Sordum Sarı Çiçeğe
Annen baban var mıdır?
Çiçek eydür derviş baba
Annem babam topraktır
Sordum sarı çiçeğe
Boynun neden eğridir?
Çiçek eydür derviş baba
Kalbim Hak’ka doğrudur
Sordum sarı çiçeğe
Benzin neden sarıdır?
Çiçek eydür derviş baba
Ölüm bize yarındır
Sordum sarı çiçeğe
Sen Hak’kı zikr eder misin?
Çiçek eydür derviş baba
Hak adın virdimdir benim
Sordum sarı çiçeğe
Kardaşın var mıdır senin?
Çiçek eydür derviş baba
Kardaşım yapraklardır
Sordum sarı çiçeğe
Ahiretten haberin var mıdır?
Çiçek eydür derviş baba
Ahiret bize yakındır
Yunus Emrem bu sözü
Eğri-büğrü söyleme
Seni sigâya çeken
Bir Molla Kasım gelir
Edebi İnceleme
Yunus Emre’nin en sevilen ve halk dilinde yaşamış şiirlerinden biri, "tabiat" temalı tasavvufi söyleyişe en güzel örneklerdendir. Şiir, dervişin sarı bir çiçekle konuşması üzerine kuruludur; ancak çiçek burada yalnızca bir bitki değil, kâinatın canlılığının ve Hakk’ın tecellisinin sembolüdür.
Şiir, soru-cevap (mükâleme) formuyla yazılmıştır. Her dörtlükte derviş bir soru sorar, çiçek cevap verir. Çiçeğin verdiği cevaplar tabiat-Hak ilişkisinin tasavvufi yorumudur: anne-baba toprak (tevazu, fenâ), boyun eğikliği Hakk’a yönelmek, sarı benzi ölümün yakınlığı, virdi Hak adı (zikr-i daim), kardaşları yapraklar (vahdet-i vücud), ahirete yakınlık (her an muhtazır olmak).
Son dörtlükte geçen "Molla Kasım" göndermesi meşhurdur: rivayete göre Molla Kasım, Yunus’un üç bin şiirini şeriata aykırı bularak yakar, sonradan pişman olup okuduğunda bu mısraları görür. Bu yüzden Yunus, "üç bin şiirim göklerde, bin tanesi sularda, bin tanesi de yeryüzünde okunur" der. Mısra, şairin kendi şiirini değerlendirme öz-bilincine de işaret eder.