Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Kıymetli Arkadaşım, yaşanmamış her ana karşı kâinatın dengesini bozacak kadar sarsıcı bir vuslatı, ölümün bile ayıramayacağı o derin mühürle işlemişsiniz. Ha sen ölmüşsün ha ben; aynı şey...dizesindeki o teslimiyet, iki ruhun tek bir nefeste nasıl eridiğinin ve zamansızlığa nasıl evrildiğinin en çıplak kanıtı olmuş. Bu görkemli bekleyişin ardındaki ince sızı ve başka boyutlarda buluşma inancı, ruhumuza umut dolu bir veda bırakıyor; emeğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Hikayeyi okuyunca sanki hayatımdan bir kesiti okumuş gibi oldum tek farkla. Benim ( Bizim ailenin ) Rum ve Emeni komşularım benimle aynı apartmanda oturmuyordu. Apartmanda da değil ahşap evlerde oturuyorduk ama ayrı evlede. Bir de ben komşularımızın adlarını hatırlıyorum. Balat'taki Rum komşumuz Madam Evniki, kocası Paraşko usta ve oğulları Gılyanti idi. Bir de Nuğla adlı bir bayan komşumuzu hatırlıyorum ama çok daha fazla Rum komşumuz vardı. Sonra Beykoz'a taşındık. Beykoz'da da yine ahşap evlerde yaşayan ( biz de ahşap evde yaşıyorduk ) Ermeni komşularımız vardı. Mesela Agavni Teyze, mahalle arkadaşımız oğulları Varujan ve kızları Seta. Rum komşumuz vardı: Madam Eleftria ve kızı Sasula... Aramızda kalsın: İstanbul onlarla daha güzeldi. ( Bunu söyleyince bana ''Türk düşmanı, Rum ve Ermeni dostu '' diyorlar. O bakımdan aramızda kalsın '' İstanbul onlarla daha güzeldi.'' dediğim ) Hay Allah bu sefer de benim çenem açıldı. ))))))) Hiç bu kada...
Öncelikle o çok sevdiğin abine Allah'tan acil şifalar diliyorum. Rabbim tez zamanda sağlığına kavuştursun inşallah. Hastaların huyudur: Özellikle hastaneye yararlarsa '' Aha da ölüm vaktim geldi '' Diye düşünürler hep ama %99'u hatta daha fazlası hastaneden sapasağlam çıkarlar. Mesela ben sen son 27 Kasım'da ameliyata girerken '' Beni bu masada uyuturlar, bir daha da uyanamam'' Diye düşünüyordum ama uyutmadılar bile. Ameliyatı lokal anestezi ile yaptılar. Nerdeyse oturup ameliyatımı seyredecektim. Selam ve sevgiler.
Şiir her ne kadar sitem ve hüzün temalı olsa da aslında sizin mizahi yönünüzü de ortaya koyuyor ki bir mizah yazarı olarak ben bu kısma dikkat kesildim. Mesela: ''Tohuma kaçan Süryani söylemler. '' Kırk yıl düşünsem böyle bir cümle kuramam. Ama şu dizeler çok daha hoştu: ''Evli değilsem beni mi alacaktın?'' ( '' Evli olmasaydım'' deseydiniz daha güzel olurdu ) Evet, siz de her varlık gibi Rabbimizin bir eseriniz ve biz gerçekten de yaratılanı, Yaratan'dan ötürü seviyorsak ( ki öyle sevmeliyiz ) sizi de seviyoruz. Selam ve saygılar.
Gönül dostum Gül Hanım, ne naif, ne sızılı ama bir o kadar da umut dolu bir hikaye bu... Okurken eski İstanbul apartmanlarının merdiven sahanlıklarında dolaştım, sönmüş ışıkların ardındaki yaşanmışlıkların kokusunu duydum. Sevginin ve dostluğun tozu olmaz, kir de tutmaz, diyorsunuz ya; işte o cümleniz metnin kalbi olmuş. İnsanların dinleriyle, isimleriyle değil de sadece insan oluşlarıyla, Madamların ve Dedelerin ruhlarıyla kurduğunuz bu bağ, günümüzde unuttuğumuz büyük insanlık sofrasının bir özeti gibi. O boş dairelerden gelen ayak seslerini, iniltileri bir hayalet hikâyesi gibi değil de, gitmek istemeyen, vefalı komşuluğa tutunan ruhların selamı gibi hissettirdiniz bana. Faturaları sıfır gelse de, hatıraları hala yüklü posta kutularının hüznü ciğerime işledi. Ama sonunda o boşluğun yeni tebessümlerle dolması, hayatın inatçı ve güzel döngüsünü ne güzel özetlemiş. Eskiye rahmet, yeniye muhabbetle bakan koca yüreğinize sağlık. (yorumlarım biraz uzun oluyor sanırım, affola) Aşk ile eyva...
