Kolektif Kütle 34
Verili düzlem ilişkilerine göre kimse kimseye rızık, nimet vermiyordu. Kimse kimseye veli nimet olmuyordu. Kolektif alanın böyle bir dili yok. Kolektif alan böyle bir dil üretemez.
Bu tarz üssü dil yansımaları kolektif paydaşlık nedenle bastırılmış ve tıkaçlıdırlar. Verili düzlem içinde doğada sağlamak yerine kolektif akıl, kolektif üretim yapmaktadır.
Köleliğe hizmet eden köleci mananın nimet, rızık dediği; temel verili gereksinimler; kolektif alan ile insanın bu ihtiyacını insan sağlamasına zorunlu ediyordu. Bu bir bilinçli bir edimdi.
Kolektif alanın El mantıklı köleci yağması ile kolektif bağlarında çözülen sistem aksamaya başlar. Aksak giderek kolektif kütle bozulması ve kopmalarıyla kolektif bağ çözülmesine kadar gidecekti. Çevrim durur denli aksar. Kolektif kapasite ortadan kalkmasıyla vs. kolektif bağ kırılır.
Kırılan kolektif bağı tekrar tersten dolaşarak, tersi mana imajlarıyla meşru ederek ilişkileri kısmen koparılmış kolektif ahlakı köleci sisteme eklemek gerekecekti. Bunu ne üzerinde ekleyecekti?
Kolektif alan üreten ilişki ve üretim hareketinin bağ ilişkileri ile korunan, temel ihtiyaçlarını sağladığı sürece canı gönülde tabu ilişkileriyle sürdürdüğü bir sistemdi. Bu ilişkileri sürdürmesi için kolektif alanlı olmak dışında başka bir şeyi sevmiyordu. Başka bir saikle korumayı bilmiyordu.
Köleci sistem kolektif paylaşımla verili düzlem ilişkilerini sömürü yapmak için koruyamaz olduğundan mevcudun sürdürülmesini başka şeylerin sevilmesi ve fedakarlığı (özgeciliği) üzerine oturtacaktı.
Üzerine oturulacak sevgi seli sürdürülebilir ilişki kolektif birim zamanlı paylaşım olmadığı için millet sevgisi, vatan sevgisi, din iman sevgisi üzerinde gerçeğin üzeri örtülüp bu sanal argümanlar üzerinde dolaşılarak temel kolektif çevrimlere ne demekse “yetim, dul ve kul hakkını korumakla ulaşılacaktı.
Bu sözcüklerin hepsi köleci yapının ortaya koyduğu aksaklar ı köleci yapıyla zihne algı edip zihinlere köleci algıyı meşru ve zım ettiren söylemlerdir.
Bence konuya daha detaylı girmenin mantığı yok. Çözümleyici zekalar ganimetin köleci bir dil olduğunu anlayacaklar. Bir EL in kolektif varidatları El mülkü olarak Sargona verdiğini; Nemrudun El i olan aile tarafimi olarak; nemruda ganimet (çapul-talan) yolu ile kutsal (!) ettiğini şip diye anlayacaktır.
Bu mücadelede Nemrud egemense, Nemrudun eli vaadini gerçekleştirmiş hak bir söylemdi. Yok bu mücadelede Sargon üstün gelmişse, Sargon’un El sözü hak ve doğru bir gerçek söylemdi.
Nemrud zayıf durumla Sargon hükmü altında varlığını sürdürüyorsa; Deli Petro’nun “yenile yenile bir gün yenmesini öğreneceğim” demesi gibi geleceğe kumarla veya ya bir tutarsa hesabı ile “elbet bir gün Elin vaadi gerçek olacak” diyordu. Nitekim arada bir vaat gerçek oluyordu da...
Genelde hiçbir durum kalıcı değildir. Her şey zıddına değişir dönüşür. Devamlı hükümranlık, devamlı yengi, devamlı yenilgi ve devamlı esaret yoktur. Gün gelir esir hür olur egemen olur. Bu nedenle arada bir vaat, aksi söylem tarzı gerçekleşmeler muhakkaktı. Değilse o söylemin, o vaadin kutsal oluşu nedenle öyle olduğu için gerçek olması değildi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu