Bana Seni Gerek Seni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinürem
Ne yokluğa yerinürem
Aşkın ile avunuram
Bana seni gerek seni
Aşkın âşıklar öldürür
Aşk denizine daldırur
Tecellîyle doldurur
Bana seni gerek seni
Sûfîlere sohbet gerek
Ahîlere ahret gerek
Mecnunlara Leylâ gerek
Bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni
Yunus durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksûdum
Bana seni gerek seni
Edebi İnceleme
Yunus Emre’nin en bilinen ilahisidir. Vahdet-i vücud anlayışının halk diline döküldüğü en saf örneklerden biri olarak kabul edilir. Hece ölçüsünün 8’li (4+4) kalıbıyla yazılmış olan şiirin nakaratı "Bana seni gerek seni" mısrası, mutlak teslimiyetin ve Hak’tan başka hiçbir şey arzulamayan âşığın haletini ifade eder.
İlk dörtlükte aşkın benlik perdesini kaldırması (fenâ-fillah) söylenir. İkinci dörtlükte âşığın varlık-yokluk gibi izafi kavramların ötesine geçtiği belirtilir. Üçüncü dörtlükte aşkın bir ölüm olduğu, ama bu ölümün gerçek dirilik (bekâ-billah) olduğu vurgulanır.
Dördüncü dörtlükteki "Sûfîlere sohbet gerek / Ahîlere ahret gerek / Mecnunlara Leylâ gerek" tekrarı, herkesin maksudunun farklı olduğunu söylerken Yunus’un kendi maksudunun yalnız Allah olduğunu vurgular. Beşinci dörtlükteki "külüm göğe savuralar" ifadesi, Hallâc-ı Mansûr menkıbesini hatırlatır; ölümle bile aşk sönmez.
Altıncı dörtlüğün "Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri" mısraları, cennet nimetlerini bile gözünde küçük tutarak yalnız Allah’ı isteyen muhabbet sahibinin sözüdür. Son dörtlükte ise şair adını verir (mahlas) ve iki cihanda da maksudunun yalnız O olduğunu söyleyerek şiiri kapatır.