Bir Garip Öldü Diyeler
Şöyle garib bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garib bencileyin
Gezdim Rûm ile Şâm’ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garib bencileyin
Kimseler garib olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garib bencileyin
Söyler dilim ağlar gözüm
Gariblere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garib bencileyin
Nice bu derd ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinümde bulam
Şöyle garib bencileyin
Bir garib öldü diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garib bencileyin
Hey Emrem Yunus biçâre
Bulunmaz derdine çâre
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garib bencileyin
Edebi İnceleme
Şiir, gurbet ve garîblik temasını tasavvufun "kesret içinde vahdetten ayrı düşmüş ruh" anlayışıyla işler. Yunus’un kendisi gibi gariplerden olduğunu söylemesi, dünyada yabancılık çeken her insanın halini özetler; ancak bu yabancılık aynı zamanda asıl vatana (vatan-ı asli, ruhlar âlemi) hasret duyan ruhun halidir.
Şair "Rûm ile Şâm’ı, yukarı illeri kamu / Çok istedim bulamadım" derken Anadolu’dan Suriye’ye, oradan da yukarı illere uzanan bir gurbet yolculuğunu anar. Bu coğrafi tasvir, şiirin gerçek bir hayat tecrübesinden beslendiğini gösterir.
"Bir garib öldü diyeler / Üç günden sonra duyalar / Soğuk su ile yuyalar" mısraları Türkçe ölüm şiirlerinin en hüzünlü mısralarındandır. Burada üç gün sonra duyulan bir ölüm, kimsesizliğin en çıplak halidir. "Soğuk su ile yuyalar" mısrası gasl (yıkama) âdetine gönderme yapar; ancak buradaki vurgu yıkamanın değil, yalnızlığın soğukluğudur.
Son dörtlükte mahlas zikri ile şair kendisini "biçâre" olarak niteler, derdine çare bulamayışını söyler; "şardan şara" (şehirden şehire) gezmek imgesi ise tasavvufun seyr ü sülûk kavramına da işaret eder.