Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Atayurdundan hüzün. Tam da final arefesi Uygur Edebiyatını ve tarihçesini çalışırken tevafuk oldu şiiriniz. Bir yanda tarihî hafıza, bir yanda bugünün sancıları Bir zamanlar özgürce at sürdüğümüz topraklarda halâ zulüm gören kardeşlerimiz var. Kafkas Cephesi ve o esaret kamplarındaki Türk'ün o mertliğini ve cesaretini hatırlarken, bugünkü yaşanan düşkünlüğü de sorguluyoruz bir yandan Aziz vatan. Ecdadın döktüğü kan ve ter ile var olan vatan. Orta Asya'dan bugüne kadar uzanan Ata yurdundan ana yurduna şahlanan yurt şad olsun her daim Hüzün, özlem ve cesaret dolu ata selamına Aleyküm selam Yüreğinize sağlık hocam Selamlar saygılar
Uzak durulacak tipler çok Hocam kutlarım içtenlikle
Nazım'ın dediği gibi sadece Abidin mi yapar mutluluğun resmini yeter ki yürek coşkuyla atsın herkes mutluluğun yanına koyar ismini... Kutlarım yürekten...
emeği geçenlere birer birer teşekkürler. herkes yazıp çizsede sitemizin bu hale gelmesine sebep, tuvali, fırçaları boyaları vs. hani çoğu yerde reklamlarda vs. olmasaydın olmazdık tabiri vardır ya işte burada tam bu söz yerini buluyor.
Ne kadar doğal ortamlarda ne güzel çocukluklar yaşamış ne güzel anılar yüklemişsiniz aklınıza ve ruhunuza. Unutulur mu o güzellikler o günler hiç? Şimdiki zamanlarda insanların isteyip de yapamadığı şeyler o zaman sizin yaptıklarınız... Güzel bir öykü kutlarım
Merhaba Adem Beyciğim, Sitenin yenilenmiş halini henüz ilk görüp incelediğimde de yazmıştım; bila bedel kullanımımıza sunduğunuz bu platform ile hakikaten ne denli onur duysanız azdır, bunun tek izahatı var; edebiyata ve özellikle Türk Edebiyatına duyduğunuz aşk. Öylesine bir aşk ki içerisinde ve elbette en başında Rabbimiz var, vatan var, ulusumuz var, ilaveten insanlığımız var... neler yok ki...toplumsal katma değeri ömre bedel, iyi ki Edebiyat ile iştigaldesiniz. Kendisiyle tanışabilme şansım hiç olmadı ama Yener Bey'e de minnettarım kendi adıma. Müthiş bir iş çıkarmışsınız ekipçe. Bir tutam amiyane bir deyiş oldu ama yazabildiğimden çok çok daha fazla samimi bir hissiyat ile kelimelerimi zorladığıma inanınız. Harikasınız yahu... ne diyeyim başkaca bilemedim.Çokçana çokçana kutluyorum sizleri. Bu sitenin bir üyesi olmak, burada yazabiliyor olmak çok güzel. Selam, sevgi ve saygılarımla. çağatay
Yağmur, gökte sessiz bir niyet iken yerde musikiye dönüşür. Tıpkı bunun gibi, hakikat de zihindeyken bir düşünce, kalbe düştüğünde ise bir cinnettir. Bu yazıda geçen o muazzam tespit gibi: "Aşk bir ömür sürerse, delilik de onunla gezer." İnsan, ölçülerin dışına çıktığında toplum ona "deli" der; ancak o eşiği geçtiğinde vardığı yer, aslında varlığın özüdür. Aslında hepimiz biraz eksiğiz. Kimimiz bunu topuklu ayakkabıların boyuyla kapatmaya çalışırız, kimimiz ise sökük bir kazak kolunda saklarız noksanlığımızı. Gerçek delilik, her şeyin yolunda olduğuna dair kurduğumuz o sahte düzendir. Gerçek velilik ise, fırtınanın ortasında şemsiyesiz durabilmek ve yağmura "istediğin gibi yağabilirsin" diyebilecek kadar kendinden geçmektir. Biri akılla her şeyi ölçerken yorulmuş bir "deli", diğeri gönülle her şeyi çözmüş bir "veli"... Hangisinin daha özgür olduğu ise, sadece yağmuru ıslanmadan dinleyebilenlerin değil, o yağmurda ıslanırken şarkı söyleyebilenlerin bildiği bir sırdır. Eyvallah Tebri...