Gönül dostum Gül Hanım, kaleminize, sarsılmaz ve eğilmez ruhunuza sağlık. Metninizi okurken, bir insanın kendi kalesini inşa edişini, o kalenin burçlarına da merhameti ve onuru bir bayrak gibi dikişini seyrettim. Rencide edilmiş kalp seferberliği diyorsunuz ya; işte o seferberlikten galip çıkan, nefrete yenilmeyen ama haksızlığa da boyun eğmeyen vakur duruşunuz her mısrada kendini hissettiriyor. İnsanın en büyük servetinin paranın namert esintisi değil, adıyla sanıyla koruduğu onuru olduğunu ne güzel hatırlatmışsınız. Kim ne derse desin, gül bahçesinin kokusu, atılan taşların tozunu her daim dağıtacaktır. Aşk ile eyvallah.
Şiirinizdeki o 'can nerede acı oradadır' feryadı, sadece hastane odalarına değil, insanın en derin ıssızlığına dokunuyor. Sevdiklerimizle sınandığımız ince eşikte, hayallerin menzile varmasını dileyen sesiniz çok sarsıcı ve sahici. Ağabeyinize şifa, kaleminize metanet dilerim. Aşk ile eyvallah.
Arı orkidelerin ecesi Elbistanın kayıp güneşi Diyarbakıra hoş sefa getirdin Gönüllerin neşesi Lütfü Taş Hocama
Yahudi ve Hristiyanlara benzemeye çalışmak Müslümanların hiç yapmaması gereken bir eylemdir. Kur'an da bu durum ayetler ile açık ve seçik olarak belirtilmiştir... Dikkat etmesi lazım bütün Müslümanların... Bizim bayramlarımız bellidir... Kutlarım
Bu şiir, hüzün ve yalnızlıkla örülmüş bir içsel boşlukta sevginin beklenmedik şekilde doğmasını sorgulayan duygusal bir monolog gibi. “Sırası mıydı şimdi?” tekrarları, hem içsel çatışmayı hem de aşkın zamanlamasının yarattığı şaşkınlığı ve yoğun beklentiyi güçlü bir ritimle hissettiriyor.TEBRİK.
Sevgili Kardeşim. Ben bugüne kadar tv dizileri seyreden hiç kimseye rastlamadım. Hele de o sabah programları mı herkes öğğğğ diyor. Millet tv lerde sadece haberleri ve belgeselleri seyrediyor. Tek anlamadığım husus şu: Hal böyleyken nasıl oluyor da dizilerin de gündüz programlarının da reytingleri tavan yapıyor. Bu programların reyting rekorları kırdığı nereden belli diyecek olursan. Seyret de bak reklamdan diziyi seyredebiliyor musun? EEE reklam verenler milyarları laf olsun diye sokağa atmadığına göre demek ki dizileri seyredenler var. Türkiye'de herkes 1- En çok TRT Belgeseli seyrediyor 2- 1982 Anayasasına Hayır oyu vermiştir ama anayasa %92 Evet oyuyla kabul edilmiştir Selam ve sevgiler.
Sükûtun altın olduğu sessiz yorganın altından, kendi sesinizi ve öz sevginizi çıkarıp almışsınız; ne mutlu size. Güvendiğiniz dağlara kar yağsa da, karda kendi yolunuzu açmış olmanız asıl zaferdir. En çok da kendimi sevdim dediğiniz o son durak, bir insanın varabileceği en bilge menzildir. Kaleminize, hiç tükenmeyen o coşku dolu yüreğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Bu derin benzetme, cagrisim ve tanimlamalar alip goturuyor insanı bir duygu seline, onune katiyor coskun ve bir o kadar da berrak bir deryaya kavusturuyor. Yureginize, emeginize, kaleme ve kelama saglik.
