Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Sirius İzlenimleri

Sirius İzlenimleri

Sirius, sadece bir ışık değil, ruhun kendi karanlığına yazdığı en edebi, en yaralayıcı şiirdir. Siyah bir kadifenin göğsüne iğnelenmiş en sivri elmas gibi duruyor Hira'sında. Zamanın ötesinden gelen, unutulmuş bir fısıltı gibi. 


Gökyüzünün bu muazzam mavisinde, sadece bir yıldızın ışığı değil, ruhun en karanlık kuyularına düşen bir idrak kıvılcımı saklı. Canımı acıtan bir berraklıkla parıldarken, geceyi bir örtü olmaktan çıkarıp içimdeki o hiç sönmeyen, o kırılgan yangının aynasına dönüştürüyor.


Gece, Sirius’un bakışları altında soyunuyor kabuklarından. Onun o soğuk, mesafeli ama bir o kadar da yakıcı mavi ışığı, tenime değil doğrudan hafızama dokunuyor. Sanki asırlar önce yarım kalmış bir aşkın, yarım kalmış bir cümlenin son noktası gibi çakılı kalmış kubbeye. 


Bir yıldız bir insana nasıl bu denli aşina gelebilir? Belki de ruh dediğimiz şey, Sirius’un ışığında unutulmuş bir mavilikten başka bir şey değildir.


Işığın süssüz ve yalın hiddeti, karanlığı delip geçerken kâinatın derin bir nefes alışını dinliyorum. Büyüleyici bir yalnızlık bu. Kimsenin dokunamadığı, hiçbir fani sözün lekeleyemediği bir asalet.


 Sirius, geceye hükmeden bir taht gibi dururken, bana kâinatın en büyük sırrını fısıldıyor adeta: Şiddetli tutkular, ancak en uzak mesafelerden lekesiz kalabilir.


Gözlerimi ondan ayıramadığım o derin anlarda, zamanın akışı bükülüyor ve soyut bir rüyanın ortasına düşüyorum. Işık, geçmişin küllerini havalandıran esrarengiz bir rüzgâra dönüşüyor. O beyazlıkta, yaşanmış hatıraların, söylenmiş itirafların ve kaybedilmiş cennetlerin kokusu var.


Bir yıldıza bakmıyorum aslında, zamanın dokusuna takılıp kalmış sonsuz bir özleme bakıyorum.


Her pırıltısında ritmik bir kalp atışı saklı, varlığın ve yokluğun eşiğinde salınan bir hayal gibi. Bakışlarım onun keskin açılarında erirken, içimdeki bencil dünyevi gürültü yavaşça çekiliyor. Geride sadece o soğuk parıltının ve göğsümdeki o tarifsiz sızının yankısı kalıyor.


Sirius, yıldızların en mağruru, insan ruhunun karanlık odalarında açılan tek perdesiz pencere oluveriyor. Helal edilmemiş bir hakkın, en canlı şahidiyim diyor.


Romantizm, onun ışığında tatlı bir hülyadan ziyade, varoluşun o can yakıcı güzelliğine dönüşüyor. Sirius, karanlığa aydınlık vermek için değil, karanlığın ne kadar derin olduğunu bize hatırlatmak için yanıyor sanki.


Onu izlerken insan, uzak olmanın aslında hiç ayrılmamak demek olduğunu anlıyor, mesafe arttıkça ışığın şiddeti azalmıyor, aksine kemiklere işleyen bir soğukluğa dönüşüyor.


Beyaz ışığın içinde eriyen ruhum, gecenin kuytusunda kaybolmuş bir gölge gibi süzülüyor göğe doğru. Yıldız ile gözlerim arasındaki o ince hat, elle tutulur bir köprüye dönüşüyor ansızın. O köprüden geçip gidenler ise söze dökülmemiş arzular, yarıda kalmış sevdalar ve evrenin bağrına fırlatılmış sessiz çığlıklar. Sirius, bütün bu kimsesiz hislerin nihai sığınağı gibi parıldamaya devam ediyor.


Şimdi kâinat, tek bir noktada toplanmış gibi küçücük ve o nokta Sirius’un tam kalbinde atıyor. İnsan kendi içindeki sonsuzluğu kavramak için bazen gökyüzünün en uzak köşesine bakmalıymış. Onun mavisi benim yalnızlığım; onun hiddetli parıltısı benim aşka olan o telafisiz inancım. Gece aksa da, zaman usulca dökülse de parmaklarımın arasından, o ışık zihnime kazınmış bir mühür gibi kalacak.


Gözlerimi kapatıyorum sonunda, ama Sirius sönmüyor. Gökyüzünden çekilse bile içimdeki o koyu karanlığın tam ortasında parlamaya devam ediyor. Çünkü bazı yıldızlar gökyüzüne değil, doğrudan insanın kaderine doğarlar.  



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Sirius İzlenimleri

Sirius İzlenimleri

AYDIN UZKAN AYDIN UZKAN