Dünya, üzerine giydirilmiş tanımlarla dönen devasa bir sahnedir. Bizler, o sahneye çıktığımız andan itibaren bir uyum gömleği giyeriz. yakası ilikli, ütüsü bozulmamış, ölçüsü cemiyet tarafından alınmış bir gömlek bu. Oysa yağmur başladığında, topraktan geldiğini hatırlayan her hücremiz, o gömleğin boğucu düğmelerinden kurtulmak ister. Üsküdar sahilinde bir saçak altına sığınan iki karakterin yani iki figürün karşılaşması, aslında insanın kendi içindeki iki kutbun, analiz eden akıl ile hisseden hakikatin çarpışmasıdır. Bizler, noksanlığımızı renkli ipliklerle örtmeye, yaralarımızı çengelli iğnelerle tutturmaya çalışan ruhlarız. Hikâyedeki o yabancı, sökük kazağı, tek bacağı kesilmiş pantolonu ve iplerden örülü saçıyla, aslında ruhun o yamalı bohçasını dışa vurmuştur. Akıl, onu "anormal" olarak etiketlerken; o, aklın en büyük kalesi olan "kimlik" üzerinden sarsıcı bir soru sormaktadır. "Sen kimsin?" Bu soru, tüm unvanların, topuklu ayakkabıların ve beyaz elbiselerin üzerimizden düştüğü...
Yılanı deliğinden çıkarırken kimi zaman kelebeğin kanadını da kırar. Ne güzel dediniz "Mazlumun ahında intizardır gölgen" Canı gönülden kutlarım. Muhabbetle
İnsanın sabrı zora düşerse, insanın dili kötü söz söylenince, insanın huyu kötülüğü görünce belli olur Elimizden geldiğince ılımlı olmalıyız Güzeldi sayın hocam Saygılar selamlar
hayat yaşama tutunmak ölüm ise tek gerçek ama vakit varken o akit imzalanmalı illa ki en mutlu senaryonun da altına imza atmayı bilmeli insan selam sevgimle canım kardeşim
O bir şiir cambazı o bir dize denizi.. Köşede yanan mumdan ziyade tüm ormanı saran bir yangın. Teni o kadar sıcak ki ruhu erimiş ebediyete.. Kaleminizi Gülüm Çamlısoy'a çok benzetiyorum. Çok güzeldi saygılar.
İnsan, evrende anlam arayan tek canlıdır. Bu arayışın en zarif, en çıplak ve en vurucu yolu ise şüphesiz şiirdir. Paylaşılan dizelerde de vurgulandığı gibi; kimi şiiri yazar, kimi ise şiiri bizzat yaşar. Ancak her iki durumda da şiir, hayatın içinden süzülüp gelen bir İnşirah serinliğidir. Ruhu yorulan insan için şiir manevi bir sığınaktır. Şiir, sadece kelimelerin yan yana dizilimi değildir.Aynı zamanda bir yaranın üzerine üflenen nefes, bir kederin en mahrem itirafıdır. Acı, şiirleştiği an evrenselleşir. Şair, kendi içindeki ahları şiirin kucağına bıraktığında ise o ses sadece onun değil, tüm insanlığın sesi olur. Yalnızlık hissini kırar ve teskin edici bir iyileşme başlatır şiir.Tıpkı Toprağa düşen tohumun yeniden dirilmesi gibi şiir de solmuş duyguları yeniden filizlendiren bir candır. Şiir ile yaşam arasındaki ilişki, etle tırnak gibidir. Yaşam, şiirin ham maddesi ise, şiir ise yaşamın kristalleşmiş halidir. Hayatı şiir gibi yaşayanlar, olaylara sadece gözleriyle değil, g...
