Birbirine İyi Gelmek
Bir insana iyi gelmek, onun hayatına usulca dokunup ruhunda güzel bir iz bırakabilmek, bir sesin içindeki telaşı dindirmek, bir bakışla dünyanın bütün sertliğini unutturmak, bir sözle insanın kendine yeniden inanmasını sağlamak…
Bazen birinin varlığı, insanın içinde uzun zamandır kapalı duran bir pencereyi aralar. İçeriye biraz gün ışığı, biraz umut, biraz yaşama sevinci dolar. İnsan, onun yanında kendine daha az yabancı; hayata biraz daha yakın hisseder. Sanki dünya, bütün ağırlığına rağmen, yaşanmaya değer bir yerdir yeniden.
Sanırım sevmenin en güzel hâli, bir insanın ruhuna böyle dokunabilmektir.
Ama sevmenin bir de öteki yüzü var: Güzel sevilmek…
Birinin gözlerinde kendine rastlamak, sesinde huzur bulmak, suskunluğunda bile anlaşıldığını bilmek. Bir kalpte yerinin olduğunu, o yerin gelişigüzel açılmadığını hissetmek. Varlığının bir başkasının dünyasında anlam taşıdığını bilmek…
İnsan, sevildiği yerde biraz daha çoğalır. Korkularından eksilir, kendine doğru büyür. Kalbinin tetikte bekleyen yanları yavaşça dinlenmeye çekilir. Her an incinmeye hazır ruhu, ilk kez kendini savunmak zorunda kalmadan sevebileceğine inanır.
Birine iyi gelmek güzeldir.
Ama asıl güzellik, iyiliğin tek yönlü bir yol olmaktan çıkmasıdır. Birinin ötekine uzattığı elin, bir gün ötekinin elinde karşılığını bulmasıdır. Birinin yorgunluğuna diğeri gölge olurken, onun da aynı gölgede dinlenebilmesidir.
Birbirine iyi gelmek, iki insanın birbirinde kaybolması değil; birbirinin yanında kendini bulabilmesidir.
Birbirinin hayatına ağırlık değil, anlam katmak… Yaralarını yeniden kanatmadan sarabilmek; geçmişin acılarını bugünün sevgisine miras bırakmamak… Birbirini değiştirmeye çalışmadan, birlikte güzelleşebilmek.
Hayat zaten yeterince yorucudur. İnsan, sevdiği kişinin yanında bir de kendini anlatmak, varlığını kanıtlamak, sevgisini her gün yeniden savunmak zorunda kalmamalı. Aşk, insanın omuzlarına yeni yükler bırakan bir yolculuk değil; yüklerini bir anlığına yere indirebildiği güvenli bir kıyı olmalı.
Öyle bir kıyı ki insan, bütün fırtınalardan sonra oraya dönmek istesin. Öyle bir yakınlık ki iki insan, birbirlerinin hayatında yalnızca güzel günlerin değil, zor zamanların da yoldaşı olsun.
Çünkü bazı insanlar hayatınıza girmez yalnızca; içinizde bir şeyleri iyileştirir. Unuttuğunuz neşeyi hatırlatır, küstüğünüz dünyayla aranızı bulur, kendinize kapattığınız kapıları yeniden aralar. Onların yanında hayat, bütün eksiklerine rağmen, daha yaşanılır bir şeye dönüşür.
Ve belki de aşk, iki yarımın birleşip tek bir insan olması değildir. İki ayrı insanın, birbirinin bütünlüğüne saygı duyarak yan yana yürüyebilmesidir.
Senin ışığın benim karanlığımı aydınlatırken, benim ışığımın da sana yol gösterebilmesi… Senin hayatın benimle güzelleşirken, benim hayatımın da seninle çiçeklenmesi…
Ne senin kendinden vazgeçmen ne de benim senden eksilmem.
Yalnızca birbirimizin hayatında, varlığımızla güzelleşen bir yer açmak.
Çünkü insanın başına gelebilecek en güzel şey, bir başkasını sevmek değildir yalnızca.
Birbirinin kalbine iyi gelen iki insan olabilmektir.
Ve aşkın en güzel hâli, belki de tam burada başlar: Birbirini tamamlamak zorunda kalmadan, birbirinin hayatını güzelleştirmek; birbirine tutunurken kanatlarını da korumak ve bütün dünyanın hoyratlığına rağmen, birbirinin yanında incelikten vazgeçmemek.
Öyle sevmeli ki insan; sevdiğinin hayatına değdiğinde bir şeyler eksilmesin ondan. Biraz huzur, biraz cesaret, biraz da yaşama sevinci kalsın geriye.
Ve bir gün dönüp hayatına baktığında, ikisi de aynı şeyi söyleyebilsin: ''Seninle hayat kolaylaşmadı belki, ama güzelleşti. Ve ben, seninle kendime daha çok benzedim.''
Korhan KÜLÇE
06/10/2026
Saat: 02:00
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu