Ağaç
Bir lâne-i intizâr olurken
Vakfeyle bu hâb-gehte bir şeb,
Yorgunluk ile dûr olurken,
Ağaçta sönen bu rûh-ı bî-tâb,
Geçmişti çoğu hayâta dâir.
Aksetti içimde dağdağa-dâr,
Bir ses, bu hayâttan ah ne yorgun!
Edebi İnceleme
Ahmet Haşim’in tabiat objelerine ruh atfeden şiirlerinden biridir. Ağaç, basit bir bitki değil, "rûh-ı bî-tâb" (yorgun ruh) sahibi bir varlık olarak tasavvur edilir.
"Gün bitti. Ağaç da bunda yârâb!" açılışı, günün bitişiyle birlikte ağacın da bir tür yorgunluk hissettiğini söyler. "Lâne-i intizâr" (bekleyiş yuvası) tabiri, ağacın gece beklemekte olduğunu, bir misafir gibi günü uğurladığını ima eder.
"Ağaçta sönen bu rûh-ı bî-tâb, / Geçmişti çoğu hayâta dâir" mısraları, ağacın da hayattan çok şey görmüş, yorulmuş bir ruhu olduğunu düşündürür. Bu, panteist bir yaklaşım değil, sembolist bir kişileştirme tekniğidir.
Kapanış mısrası — "Bir ses, bu hayâttan ah ne yorgun!" — bütün şiirin özetidir; tabiatın da, insanın da, ağacın da hayattan yorulduğunu söyleyen bir kasvetli ünlemdir.