İlk başta bocaladım ama sonra alıştım. Evimizin dekorasyonu değişmiş oldu hocam. Şimdi normal oldu her şey. Emeğinize sağlık. Evet burası hepimizin evi. Selam ve saygılarımla
insanın kendi iç dünyasında kurduğu o muazzam ama bir o kadar da hüzünlü krallığın haritası olsa gerek bu şiir. Kelimelerin arasından sızan o sızı aslında hepimizin zaman zaman sığındığı o kuytu limanın kokusunu taşıyor. İnsan en çok kendi içindeki kalabalıktan korkar. en büyük ıssızlık da yine oradadır. perdeler çekildiğinde başlayan o asıl mesai, aslında bitmemiş bir hikâyenin tozlu sayfalarını yeniden temize çekme çabasıdır. Özlem; insanın kendi göğüs kafesinde yerini bulamayan o sızıyı, bir pusula gibi kullanarak çıktığı en uzun seferdir. Şehir sustuğunda ve zaman durduğunda başlayan o sessizlik, aslında söylenmemiş kelimelerin, yarım kalmış cümlelerin feryadıdır. İnsan, hayat boyu bir cümlenin son kelimesini arar durur ya, işte o kelime gelmedikçe hikâye bitmiyor, sadece askıda kalıyor demek ki. Şiir, aşkın ve yokluğun coğrafyasını ne kadar da zarif özetliyor. Her sokak, her köşe başı, her hatıra aynı kapıya çıkıyorsa eğer, orası artık bir şehir değil, bir mabettir. Ve o mabett...
Beklemekle üzerine kurulmuş bu imtihanı sadece bir sabır hikâyesi olmaktan çıkarıp, adeta mistik bir vav gibi bükülen, ancak elif gibi dik duran bir sadakat beyanına dönüştürüyor şiir. Şair, sevdiğine seslenirken kelimeleri birer nakkaş titizliğiyle işliyor ve her mısra vuslatın o eşsiz kokusuna duyulan birer secde gibi diziliyor sanki. Daha ilk dizelerinde bizi sarsıcı bir yoğunlukla karşılıyor şiir. Sevilenin varlığı mekândan bağımsız bir menzile dönüşmüş adeta. Kelimeler arasındaki doku geçişleri oldukça estetik. Şair, sevdiğini sadece bir insan olarak değil, ömrün nihai gayesi olarak selamlıyor. Beklemeyi bir ibadet gibi bir kutsiyette ele alan bu şiir, vuslatın ancak sabırla yoğrulmuş bir yürekte çiçek açacağını söylüyor bizlere. Sevmek, insanın ben ülkesinden biz iklimine hicret etmesidir. Nefesin har olması, uykuların nedamete uğraması ama yine de her nefeste şükür diyebilmektir sevmek.ve bir başkasının varlığını, Allah’tan gelen en büyük bergüzar (armağan) olarak kabul ed...
Diyecek söz bulamadım Gönlünüz gam keder görmesin efendim Tebrik ediyorum canı gönülden
Beş puan, beş puan, beş puan :) Tebrikler değerli kardeşim, değerli hocam selamlar sevgiler
Merhabalar siteniz Hayırlı olsun Hayırlara vesile olsun diyelim öncelikle Fakir bu siteye Sami hocam vesilesi ile geldi Gayet güzel hoş edepli faideli makaleler şiirler yazılıyor Şiir veya makale paylaşılınca herkes okunmasını ister elbette Elimden geldiğince hoşuma giden şiirleri veya makaleleri okurum okuduğum yazıya veya şiire muhakkak yorum yazarım müspet veya menfi fark etmez muhakkak yorum yazar ve beğenirim Okumadığım şeyede asla yorum veya beğeni yapmam Siteniz gayet güzel ve dostlarımıda davet etmeyi düşünüyorum aktif olarakta kullanıyorum Selamlar ve saygılar efendim
Şair bozuk düzene isyan etmiş. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır eyvallah. Ama haksızlık karşısında dimdik ayakta durayım derken iş Allah'ın adaletini sorgulamaya kadar uzarsa işte orada sıkıntı başlar. Şiir her zamanki gibi dört dörtlüktü. Candan kutlarım. Selam ve sevgiler. NOT: ''Eğer yol yorda mı varsa dinlerim'' dizesindeki '' yorda mı'' düzeltilmeli. Doğrusu '' yordamı ''