Meyilli
Keskin kokusu beni çağırıyor;
İçimdeki vahşi kemirgeni.
Açlıkla tüm ruhum sarsılıyor,
Görünce kapandaki leziz peyniri.
Fukaralık en büyük miras atalarımdan,
Anadolu’dan ve hatta Orta Asya’dan,
Yoksa neden göç etsinlerdi akrabalar,
Anlaşılıyor ki hepsi de baya bir dardaymışlar.
Yüzlerce yıldır Yörük ve göçebeyiz biz,
Bulamadık bir konak, kalmışız evsiz.
Mal, mülk, han, hamam bizde ne arar?
Göç babam göç, dertlerimiz var katar katar.
Yerleşik hayata geçmek için elbet,
Toprak gerek bize sağlam bir mesnet.
Sırtımızda taşısak da tarihini Anadolu’nun,
Yokuşunda buluruz kendimizi bir keçiyolunun.
Bizans’ı sildik silmesine tarihlerden de,
Bizanslıları silemedik içimizden bizde.
Biz savaştık ve biz öldük hep meydanlarda,
Toprak ise Bizanslılara kaldı her defasında.
Çözemedim yazgımdaki bu kör düğümü,
Zihnimdeki bu gürültü çingene düğünü.
Her mecliste bir yabancı göçebeyim ben,
Kovulurum yanaştığım her tür meclisten.
Bu nasıl bir yazgı sanırsın bir illetli,
Her sohbete uzak, her olay ibretli.
Nasıl düzeltilebilir ki bu kötü kader,
Her yer bana Kerbela, her yer bana mahşer.
Bende yaşadım bu dünyada elbet bende ölürüm,
Belki öbür dünyada bir gün yüzü görürüm.
Doğdum doğalı gurbet, doğdum doğalı eziyet,
Göstersem de boşuna her konuda bir meziyet.
Koyun oldum kurtlar arasında bu canla,
Nasıl da başlamıştım hayata heyecanla.
Kalmadı hevesim kalmadı mecal,
Yoktur günahım, yoktur hiç vebal.
Ben meyilliyim aldanmaya, meyilliyim kanmaya,
Her önüme çıkanı insan evladı sanmaya.
Budala ruhum kaç kere kanmadı ki,
Göğsümdeki kalbim kaç kere yanmadı ki?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu