Severim Ben Seni Candan İçeri
Yolum vardır bu erkândan içeri
Beni bende demen, bende değilem
Bir ben vardır bende benden içeri
Nereye bakar isem dolusun sen
Cihanım dopdolu cihandan içeri
Tecelliden nasîb erdi kimine
Kiminin maksudu cennetden içeri
Şerîat tarîkat yoldur varana
Hakîkat ma’rifet andan içeri
Süleyman kuş dilin bilür dediler
Süleyman var, Süleyman’dan içeri
Beni sorman bana, bende değilem
Sûretim boş yürür dondan içeri
Yûnus’dur kim hem ordadır hem burda
Mecnun’dur, ışkı her cândan içeri
Edebi İnceleme
Yunus Emre’nin vahdet-i vücud düşüncesini en yoğun ifade eden şiirlerinden biridir. Aruz vezniyle (mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün) yazılmıştır ve Yunus’un aruzdaki ustalığını gösterir.
İlk beyitteki "candan içeri" tabiri, sevginin can-ten ikilisinin ötesinde, ruhsal bir derinlikte yaşandığını anlatır. İkinci beyit ise tasavvuf şiirinin en bilinen mısralarından biridir: "Bir ben vardır bende benden içeri" — burada şair, gündelik benliğin (nefs-i emmâre) ötesinde, Hak’tan parça olan asıl benliği (rûh-i mutlak) işaret eder.
"Şerîat, tarîkat yoldur varana / Hakîkat, ma’rifet andan içeri" beyti tasavvufun dört kapı (şerîat, tarîkat, hakîkat, ma’rifet) öğretisini özetler. Süleyman göndermesi ise kuş dili (mantıkutTayr) sembolizminden hareketle, görünenin ötesindeki manaya (Süleyman’ın ardındaki Süleyman’a) işaret eder.
Son beyitte Yunus mahlas zikrini yaparken kendisini hem "orada" hem "burada" tarif eder; bu, mekân ötesi, Mecnun gibi aşk halinde olmanın ifadesidir.