Tonlarca Ve Onlarca
İnsan üzgün olunca üşürmüş. Geç fark ettim buzun yaktığını… Sonra koca bir buzdağı, göğüs kafesinin ortasına oturur ve sola doğru ağırlık yaparmış. O zaman anlarmış insan, görünmeyen buz yığının kalbine doğru aktığını, o zaman ağlarmış. Gülmek için tonlarca sebep, ağlamak için onlar’ca neden yeterliymiş. Çünkü bir beşerin mutluluğu tonların ağırlığıyla ölçülür ve mutsuzluğu onlar’ın yüz’lerinden gelirmiş.
Sevmek ne demek? Bilmek ne anlama gelir? Bilmeden sevince değer verilir de peki sevmeyi bilmeyince değer görülmez mi? Ah anlaşılmak… Bunu becerebilseydim aklımın açık uçlu şu soruları olmazdı, sorudan önce sorun, sorundan önce tercih! Tercihten önce ise; göz görmezdi bir kere, buzdağının tepelerinde öyle heybetli kanatlarıyla kartalları.
Onu, sevmeyi bilmeden sevdiğim için tonların ağırlığı beni yıkamadı. Onu bilmeden sevdiğim içinse onların yüzleri hep içime içime aktı. Bu yüzdendir ki bu gece beni çok üşüttü ve titrek çenem titrek kalbime söz geçiremedi. Yalnız kalmak korkutucu değildi, biliyordum. Fakat korkularımdan hala korkuyordum. Çünkü tabularını her yıktığında sevmeye aslan kesildi şu yürek, sevilmeye kedi! Beklemiyordu ne kötüyü ne iyiyi. Beklentisi gelecek bile değildi ki. An’da kalıyordum ama yarının an’ında dünkü ben olarak kalamayacağım kesindi.
Zaman her şeyi değiştirirdi. Zaman, buzdağları, kartallar, yüzler ve insanlar…
Değişmeyen tek şey değişimdi. Hakkıyla, haklıyla haksızlıklar!
Tuğsel
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu