Saksağan
Bazıları için "Kargadan başka kuş tanımaz" derler. Biz de "karga" deriz ama aslında kargayı tanımaz; tanıdığımızı sanırız. "Neden bilmeyelim ki!" diyebilirsiniz. İlk hecelerimiz, ilk ezberimiz onunla başlamıştı. Sizleri bilmem ama bizim kuşak -60'lı yıllar- alfabenin sonunda uçuş denemesini "Karga karga gak dedi / Çık şu dala bak dedi" diyerek yapardık.
Otuz yaş sonrasında Edirne'ye gitmiştim ve gerçek kargayı o zaman tanıdım. Meğer karga başkaymış; karga diye bildiğim kuş saksağanmış! Aslında saksağanla da ilgili deyişlerimiz vardı. Mesela, "Dam başında saksağan; vur beline kazmayı!" derdik; ama saksağanı bilmezdik. Aslında bizim, karga diye bildiğimiz kuş saksağanmış.
Dam başında saksağan; vur beline kazmayı deyiminin anlamı olan "Ne alaka?!..." yorumuyla söze başlıyoruz. Şöyle ki, "alakarga" diyerek biraz kargaya yaklaştırdığımız saksağanın aslında kendine özgü bir yürüyüşü varmış. Bir ara kekliği görmüş; kayar gibi yürüyüşüne özenmiş; "Keklik gibi kayayım" demiş ama bu arada kendi yürüyüşünü unutuvermiş. Bu yüzden, bir kayar bir sekermiş.
"Suyun rengi, kabın rengidir" sosyolojik gerçeğinden hareketle, ben bu ülkede yetiştim. Düşündüklerimle yazdıklarımın, söylediklerimle yaptıklarımın uyum sağlamadığı doğru ise şaşmamak gerekir. Çünkü ben saksağanla özdeşim.
Kimlik deyince sormam gerekir: Ben kimim?
Ben "İçki içmeyenin –bırak TRT müdürü olmayı; medenî olamayacağı" savıyla dayatılan bir ülkede yetiştim.
Ben 30 yaşından sonra, yurtdışına çıkış nedeniyle, uçağa binebildim. Ben hostesin host'unun da olduğunu -İtalya gibi kadın/erkek çizgisi yakın bir ülkede- bu yaştan sonra öğrenebildim. Siz hâlâ bu yaşınızda ve şu yıllarda, uçakta host gösterebilir misiniz? Sekreterler bile son yıllara kadar öyleydi.
Ben, "kapitalsiz kapitalist" olarak yetişen gençlerin olduğu bir ülkede, Rusya'da bile öğretmenlerin sendikasının olduğunu 35 yaşından sonra öğrendim. 40'ından sonra bize de sendika geldi ama o da "sarı sendika" oluverdi. 6 saniyede üye olduğum sendikadan 6 ayda ayrılabildim.
Ben, öğretmen olduğum halde, Almanya'da öğrencilerin kravat takmak zorunda olmadığını ömrümün yarısından sonra öğrendim. Geçen yıllarda, "Kim 500 milyon ister" yarışmasında kravatın Hırvat'tan geldiğini bilemeyen yarışmacıya hiç üzülmedim. 40 yıldır "medeniyet yuları" diye boynuma taktığım kravatın aslını ben de bilemezdim. Bildiğim tek şey, Avrupa'dan gelmeydi.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.