Mardin-Mazıdağı –Arısu Köyünde doğar. Doğum tarihi resmi kayıtlarda 01.01.1962 diye yazılır. Bu sadece bir rivayettir. Zira annesi bile doğumunu karıştırıyor. İlkokulu köyünde, Ortaokulu Mazıdağı Ortaokulunda bitirir. İstanbul Pertevniyal Lisesinden mezun olur. Mezuniyetten sonra memleketinde bir yıl vekil öğretmenlik yapar. Bu arada A.Ün. A.Ö.F/İş idaresi bölümüne girer. Ardından Marmara Ü.İlahiyat Fakültesini kazanır. Maddi sıkıntıdan dolayı maliye sınavlarına girer. Beyoğlu Vergi Dairesinde Memur olarak göreve başlar. Okul ile göreve devam durumu çatışınca okulu asmak zorunda kalır. Evlenir. Memur maaşıyla İstanbul’da geçinmek adı konulmamış bir işkenceye dönüşür. Harama el sürmeyi de hiç düşünmez. Askerlikle ilgili sıkıntısı da bastırınca Ücretsiz izinle askerlik işlemleri için görevinden ayrılır. Niyeti, hem askerliği aradan çıkarmak, hem bu arada asaleti tasdik olunsun, dönüşte tayin çıkarmak. Böylece bu sıkıntıdan kurtulmak. Sonuç fiyasko. İzni istifaya sayılır, Sayın iyi niyetli(!)Amirleri tarafından. Gerekçe iznin isteyiş usulünde hata imiş.
1991 Kasımında başlayan Aslan Mehmetçikliği 1993 Şubatında vukuatsız olarak sona erer. Çünkü iki çocuk babasıdır. Vatanı koruyor. Anne-Babasının, Eş ve çocuklarının, kardeşlerinin yaşadığı ev, köy iki defa yaylım ateşine tutuluyor. Terörle en ufak bir bağları yok. Üstelik korucu falan da değiller. Ailesi ve çocuklarının yaşadığı köy, suçsuz yere, terör yüzünden dağılma sürecine giriyor ve dağılıyor. Herkes sığınılacak bir yer arıyor.
Tezkereden hemen sonra, Terör yüzünden, o da ebeveyni, eşi, çocukları ve kardeşleri dâhil 15 kişilik ailesiyle birlikte can güvenliği için Çukurova’ya-Osmaniye’ye sığınır. Ailenin Şehirde yaşamış tek ferdidir.6-7 yıl boyunca aileyi korumak, hayata adaptasyonunu sağlamak için sosyal hayattan kopar. Terör ve İyi İdareciler(!) yüzünden beden işçiliği yapmak zorunda kalır. Mersin-Antalya-İzmir Ormanlarında naylon çadırlarda kömür işçiliği yaparak farklı bir yaşam kulvarına girer. Ekonomik durumu biraz düzeltince Osmaniye’de Reklâmcılık yapar, çok güvendiği bir arkadaşından bir ortaklık kazığı yer. Ardından Kırtasiyecilik yapar. Bu sefer Ecevit-Bahçeli-Yılmaz krizinden okkalıca bir darbe yer.
Köye dönüşlere izin çıkınca ailesi geri dönüp köyüne yerleşince, kendisi de 2004 yazında Diyarbakır merkeze yerleşir. Üç buçuk yıl siyasi bir partinin Diyarbakır il başkanlığının muhasebe işlerini yürütür. Ardından kendi isteğiyle istifa eder. Hâlihazırda özel bir kurumun satın alma işlerini yürütüyor.
Bir STK’ da insan hakları savunuculuğu yapıyor. Üç çocuk babasıdır. Adalete olan özleminden dolayı Ak Partinin kuruluşundan 14 gün önce doğan kızının adını “Adalet” koyar. Oysa o vakit böyle bir partinin ne adından ne de varlığından haberdar bile değildir. Adalet arayışı halen devam ediyor.
Bu arada onca badireye rağmen, okur-yazarlıkla arasını hiç bozmaz. İyi bir okuyucudur.
İlk Makalesi 1984’te Milli Gazetede okuyucu mektubu olarak yayınlanır.1988’de Şahadet Dergisinin Şiir yarışmasında Birincilik alır. Mizgin Dergisinin 2005 yılı şiir yarışmasında İkincilik ödülü alır. Yerel basında zaman zaman şiir ve yazıları yayınlanır. Bir Şiir Kitabı, Bir Askerlik Günlüğü, Bir Öykü kitabını ve yıkılan köyünün hikâyesini basıma hazır hale getirmiştir. Uzun süredir bir roman denemesi üzerinde çalışıyor. Araştırmayı sever. Politikayla arası fazla sıcak olmamasına rağmen kendi bakış açısına göre” doğru ve ahlaklı siyaset” üzerine makaleler yazar.
Sedat DOĞAN, EdebiyatEvi'nde 45 eser paylaşmış yazardır. 43 şiir, 2 makale kaleme almıştır.