Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Bu sevgiyi gönlümüze yerleştiren, Rahmanın merhameti kadar kutsal olan avuçların, Yaşadığımız sevdanın arifesin de ben, Gamzelerinin dergâhında sana bakan kalbim, aşk diye seninle atmaktadır. tebrikler candost, çok güzeldi, şimdiye kadar senden okuduğum en en güzel şiirdi diyebilirim elbette diğerleri de güzeldi ama bu bambaşka bir tat.... sevgimle....
çok susadım aşka sevdaya suyum ol susuzluğuma. heybemde azığım, yüreğimde sevdam ol. karanlık dünyama güneşim boş yatağımı paylaşan yoldaşım ol. ben de ben, sen de sen olalım… harikaaaa yüreğine sağlık değerli dost.... sevgimle....
Hocam duygu seliydi... her dizede kendimi buldum... Yorum yazmayı bıraktım tekrar okudum... Bu kadar sitemin içerisinde kaybolmuşken, radyoda da *Gitme sensiz yaşayamam* şarkısı çalıyor... Tuz biber oldu... Gönül dolusu teşekkürler.... Selam ve dua ile...
Ankara... Ne desem? Sevdiklerim orada... Sevmediklerim orada... Ama ben dimdik ayaktayım... Aklıma geldi birden... Ankara Gibiyim artık! Üzülmeyi Çankaya'da bıraktım. Coşkuyu Gençlikparkı'nda... TBMM kadar yorgun, Kale kadar yıkık, dökük. Çinçinbağları kadar belalı, Otogar kadar vedalara alışık! Turan Güneş Bulvarı kadar kalabalık, Tunalı Hilmi Kadar cefakar.. Ankara gibiyim yani, Uzaktan pırıl pırıl Ama... Aslında yorgun , Ve her şeye rağmen Anıtkabir gibi Dimdik ayaktayım... (Uyarlama) İşte böyleyim... Şiirini okuyunca,inan koptum... Bana sadece o pırıl pırıl güzel yüreğini kutlamak kaldı... Söyleyecek söz bulamadım... Yüreğimde öyle bir devrim yaptım ki, Önce seni terkettim, sonra dönmemek üzere Ankara'yı terkettim... Hem de ne terk etme... :( Selam, sevgi ve saygılarım güzel yürekli arkadaşıma...
>dünün izinde canhıra bir eda ile kalme çöl kumlarını savurdu üzerimize.Bu gün içimize kalbimize ve gönlümüze ne ram olduysa hep dünden kalan bir ezginin esaretindeyken. Ki aşk dediğin pervane ne mecnunları çöle dökerken aslında yanan meşale evreni kucaklardı.Ya evren dalında anlamsız bir çiviyi kalbin tam ortasına çakmışcasına aşk ateşle imtihan edildi. İyi ki aşk var ve evren döner etrafında pervane kutlarım
''Aşk iki kişiliktir. Birinin gürlemesine karşılık diğerinin yağmasının bir süre idare edilebileceğine itirazım yoksa da, aslolan ilişkide rahmetin yağmasıdır.'' diye buyurmuş büyük düşünür, tevazu ustası Hazreti Mevlana... bazen aşk, iki kişilik olmaktan çıkar...mısralar adeta, sevenin kaleminden küllenmiş ölüm yağmurları yağdırır.Sevgilinin elinde, sevgilinin gözlerinde ölmek güzeldir...Ancak, sevgilinin yaşattığı onca acı yüzünden ölmek; işte bu insana zor gelir. zor gelir rahmeti başka gözlerde aramak.Sevgilinin kahır dolu sözleri var ya bir hançer yarasından daha çok elem vericidir.Aşk güvenini yitirdiği vakit kalplerde, bir ceylan gibi ürkek ve çekingendir.Onu bir daha geri getirmekse çok uzun ve meşakkatli bir zaman gerektirir.İşte o yüzden,, ''ölüm asla büyük bir kayıp değil, asıl kayıp içimizde ölenlerdir'' Tebrik ve selamlarımla Üstad Nicelerine...
