Kurşun Dökme Ve Düşman Bulma Sanatı
Bizim millet olarak periyodik tabloyla olan ilişkimiz gerçekten incelenmeye değer. Ağır metaller zehirlidir falan, bunlar hep bilim insanlarının projeleri. Bizim coğrafyada atom numarası 82 olan kurşun bir element değil; donanımsal antivirüs programı.
Düşünsene, sabah sırtında hafif bir tutulmayla uyanıyorsun, iki gündür de işlerin ters gidiyor. Aklı başında insan doktora gider ya da "Strestendir" der geçer. Bizim teyzelerin kriz teşhisi ise salisesinde bellidir:
"Sana öyle bir nazar değmiş ki kem gözler seni yemiş bitirmiş! Getirin cezveyi, ağır sanayi temizliğine başlıyoruz!"
Evde anında kırmızı alarm verilir. Mutfak dolabının en arkasından, atom parçalamaya yarayacakmış gibi simsiyah kalmış bir cezve çıkarılır. Ocak sonuna kadar açılır, beş dakika içinde evin içi demir döküm atölyesine döner.
Kurban olarak seçilen talihsiz tip ortadaki bir tabureye oturtulur, üzerine de devasa bir çarşaf örtülür. Çarşafın altındaki nefes darlığı çekerken, dışarıda dört bir yandan çarşafı tutan teyzeler sanki birazdan ağaçtan düşecek meyveleri toplayacak gibi beklerler.
Ve baş uzman genelde mahallenin göz devirme şampiyonu teyze cezveyi kavrar. Oturanın kafasının hemen üzerinde içi soğuk su dolu metal leğen tutulur.
Bir insanın kafasının 15 santim yukarısında, 327,5 derecede erimiş sıvı metali buz gibi suya fırlatıyorsun. İş güvenliği uzmanı görse aklı çıkar.
Ve... "ÇOOOSSSHHH!"
O ses çıktığı an çarşafın altındaki kurban hayatının film şeridini izler. Zaten nazar falan kalmaz; organizma girdiği şoktan direkt fabrika ayarlarına döner.
Ama asıl şov patlamadan sonra başlar: Kurşundan Fal Bakma Seansı
Donan metal sudan çıkarılır, teyzeler Louvre Müzesi'ndeki modern heykeli inceler gibi parçanın başına toplanır. Metalde sivri bir çıkıntı mı var?
"Aha! Görüyor musun sivri yeri? Bu kesin karşı komşunun burnu! Kadının fesatlığı metale yapışmış!"
Minik bir delik mi oluştu?
"Göz! Valla billahi göz patlamış! Nasıl bir hasetle baktılarsa metal dayanamamış!"
Sıvı metal fiziki kurallar gereği rastgele donmuştur ama teyzemiz orada net bir şekilde görümcenin fesatlığını, müdürün kıskançlığını ve üç vakte kadar gelecek sarışın düşmanı görür.
Yetmez; "Nazarın tortusu kalmış" denilerek aynı metal kapı eşiğinde bir daha eritilip dökülür. En son o su evin köşelerine serpilir, kurbanın yüzüne sürülür. İnsanlar da "Oh be, üstümden ağırlık kalktı" der. Tabii kalkar! Az önce kafanın üstünde erimiş metalle kaza atlatıp sağ çıktın; bir zahmet hafiflemiş hisset, yeniden doğdun çünkü!
Kısacası kurşun dökmek bizim için bir gelenek değil; adrenalin sporu, heykel eleştirmenliği ve dedikodu seansının aynı cezvede eritilmiş halidir. Kuantum fiziği çaresiz ama teyzeler haklı: Nazar çıktı mı, çıktı.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu