kanadına alıp uçsuz bucaksız denizin üzerinde süzültebilir, sonra da usulca rüya âlemine bırakabilirdi.
Ama uyumaya niyetimiz yoktu. Hemen hazırlanıp çıktık. El ele yürüyorduk; gören de bizi daha dün evlenmiş, dünyaya hâlâ birbirinin gözünden bakan iki taze evli sanırdı. İnsan yıllar geçtikçe bazı şeyleri kaybediyor belki ama el ele yürümenin yaşı yok.
Bir ara Engin, Muzaffer abinin önerdiği meyhanenin adını sordu. Ne çabuk uçup gitmişti aklımızdan! Hemen yeniden arayıp sorduk. Meğer Nermin abla ile Muzaffer abi her ay birlikte gidiyorlarmış o mekâna. Bu akşam da şansımıza fasıl varmış. Üstelik fasıl ekibine karı koca birlikte eşlik ediyormuş. Bizim de bu akşam yapacağımız gibi...
Mekânın adı Kalimera'ydı.
Sonra kendimizi Konak Meydanı'nda, Saat Kulesi'nin yanında bulduk. İzmir'in en tanıdık simgelerinden birinin önünde, bizim gibi şehrin içinde bir anı biriktirmeye çalışan insanların arasında bol bol fotoğraf çektirdik. Herkesin elinde telefon, herkesin yüzünde başka bir hikâye... Biz de o kalabalığın içinde kendi hikâyemizin bir karesini yakalamaya çalışıyorduk.
Saat Kulesi'nin taşları, etrafındaki kalabalık, denizden gelen İzmir havası ve yanımda elimi tutan Engin... Fotoğraf makinesine sığan birkaç saniyenin ardında, birlikte yaşanmış koca yıllar vardı.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.