Biliyormusunuz böyle hüzünlü yazıları okuyunca ve kendi çocukluğumu düşününce biraz utanç duymaya başladım.Ender bulunur bir insanım çünkü çocukluğum çok güzel geçti.Kendimi ne kadar şanslı saysam yeridir artık diyorum.Mutsuzluğu büyüyünce tatdım bzen..Bir de Sevdalinko arkadaşımızın buna benzer bir hikayesi vardı ki okurken göz yaşımı tutamamıştım. Ve sizin yazınızın devamını okusam mı okumasam mı tereddütü yaşadım.Daha fazla bir acıyı kaldırabilirmiydim ki? Hayır ya olamaz dediğim öyle hüzünler akmışkı sayfaya içim burkuluyor. Bir çocuğun kime kötülüğü olabilir ki. Bir çocuğa nasıl el kalkabilir ki? Ben okumakta zorlanırken sizi yaşamışsınız.Ne acı. Allahım sabır versin..Vermiş ki şu anda bu satırları karalama cesareti bulmuşsunuz. Yürekten kutluyorum sizi..Sabrınızı.Metanetinizi.. Sevgiler.
Bazı geceler altı yerine, yastığını ıslatışının ve niçin üvey evlat muamelesi gördüğünün farkına varabilseydi, eminim herşeye rağmen yüreğine düşen okşanma arzusunun, kalbini sızlatmasına izin vermezdi. Duygularını susturmayı bilseydi eğer… Böyle bir yavrucağın ruhsal gelişimini düşünemiyorum desem de!! Gördüğüm bazı ailelerin yetiştirdikleri daha sonra da evlendirip çocuk çocuğa karıştırdıkları kızları biliyorum, bazıları kendi yavrularına karşı; korumacı, bazıları ise, suçlayıcı ERKEN EVLENDİRİLDİM sendromu ve sizlerin hayatımda ne işiniz var demeleri.. Düşünüyorum da; Nice ebeveynler cehennemi istemeyerek te olsa dolduracak, ne üzücü.. Kutlarım kaleminizi sevgilerimle şairem..
Aşk ayrı bir şey,sevgi ayrı birşeydir..Zaman zaman aşk nedensiz sevmekdir diyerek büyük büyük lavlar ederiz oysa ki Aşkın bir nedeni vardır ama sevginin bir nedeni yoktur..Aşk bir anlık kalbin çırpıntılarıdır zamanla yerini sevgiye bırakır,oysa sevgi öyle değildir,şiirinizdeki aşkın yerini alan fedakar sevgiyi çok güzel dile getirmişsinz,saygıyı da tam aranıza alaçakken kaçmalar..işde aşkı yıkan,aşkı yerlerde süründüren ve kahramanlarını şiirlere,filimlere konu edende bence budur. Aşk+sevgi=saygı bunlar olmasa olmaz.Bütün kalemler bu üçgeni yazar ve bizlerde bu üçlüyü hayatımız boyunca arar dururuz yüreğinize saglık...
Dökülmüş yine kalemden, vurgun yemiş yüreğin feryat sesi... Yitirme umutlarını, gün doğmadan neler doğar. Belki bir sabah, amansız yaraları Yaradan sarar...Çok güzeldi, yüreğim burkularak okudum. Yazan kalemine, yüreğine sağlıl Polat arkadaşım...