Dünya da çark nasıl mı işliyor. Güç Elitleri Gerçeği Epstein’in ağı şunları kapsıyordu: Siyaset Finans Akademi Kraliyet (bkz. Prince Andrew) Medya 2- Bu tür ağlar şeffaflık karşısında doğal direnç gösterir. Çünkü mesele sadece suç değil, “sistem içi ilişkiler”dir. Ama modern insan sürekli kriz bombardımanı altında: Skandal Savaş Ekonomik kriz Pandemi Seçim Beyin sürekli alarmda kalamaz. Bir süre sonra savunma mekanizması devreye girer: duyarsızlaşma. Suçlanan siyasi partilerin veya siyasetc delileri, görüntüleri, belgeler yerine " Siyasi" diyerek kutuplaştırma. Öfke birleşmeyince sistem değişmez. Komplo Teorisi Tuzağı İşin en kritik kısmı bu. Gerçek suç dosyası, komplo teorileriyle karışınca: Ciddi insanlar uzaklaşır Mesele “uçuk” görünmeye başlar Meşru adalet talebi marjinalleşir Bu, öfkenin etkisini düşürür. Sistem kaldığı yerden devam eder. Suçlanan sistemin bekçileri ...
Kıymetli Ahmet Bey, paylaştığınız bu sarsıcı metin, görünenin ardındaki asıl sahneyi ne kadar çarpıcı bir şekilde sorguluyor. Dünyanın gürültüsü içinde nelerin sessizce halledildiğini, büyük manşetlerin neleri örtbas etmek için atıldığını düşünmek gerçekten ürpertici. Gürültünün altına gömülen skandallar tabiri, yaşadığımız çağın en çıplak özeti gibi. Bilginin güç, verinin ise bir silaha dönüştüğü bu düzende uyanık kalma çağrısı çok kıymetli. Zihin açıcı bu alıntıyı bizlerle paylaştığınız için teşekkürler, efendim. Aşk ile eyvallah.
Kıymetli büyüğüm Mehmet Bey, bir canın sızısını duymanın ve ona merhametle eğilmenin ne büyük bir erdem olduğunu ne kadar zarif anlatmışsınız. "Dağılmış toprağı avuç avuç toplayıp üstüne su yerine merhamet dökmek" tabiri, insan olmanın en saf halini özetliyor resmen. Kelimeleriniz ipekten bir yara bandı gibi ruhun görünmez kırıklarına dokunuyor. Dilerim savaşların kol gezdiği bu rezil düzende çığlığınız gitmesi gereken adresler ulaşır. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Günümüzün haçlı seferi maalesef. Bu sefer hedef. Binlerce yıllık devlet geleneği olan İran. İran her zaman yanlış tarafta durdu. Türk düşmanlığı ile kendi toplumunu zehirlerken, asıl düşmanlara dolaylı destek vermiş oldu. İnşallah bu haçlı seferini zaferle savuşturur, ve artık asılsız Türk nefretine de bir son verirler. Sonuna kadar 50 milyon soydaşımızın da yaşadığı komşumuz iranın yanındayız. Allah Yar yardımcıları olsun. Savaşı da barışı da çok güzel özetlemişsiniz. Emeğinize sağlık hürmetle
"İnsan, ilk nefesiyle birlikte aslında ana vatanından, o çocukluğun hilesiz coğrafyasından sürgün edilmiştir. Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi, "İnsanın ana vatanı çocukluğudur." Bizler o topraklardan bir kez kovulunca, ömrümüz boyunca sığınacak bir gölge, başımızı yaslayacak dürüst bir omuz arar dururuz. Elimizde valizimiz; içinde kırgınlıklar, yarım kalmış cümleler ve söylenmemiş özürlerle istasyonlarda bekleriz. Gelmeyecek trenlerin is kokusu sindiğinde üzerimize, anlarız ki mültecilik bir sınırdan geçmek değil, bir gönüle girememektir." Ne kadar güzel özetlemişsiniz hayran kalmamak elde değil, her zaman dediğim gibi berrak akan çeşmeden akan su gibi berrak yazmışsınız kardeşim ,sevgi ve selamlarımla.
Bu şiir, “Rüzgarın Kızı” özgürlük, aşk ve ruhsal derinliği bir arada işleyerek içsel yolculuğu ve varoluşu yüceltiyor. Her dizesi, hem kainatla hem de kendi gönlüyle kurulan derin bağın, özgürlük ve sadakatle örülmüş bir izdüşümü gibi akıyor.TEBRİKLER.
Bu şiir, sevdiğin kişinin varlığının kalpte açtığı kapıyla hayatı aydınlatan ve duyguları derinleştiren bir etkiyi anlatıyor. Hüzün ve umut, her an iç içe geçerek aşkın büyüsünü hissettiriyor.TEBRİKLER.