Çıktım Erik Dalına
Bostan ıssı kakıyıp der ne yersin kozumu
Uğruluk yaptı bana, bühtan eyledim ona
Çerçi de geldi aydur hani aldun gözgümü
Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım
Nedir diye sorana bandım verdim özünü
İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş
Becit becit ısmarlar gelsin alsın bezini
Bir sinek bir kartalı kaldırıp vurdu yere
Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu
Bir küt ile güreştim elsiz ayağım aldı
Şöyle bir basamadım göyündürdü özümü
Bir balıkçıl alındım sazlığa düştüm bir kez
Çıkamadım sazlardan gözlerim akar yaşı
Yunus bir söz söyledi hiçbir söze benzemez
Münafıklar elinden örttü manâ yüzünü
Edebi İnceleme
Yunus Emre’nin en ünlü "şathiyye"sidir. Şathiyye, zahiren akla aykırı, batında ise derin tasavvufi anlamlar taşıyan şiir türüdür. Bu şiirde sıralanan "imkânsız" olaylar — erik dalında üzüm yemek, kerpici kaynatmak, sineğin kartalı vurması, küt’ün güreşi — gerçek dünya mantığına aykırıdır.
Bu görünüşteki saçmalık, aslında âlemin sırlarına ve Hakk’ın tecellisindeki paradokslara işaret eder. Bostan sahibi ile kavga, dünya nimetlerini paylaşma kavgasıdır. Çulha ve iplik motifi, halk tasavvufundaki "halı dokuma" sembolizmiyle ilgilidir: ipliği veren kim, dokuyan kim, alıcı kim — kâinat dokumasında hangi rol kime aittir.
"Bir sinek bir kartalı kaldırıp vurdu yere" mısrası, görünüşte zayıf olanın güçlüyü mağlup edebileceğini söyleyen mistik bir parodidir; aşkın aklı, küçüğün büyüğü mağlup ettiği bir âlemden haber verir.
Son beyit kapanışta şathiyenin sırrını söyler: "Yunus bir söz söyledi hiçbir söze benzemez / Münafıklar elinden örttü mana yüzünü." Yani sözün manası ehline açıktır, ehil olmayan onu zahiren saçma sanır. Şathiyyelerin ezoterik şifresi de budur: anlayan anlasın, anlamayan üstünden geçsin.