bıraksaydın maviyi sarardın kırmızı pamuklara v ve ölümün kanatlarında ruhu teslim ederek giderdim gözlerinden usulca... acıyı damıtabilir misin.... yada yüreğe hançer yerine heceleri ok edip saplayabilir misin... güne düşebilir misin günsüzlüğünde ve sus dermisin yazma ey kalem yeter... acıt hadi acıtabildiğin kadar da...Nereye kadar.... kısaca yüreğin umutsuzluğun acının devinimiydi şairin kalemi... kutlarım saygılarla
şiir genel olarak hüznün deminde soluklandırıyor... kalem keskin.. yanılmıyorsam hecede yazıyor düz yazıda ki... işte şairliğin meziyeti... bir yerde sınırlı kalmıyor... edebi kimliği kuvvetli... hikayesi şiir ötesi şiir hikaye ötesi bir bütün olarak baktığımda ise kaleme hayranlığım bin misli arttı güne güneş gibi düştü şiir hüzün güneşi kutluyorum sevgilerle Gülsen Hanım...
"önünü ilikle yalnızlığının ben bildiğim gibi ölürdüm gözlerinde" Şiire damgasını vuran dizelerden sadece ikisini aldım buraya.almadıklarımdan vazgeçmiş falan değilim. Birkaç kez okudum dizeleri.Ustalıkla kaleme alınmış satır aralaarındaki sitem de dişe dokunuyor. Teşekkür ederim saygılar.
“Ağlasam kangren olur yaralarım…” Şiir içerisinde kimi dizeler daha baskın bir şekilde varlığını hissettiriyor. Yukarıda paylaştığım dize de böylesi. Sanırım her okur, kendi menziline giren ifadeleri, zihnin de imtiyazlı bir konuma yerleştiriyor. Ancak, şiirin bütününe üvey evlat muamelesi yapmak da istemem. Kaldı ki şiir, görece uzun olmasına karşın yalpalamadan, duyguyu dağıtmadan bir çırpıda sona ermeyi başarmış. ‘Aşkı dilenmek…’ ‘Çiçekler kuşanmak’ Ve tabii ‘Sabahlar saadet biriktirir’ Es geçilemeyen betimler. Kutlarım…
Aşk öyle bir şeydir ki, güzelliklerin hep galip gelmesini beklediğimiz bir dünya hasretidir.O dünya hasretidir ki, kırılgan,ince bir dantel ipliğinde görücüye çıkarır kendini...Kırıldı mı bir kere;sevdaya doğru akan çoğul ırmakları tersine de çevirsen affetmez. Gönül, öyle kutsal bir kapıdır ki, içeri girip çıkanı tekrar buyur etmek o kadar çok zordur. Zordur içinizdeki sahraya çiçekler ektirmek,ektirdiğinizi büyütüp yeşertmek.O saatten sonra,,,sevse ne olur sevmese ne olur... Üstad yorum şiirden doğar derler ya hani.Umarım beğenmişsinizdir. Saygı ve selamlarımla, Tebriklerimi bıraktım.
Bu güzel aşk şiirinizi yürekten kutlar, Saygılar sunarım.
yüreğinize sağlık şairem, yine çok güzeldi, Aşk nedensiz sevmek değil midir zaten, içinden gelerek, isteyerek, bir nedene sığınmadan...
Başarılar dilerim, sonunu heyecanla beklediğim gayet sürükleyici bir yazı okudum emeğinize sağlık.. Tebrik ederim yürekten...
Bir ayrılık öyküsü değil, bir yaşam son buluyor gibi geldi bana değerli şairem. Hüzün dolu şiiriniz çok güzeldi. Tebriklerimle, Saygılar.
Sarı badanalı bir okulda ilk öğretime başlamışdım.Okulumuzun adı Kurtluluş İlk okulu olmasına rağmen ilçede herkes onu sarı okul olarak bilirdi.Sınıfımız 50 veya altmışa yakındı ve bir Eyülde başlamışdı telaşım sınıfın içerisinde sadece 3_5 kişinin ayakabısı kunduraydı bizlerin ise lastık ayakkabıydı....Ne yalan söyleyeyim hiçde umursamazdım,hayatımda hiçde kıskanmazdım ve biz altmış öğrenci olarak hep biribirimizi severdik çünkü biz eylülde bile sevgiyi öğrenmişdik.